Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 119
» Son Üye: Ceren bozkurt
» Toplam Konular: 1,589
» Toplam Yorumlar: 4,986

Detaylı İstatistikler

Son Aktiviteler
Özel Eğitime Nereden Başl...
Forum: Otizm
Son Yorum: alptug
08-24-2019, 11:36 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 211
Dil Konuşma Problemleri v...
Forum: Dil-Konuşma
Son Yorum: alptug
08-18-2019, 11:14 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 238
Dil ve Konuşma Bozuklukla...
Forum: Dil-Konuşma
Son Yorum: alptug
07-06-2019, 10:50 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 523
DKA Özel Eğitim ve Rehabi...
Forum: Kurum Tanıtımları
Son Yorum: alptug
07-05-2019, 10:43 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 264
dil ve konuşma terapi set...
Forum: Dil-Konuşma
Son Yorum: ongun51
04-27-2018, 02:03 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 1,056
“Konuşmanın 5n1k’sı” Seti
Forum: Dil-Konuşma
Son Yorum: ongun
03-30-2017, 02:19 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 3,313
Sağlıklı dil gelişimi
Forum: Dil-Konuşma
Son Yorum: Yönetici
07-22-2016, 03:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 3,252
Dil ve Konuşma Terapi Sür...
Forum: Aile EğitiMi
Son Yorum: Yönetici
06-12-2016, 01:10 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 7,715
DKA Eğitim Danışmanlık
Forum: Dil-Konuşma
Son Yorum: Yönetici
06-05-2016, 08:52 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 4,319
Etkili ve Pratik Dil ve K...
Forum: Duyuru
Son Yorum: Yönetici
06-05-2016, 08:48 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 10,438

 
  Özel Eğitime Nereden Başlanmalı
Yazar: alptug - 08-24-2019, 11:36 PM - Forum: Otizm - Yorum Yok

Aileler çocukların da bir problem olup olmadığını daha çok yürüme,konuşma,tuvalet ve temel akademik beceriler gibi temel kilometre taşlarına göre değerlendirirler. Bu beceriler temel kilometre taşı olmasına rağmen ismine tepki,göz teması,taklit,dikkat ve etkileşim becerileri çok daha erken yaşta dikkat edilmesi gereken daha temel becerilerdir.

Aileler genellikle daha ileri ki dönemde çocuğun gelişiminde problem gördüklerinde(örneğin konuşma olmadığında) bu erken yaş temel becerilerin önemini anlamaya,okumaya başlarlar. Çocuğun gelişimindeki erken uyarı sinyalleri dediğimiz göz teması,ismine tepki verme gibi beceriler de merkezi sinir sistemi yani beynin senkronize çalışmasına bağlıdır. Senkronize çalışmayan merkezi sinir sistemi çocuğun gelisiminin parçalı olmasına sebep olur,gelişim düzenli olarak ilerleyemez.

Problemin varlığında aileler temel kilometre taşlarındaki davranışları düzeltmeye çalışarak çocuğun gelişimini rayına sokmaya çalışırlar ki esasında bu da çocuğun eğitiminde iplerin kopmasına sebep olan ana hatayı getirir. Konuşamıyorsa konuşturmaya ,yürüyemiyorsa yürütmeye ,dikkati dağınıksa birşeye dikkatini verdirtmeye çalışırlar. Burada ailelerin sorması gereken en temel soru şudur; ÇOCUĞUMUN BEYNİNDE(MERKEZİ SİNİR SİSTEMİNDE)YOLUNDA GİTMEYEN NE VAR?

Bu soru çocuğun eğitiminde daha verimli bir özel eğitimin yolunu açacaktır. Çocuğun genel gelişimindeki davranislar (konuşma,yürüme,...vb) merkezi sinir sisteminin düzenli çalışmasıyla oluşan davranışlardır. Yani bu davranışları düzeltmeye çalışmak çocuğun gelişimine çok düşük düzeyde fayda getirir hatta otizm gibi gelişimsel YETERSİZLİKLERDE zarar bile getirebilir.
Örneğin çocuk için en önemli kilometre taşlarından biri olan ifade edici dil becerisi yani konuşmadır. Aileler konuşma becerisini geliştirmek için yüzde doksan 95 düzeltme yaklaşımı benimserler yani çocuğa tekrar yoluyla konuşma davranışı öğretmeye çalışırlar. Konuşma becerisinde resimli kartlar,etkinlik kartları dikte ettirilmeye çalışılır. Konuşmada en önemli faktörler; ETKİLEŞİM,SÖZSÜZ İFADE(isteklerini jest ve işaretlerle anlatma) AMAÇLI HAREKET,TAKLİT,ORTAK DİKKAT,ALICI DİL BECERİSİ VE OYUNDUR.
Konuşma iletişimin sözel şeklidir ama iletişimin tel yolu değildir. Konuşma öncesinde çocuk ne kadar çok sinyalleşirse (byby yapma ,gel yapma,işaret etme,hayır şeklinde kafa sallama,itiraz etmek için ayak vurma...vb)bunlar daha sonra sözlü iletişim için kullanılacaktır. Çocuğun motor planlaması (kafasında tasarladığını davranışa dönüştürme) mutlaka iyi olmalıdır. Çocuk yetişkinlikle birlikte aynı konu üzerinde çalisabilmelidir (ORTAK dikkat).
Konuşma haz ilkesiyle orantılı olarak gelişim gösterir.

Faaliyetlerin çocuğun önderliğinde ve keyifli olması çok ama çok önemlidir. Bunları var eden düzenli hale getiren de beyindir.
Beyni düzenlemek için en önemli ilke keyifli oyun ve etkileşimdir . Araştırmalar net bir şekilde gösteriyor ki;keyifli etkileşime giren çocukların merkezi sinir sistemi düzelmekte bir çeşit tamir olmaktadır.Bu yüzden öncelikli hedef çocuğa bol bol konuşturma alıştırması yapmak değil keyifli ve temel ilkelere uygun oyun oynamaktır . Özellikle 0-3 yaş arası çocukların konuşma terapisinde floortime(yerde oyun) ve benzeri yaklaşımlar olmazsa olmazdır . Konuşma terapisi çalışmalarında seansın en 15 dakikası harekete ve duyusal BÜTÜNLEME çalışmalarına katılmalıdır . 0-3 yaş çocuklarda kesinlikle masa başı çalışması yapılmamalı olabildiğince ödülden uzak durularak çocuğun yaptığı etkinliğin kendisinden keyif alması sağlanmalıdır. Beynin yeniden yapılandırılması hemen olacak bir süreç değildir lütfen sabırlı olunuz ama sabırla yanlış gidilen yolu da karıştırmayınız.
ÖZEL EĞİTİM çocuğun yapamadıklarını tekrar yoluyla öğreneceği basit bir eğitim yöntemi değildir. Çok farklı yöntem ve tekniklerin bir arada kullanılacağı uzmanlık işidir . Özellikle otizm gibi gelişimsel YETERSİZLİKLERDE tek bir yaklaşım yerine iki üç temel yaklaşımı bîr arada kullanan BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM benimsenmelidir. Çocuğun gelişiminde her davranışın beyinde bir açıklaması vardır . Çocuk hiçbir problem davranışı tekrar edemediği için yapmaz. Yapamıyordur çünkü yapmasını sağlayan temel taşları iyi değildir . Hedef taşları sağlamlaştırıp üstüne yeni taşlar koymaktır. Eğer temeldeki taşlar sağlam olmazsa bina yani gelişim sağlıklı olmayacaktır. Tekrar üzerine kurulu aynı etkinliklerin çocuğa sürekli dikte ettirilip öğretmeye çalışılan bir özel eğitim uygulaması hatalı ve zarar vericidir. Bu türlü uygulamalar özellikle otizm ve benzeri yetersizliklerde çocuğa çok büyük zararlar verebilir . Özel eğitim önemli bir uzmanlık alanıdır ve söz konusu çocuklar olduğu için bir kez daha önem arzetmektedir. Özel eğitimde erkenlik çok ama çok o önemlidir. Özellikle anneler en ufak kuşkuda mutlaka uzman danışmanlığı alıp zaman kaybetmemeleri gerektiğini bilmelidirler.
Serge Özdemir Özel Eğitim Uzmanı İzmir

Bu konuyu yazdır

  Dil Konuşma Problemleri ve Tedavisi
Yazar: alptug - 08-18-2019, 11:14 AM - Forum: Dil-Konuşma - Yorum Yok

Dil ve konuşma özrünün birçok tanımı bulunmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığının konuya ilişkin yönetmeliğinde konuşma özrü “Konuşmanın akışında, ritminde, tizliğinde, vurgularında, ses birimlerinin çıkarılışında, eklemlenişinde, artikülâsyonunda, anlamında bozukluk bulunmasına konuşma özrü denir.” şeklinde tanımlanır.

Konuşmanın niteliğini etkileyen her türlü olağan dışı aksaklık konuşma akışının bozukluğudur.

Dil ve konuşma bozuklukları birçok şekilde ortaya çıkmaktadır. Dil ve konuşma bozukluklarını aşağıdaki şekilde sınıflandırmak mümkündür;

 Konuşma Bozuklukları
• Söyleyiş Bozuklukları ( Artikülâsyon Bozuklukları)
o Atlama ( Sesin Düşürülmesi)
o Yerine Koyma ( Sesin Değiştirilmesi)
o Sesin Eklenmesi
o Sesin Bozulması
• Ses Bozuklukları
o Ses Perdesi Bozuklukları
o Ses Yüksekliği Bozuklukları
o Ses Kalitesi Bozuklukları
• Konuşma Akışındaki Bozukluklar
o Acele-Karmaşık Konuşma
o Kekemelik



 Dil Bozuklukları
• Gecikmiş Dil
• Söz Yitimi
• Belirli Dil Yetersizlikleri
 Diğer Dil ve Konuşma Bozuklukları
• Beyin Felci ile İlgili Dil ve Konuşma Bozuklukları
• İşitme Bozukluğuna Bağlı Konuşma Bozuklukları
• Yarık Damak ve Yarık Dudakla İlgili Konuşma Bozuklukları
• Zekâ Geriliği, Öğrenme Bozukluğu ve Duygusal Problemlere Bağlı Dil Bozuklukları
• Bilingualizm ve Yöresel Konuşmalara Bağlı Dil Bozuklukları

Konuşma Bozuklukları

Konuşma, konuşmayı sağlayan organların, kasların, sinirlerin yapısıyla, işlevleriyle ilgili motor bir süreçtir. Bu organların, kasların, sinirlerin yapısında ya da işlevlerindeki herhangi bir bozukluk konuşma bozukluğudur. Konuşma bozukluğunda sorun doğrudan zihinsel algılama ile ilgili değildir. Çocuk, sesleri, dilin yapısını ve özelliklerini bilse bile bu organları kullanamadığı için sesleri çıkaramamaktadır. Örneğin, işitme engelli bir çocuğun zihinsel bir problemi olmadığı halde konuşamaması işitme

Söyleyiş(Artikülâsyon) Bozuklukları

Artikülâsyon, nefesin gırtlaktan çıktıktan sonra yutak, ağız ve burundan oluşan üçüncü ekip organlarında (Dil, damak, diş, dudak) konuşma dilimizin geleneksel seslerine dönüşüp biçimlenmesidir. Artikülâsyon teriminin yanı sıra boğumlama, eklemleme, telaffuz ya da oynaklama terimleri de kullanılır.

Söyleyiş bozuklukları, konuşanın söyleyişinde değil, dinleyenin kulağındadır. Diğer bir deyişle dinleyici, konuşma seslerini; yer değiştirmiş, atlanmış, eklemeler ve çarpıtmalar yapılmış gibi algılıyorsa söyleyiş bozukluğu var demektir. Konuşan kişi ses birimlerini (fonemleri) nasıl çıkarırsa çıkarsın, işitenlere yanlış gelmedikçe fonemler doğru söylenmiş sayılmaktadır.

Artikülâsyon bozukluğu dört değişik türde görülür:

Atlama( Sesin Düşürülmesi)

Atlama ( Omissions) yanlışlarında sözcüklerin yalnızca bir kısmı söylenir. “Araba” yerine “arba”, “Havlu” yerine “avlu”, “Saat” yerine “Sat” örneklerinde olduğu gibi bazı sesler düşürülmektedir.


Yerine Koyma (Sesin Değiştirilmesi)

Sesin değiştirilmesi ( Substitutions) sık görülen artikülasyon bozukluklarındandır. Sözcük içinde çıkarılması güç gelen bir ses, çıkarılması kolay gelen bir sesle değiştirilir.”Çizgi” yerine “Çisgi”, “Para” yerine “Paya” gibi ses değişiklikleri görülür. Bazen de sözcük içindeki seslerin yer değiştirmesi olabilir. “Kitap” yerine “Kipat” örneğinde olduğu gibi

Sesin Eklenmesi ( Additions)

Sözcüğün aslında bulunmayan başka seslerin eklenerek söylenmesidir. Genellikle birbiri ardına gelen iki ünsüzün arasına bir ünlü ekleyerek söylenmesi şeklinde görülür. “Saat” yerine “Sahat”, “Spor” yerine “Sipor”, “Recep” yerine “İrecep” gibi

Resim 1.7: Arkadaş çevresi öğrenilmiş artikülasyon bozukluğuna sebep olabilir

Sesin Bozulması ( Distortions)

Sesin bozulması ( Çarpıtmalar) durumunda sesler tam doğru olmamakla birlikte gerçeğine yakındır. Ses, konuşma dilinde olmayan yeni bir ses olarak çıkarılır. “Gelir” yerine “Gelix”-“Geliy” ya da “Gelüm” gibi… Daha çok yöresel olarak çıkarılan sesler buna örnek teşkil eder.

Ses Bozuklukları ( Voice Disorders)

İnsan sesinin üç özelliği vardır; ses perdesi, yüksekliği ve kalitesi. Bu üç özellikteki bozukluklar konuşan ve dinleyen için estetik açıdan rahatsız edicidir ve iletişime engel olur. Sesleme(fonasyon) bozuklukları özellikle erken çocukluk döneminde ve ilköğretim çağındaki çocuklarda sık rastlanan bir bozukluktur. Bunun temel nedeni de bu yaş grubu çocukların oyunda ve etkinlikler esnasında aşırı yüksek sesle konuşmaları ya da bağırmalarıdır.

Ses Perdesi

Kişinin sesi perde bakımından yaşına ve cinsiyetine göre olması gerekenden daha alçak (pes) ya da yüksek (tiz) olursa toplumsal açıdan engellemelerle karşılaşır ve iletişimi zayıflar. Normal konuşmada yüksek ve alçak tonlar arasında yumuşak geçişler vardır. Bu perde geçişleri vurgulamayı sağlar ve konuşmayı monotonluktan kurtarır. Ses perdesi kırılmaları adölesan dönemde yaygındır. Sonraki yaşlarda devam etmesi iletişim sorunları yaratabilir.

Ses Yüksekliği

Çok zayıf ya da fazla yumuşatılmış bir ses belli uzaklıktan ve gürültülü ortamlarda anlaşılmayı güçleştirir. Çok yüksek ses ise, özellikle hoş olmayan bir ses niteliği varsa, dinleyici açısından rahatsız edici olmaktadır.

Ses Kalitesi / Tonu

Ses kalitesini tanımlamada genizsizlik (nazality) ve boğukluk (hoarseness) özellikleri dikkate alınır. Genizsizlik, burun boşluğundan geçen havanın miktarı ve tınlama (rezonans) için burun boşluğunun ne ölçüde kullanıldığıyla ilgilidir. Bir kişinin sesinin kronik şekilde boğuk olması ciddi larynx (gırtlak) sorunu olduğuna işaret etmektedir. Kronik boğuk sesli kişi bir uzmana gösterilmelidir.

Konuşma Akışındaki Bozukluklar

Bir konuşmanın akışı, süre, hız, ritim ve akıcılık içerir. Konuşma akışında duraksamalar konuşmacının anlaşılmasını güçleştirir. Bu durum dikkati çekecek kadar sık ve yaygın olduğunda bozukluk olarak kabul edilir.

Acele-karmaşık konuşma

Çoğunlukla kekemelik ile karıştırılan bu durum, aşırı konuşma hızı ile birlikte düzensiz cümle yapısını, söyleyiş problemlerini içerdiği gibi kekemeliğin problemi olan konuşmaya başlama güçlüğünü de içerir. Acele-karmaşık konuşanlar hızlı ve düzensiz söyleyiş biçimleri nedeniyle söylemek istediklerini anlatamazlar. Kekemelerin aksine bozukluklarının farkında değildir. Konuşabilirler ve nadiren kekelerler.

Kekemelik( Ritim Bozukluğu)

Konuşma özürleri arasında en eskiden bilinenidir. Kekemelik, konuşmanın akıcılığı ve ritmi ile ilgili bir iletişim bozukluğudur. Konuşmada uygun olmayan duraklamalar ve tekrarlar konuşmanın doğal akışını etkiler. Kekemelik, kişinin konuşmaya başlayamama, duraklama, bazı sesleri uzatma, tekrar etme, bazı vücut hareketleriyle (Sık tekrarlanan el-kol hareketleri, mimikler) konuşmanın sapma göstermesi şeklinde görülür.

“SERÇİN KÖYÜ’NDE HERKES TEKLİYOR: KEKEME KÖY”

“Aydın’ın Söke İlçesi’ne bağlı Serçin Köyü Muhtarı, köyünde kekemelik rahatsızlığının artış göstermesi üzerine hastalığın nedenlerinin araştırılması için Kaymakamlığa başvurdu. Muhtar“Köyümdeki kekemeler anlaşamayınca birbiriyle dövüşüyor. Kekemelikteki bu artışın nedenleri araştırılmalı ve çözümü bulunmalıdır"”dedi. Söke’nin eski köylerinden Serçin'de yaklaşık 50 kişinin kekeme olduğunu belirten köy muhtarı şöyle konuştu: Köyde ben dâhil olmak üzere 50 kekeme ve 13 özürlü kişi var. Benim kekemeliğim muhtar olduktan sonra biraz azaldı. Köyde kekeme olanlar çok büyük sıkıntı çekiyor. Kekemeliğin bu kadar yoğun olmasının nedenlerini anlayamıyoruz” deniliyordu.

Acaba bu köydeki kişiler kalıtımsal olarak böyle bir konuşma problemini taşımakta; yoksa kekeleyerek konuşmayı konuşmanın normal biçimi olarak mı öğrenmiş durumdalar?

Kekemeliğin nedenleri hakkında kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Kekemeliğin nedenleri konusunda ileri sürülen görüşler oldukça değişik ve çoktur. Kekemelik öğrenilmiş bir davranış olabilir, bir kişilik bozukluğu olabilir, bir direnme belirtisi olabilir, organik bir bozukluk olabilir. Kekeleyen çocuk, karşısındakiler tarafından anlaşılamadığında, söylemek istediklerini kekelemekten dolayı söyleyemediklerinde sinirlenip saldırganlaşabilir ya da içe kapanabilir. Kekemeliğin, konuşma terapistleri veya ilgili eğitimciler tarafından tedavi edilmeden, kendiliğinden kaybolduğu görülebilir.

Kekeleyen çocuk, söyledikleri anlaşılmadığında sinirlenip öfkelenebilir.

Dil Bozuklukları

Kimi insanlar düşüncelerini sözcüklerle anlatamadıkları için ya da duyduklarından anlam çıkaramadıkları için sözlü iletişimde zorluk çekerler. Bu kişiler, dil sembollerinin kullanımında sorunu olan kişilerdir.

Bir insanın yeterli söyleyişi, sesi ve konuşma akışı olabilir; ancak konuşması anlamlı olmayabilir. Sesleri, sözcükleri, heceleri rasgele ve anlamsız bir düzende bir araya getirir, dil sembollerini uygun şekilde kullanamaz. Bu kişilerin dil bozuklukları vardır.



Gecikmiş Konuşma

Çocuklar yaşıtlarıyla kıyaslandığında beklenen zamanda dillerini geliştiremezlerse, anlama ve anlatmada güçlükleri varsa, bu durum gecikmiş konuşmadır. Aslında gecikmiş konuşma, çoğu zaman çocuğun bebeklik döneminde geçirmesi gereken konuşma gelişim aşamalarından birine takılıp kalması veya o aşamalardan birine dönüş yapması durumudur.

Gecikmiş konuşma problemi olan çocuklarda bazı belirtiler görülür. Bazılarında cümle kurmada güçlük ve gecikmeler olur. Anlatmak istediklerini sözel yolla aktarmak yerine vücut hareketleriyle (Parmakla gösterme, fırlatma, vurma vb.) anlatmayı tercih ederler. Çıkardıkları sesler dinleyen tarafından anlamsız bulunur. Gecikmiş konuşma problemi olan çocuklar başkalarının konuşmalarına ilgi duymazlar ve dinlemezler. Bazıları toplumdan uzak durma eğilimi gösterirler. Duvarlara vücudunu sürtmek, bir başkasının elini tutmak, sıkmak gibi hareketler de gözlenebilir.


Gecikmiş konuşma problemi olan çocuklar içe kapanık ya da tam tersi saldırgan davranışlar gösterebilirler.

Gecikmiş konuşma, zekâ geriliği, uzun ve ağır hastalık geçirme, işitme kaybı, otizm ya da serebral palsi gibi problemler, doğum travmaları, konuşma organlarındaki koordinasyon (uyum) bozukluğu, sevgi eksikliği, duygusal problemler ve çevre etkisi gibi birçok nedenden dolayı gerçekleşebilir.

Söz Yitimi (Aphasia):

Bireyde zekâ geriliği, bellek bozukluğu, işitme özrü ve konuşma organlarında bozukluk olmadığı halde konuşma işlevinin yerine getirilmemesi durumudur. Bir beyin hasarı sonucu oluşan fonksiyonel bir bozukluktur. Beyindeki ilgili alanların tahribi sonucu, konuşma veya konuşulanı anlama yeteneğinin kaybıdır. Genelde afazi (söz yitimi/aphasia) birden ortaya çıkar, ancak beyin tümörü gibi yavaş ilerleyen hasarlarda ise zamanla oluşabilir. Afazili çocuklar şaşkındır ve duygusal yönden tutarsızlık gösterir. Yaygın sözleri hatırlayamaz ve basit komutlar dışındakileri anlayamaz. Afazi tanısı olan çocuklar



bireyselleştirilmiş eğitim programından yararlandırılmalıdır. Ayrıca konuşma terapisi desteği alınmalıdır.

Belirli Dil Yetersizlikleri

Herhangi bir beyin sarsıntısı geçirmediği halde dil becerilerinin, bilişsel ve sosyal becerilerinin gerisinde olması durumudur. Bu çocuklarda toplumsal uyumda bir problem ya da zihinsel bir yetersizlik olmayabilir. Fakat dili etkin olarak konuşamamaktadırlar. Bu durum konjenital söz yitimi veya gelişimsel söz yitimi olarak adlandırılır. Çoğunlukla beyin fonksiyonlarındaki eksiklikten meydana gelir ve bir çeşit öğrenim yeteneksizliği sayılabilir.

Diğer Konuşma Bozuklukları
Beyin Felci İle İlgili Dil ve Konuşma Bozuklukları
Beyindeki herhangi bir zedelenme nedeniyle zayıflık ve felç içeren bir durumdur. Beyin felci problemi olan çocuklar için konuşma ve dilin kazanımı oldukça zordur. Çoğunda algısal motor ve bilişsel yetersizlik bulunur. Kas gücü ve koordinasyonları da zayıftır. Bu nedenle zihinsel olarak normal gelişim gösterseler de kaslarını yeterince kullanamadıkları için sesleri çıkarmada zorluk çekerler. Beyin felçli çocukların hepsi aynı derecede zarar görmezler. Konuşma problemi, beyindeki zedelenmenin derecesi ve konuşma organlarını etkileme durumuna göre farklı derecelerde ortaya çıkabilir.

İşitme Bozukluğuna Bağlı Konuşma Bozuklukları
İşitme organlarından herhangi birindeki, sesleri beyne taşıyan sinirlerdeki ya da beyinde işitmeyle ilgili bölgedeki herhangi bir motor yetersizlikten dolayı, bireyin sesleri duyamaması konuşma seslerinin öğrenilmesini de engeller. İşitmedeki kayıp ne kadar büyük olursa konuşmadaki sorun da o kadar büyüktür. İşitme yeteneğini tamamen kaybetmemiş olanlar eğitim ve işitme cihazı kullanımının da etkisiyle konuşabilmektedirler. Ancak normal işiten yaşıtı çocuklarla karşılaştırılacak olursa konuşmasında bozukluklar görülebilmektedir.

Günümüzde işitme cihazları neredeyse dışarıdan görülmeyecek kadar küçük boyutlarda üretilmektedir.

Yarık Damak Ve Yarık Dudakla İlgili Konuşma Bozuklukları

Yarık damak ( kurtağzı), ağız boşluğunun üst kısmında açıklık olması durumudur, Yarık dudak ise ( Tavşan dudak) üst dudakta tek ya da iki yanlı yarıklık olması durumudur. Nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte annenin hamilelikteki sağlık durumu, beslenme bozukluğu ile fetüsün üzerinde rahim içi baskıların oluşmasının etkili olduğu düşünülmektedir.

Yarıklar cerrahi yolla düzeltilebilir ya da yapay olarak kapatılabilir. Tıbbi müdahale sonrası süreçte ise konuşma eğitimine başlanmalıdır. Ancak dudak ve damaktaki bu kusurların tedaviden sonra konuşmanın ne ölçüde düzelebileceği belirlenemez.

Tek taraflı yarık dudak Çift taraflı yarık dudak Resim 1.11: Yarık Dudak şekilleri


Yarık damak şekli

Zekâ Geriliği, Öğrenme Bozukluğu Ve Duygusal Problemlere Bağlı Dil Bozuklukları

Zekâ geriliği olan çocuklarda ve duygusal problemi olan çocuklarda her türlü dil bozuklukları daha sık görülmektedir. Yaygın olarak da “Gecikmiş Dil” görülmektedir. Zekâ geriliğinden kaynaklanan algılama bozukluklarından dolayı dili diğer çocuklara nazaran daha geç öğrenirler, telaffuzda zorlanırlar ve anlatmak istediklerini ifade edemezler.

Altı yaşına gelen çocuklar artık bir eğitim alabilecek zihinsel gelişim düzeyine gelirler. Öğrenme bozukluğu olan çocuklarda ise henüz bu hazırlık söz konusu değildir. Disleksi olarak adlandırılan öğrenme bozukluğunda çocuklar, öğrenmeye yardım eden zihinsel organizasyon bakımından yeterli değildir. Dislekside konuşmada bir engel olmadığı halde sesli ve sessiz okumada ve anlamada görülen bir bozukluk söz konusudur. Zekâsı, görmesi, işitmesi yeterli olmasına rağmen okuma öğreniminde başarısızdırlar. Bu durum merkezi sinir sistemindeki bir bozukluktan kaynaklanır. En belirgin özelliği harflerin ve kelimelerin karıştırılması ve tersten algılanmasıdır. Disleksili çocuklarda sık karşılaşılan özellikler; b ve d, p ve q harflerini, 6 ve 9 sayılarını ters algılama, “ne” yi “en”, 3’ü E,32 yi
23 olarak algılama, okurken kelimeleri atlama, yön ve zaman kavramlarında zorlanma, gecikmiş ya da yetersiz konuşma, konuşurken anlama en uygun kelimeyi seçmede zorluk, okunmayan el yazısı sıralanabilir. Duygusal problemi olan çocuklar daha çok bir tepki olarak konuşmamayı ya da ilgi çekmek için farklı, eksik, hatalı konuşmayı seçerler. Ebeveyn yokluğu, kötü muamele, yetersiz ilgi, yaşıtlarından kabul görmeme gibi birçok duygusal problem çocukta başta gecikmiş dil olmak üzere birçok dil problemine neden olabilir.

Işıklı bir noktanın hızlı hareketlerinin izlenmesi sırasında disleksili ve normal beyin arasındaki etkinlik farkı.

Bilingualizm ve Yöresel Konuşmalara Bağlı Dil Bozuklukları

İki lisanlılık ( Bilingualizm), iki lisana aynı zamanda maruz kalmayı ifade eder. İki dilin konuşulduğu ev ortamı, her iki dilin konuşmaya başlangıcında geçici gecikmeye neden olur. Fakat çocuklar genellikle 5 yaşından önce iki dili de ustaca konuşabilirler. Ayrıca yöresel dil kullanımları ve şive farklılıkları da çocukların dili yanlış öğrenmelerine, telaffuz zorlukları yaşamalarına neden olmaktadır. Yöresel konuşmalarda bir çeşit bilingualizm sayılabilir.

Tanılama ve Değerlendirme

Konuşma özrünün düzeltilmesi ve konuşmanın geliştirebilmesi için konuşmadaki problemin doğru değerlendirilmesi gerekir. Ağır derecede kekemelik, işitme özrüne bağlı konuşma problemi, damak ve dudak yarıklığı gibi bazı konuşma ve dil problemleri çok belirgindir. Fakat bazı konuşma problemleri bu kadar belirgin olmayabilir.

Eğitim yönünden konuşmanın değerlendirilmesi ve teşhis konulabilmesi için tarama ve vaka incelemesi olmak üzere iki aşamalı bir yol izlenir.

Tarama

Konuşması yaşına ve cinsiyetine uygun olanla olmayanı ayırmak için yapılan bir değerlendirmedir. Genellikle rehberlik ve araştırma merkezi uzmanlarınca yapılır. Taramalar değişik araç gereçlerle yapılabilir.

Taramada çocuk, önceden hazırlanmış bir konuda konuşturulur. Konuşmayı uzman dinler ve gözler. Konuşmada yaşına ve cinsiyetine uymayan noktalar varsa bunu bir işaretle belirler. Taramalarda genel olarak 5–6 cümlelik testler kullanılır. Okuma bilenlere testlerdeki cümleler okutulur. Okuma bilmeyenler ise uzmanın söylediklerini tekrar eder. Tarama ön hazırlık, uygulama ve değerlendirme olmak üzere üç aşamadan oluşur.

Tanılama-Vaka İncelemesi

Konuşma özrünün türünü, derecesini, hayatını nasıl etkilediğini, özrün nedenlerini, sağaltımın güçlüğünün kestirilmesini, hangi yöntemlerin kullanılabileceğini kararlaştırmaya yardımcı olacak bilgileri toplayıp değerlendirmeye vaka incelemesi denilir. Vaka incelemesi, özre tanı konması rehberlik ve araştırma merkezlerinde, üniversitelerde hastane ve kliniklerde uzmanlarca yapılır.

Tanılama ve vaka incelemesi uzmanlar tarafından yapılmaktadır.

Yaygınlık ve Etki

Konuşma özrü tek bir problem değildir. Konuşma özründe birden fazla problem neden olmaktadır. Kimi zaman konuşma özrüne bu problemlerden biri neden olurken bazen de bu problemlerin birkaçından dolayı konuşma özrü ortaya çıkmaktadır. Konuşma özrü özel eğitim alanı içinde en yaygın olan problemlerden biridir. Ülkemizde yapılan bir araştırmada konuşma özürlü oranı %10 civarında bulunmuştur.



Konuşma, bireyin hayatında iletişim için en çok kullanılan araç olması nedeniyle bireyin hayatını en olumsuz etkileyen özürlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Konuşma ve dil problemleri sadece problemli olan bireyi değil çevresindekileri de olumsuz etkilemektedir. Çevresindekiler de onu anlamakta zorluk çekeceklerdir. Ayrıca konuşma ve dil problemi olan çocukların aileleri ve öğretmenleri de diğer insanların bu sorun nedeniyle onunla alay edilmesini engellemek ve sabırla onu dinlemek zorundadırlar.

Nedenleri

Dil ve konuşma problemleri birçok nedenden dolayı görülebilir. Bu nedenleri şöyle sıralayabiliriz:

 Konuşma organlarının yapı bozuklukları ( Dudak ve damak yarıklığı, işitme düzeneği sorunları, ağız ve gırtlak yapısındaki bozukluklar, dişlerdeki yapı bozuklukları vb.)
 Merkezi sinir sistemi bozuklukları ( Beyin felci, öğrenme güçlüğü, söz yitimi vb.)
 Nörolojik bozukluklar (parkinson hastalığı, serebral palsi, spina bifida vb.)
 Duyusal yetersizlik ( İşitme kaybı, görme kaybı )
 Olumsuz çevre etmenleri ve taklit
 Güdüleme, uyarım ve teşvik eksikliği
 Travmalar
 Bilişsel bozukluklar ( Zekâ geriliği, down sendromu vb.)
 Duygusal-sosyal-psikolojik problemler ve ilgisizlik (Ciddi duygusal sosyal problemi olan anne-baba ya da çocuk, utangaçlık, dikkat çekme isteği, otizm vb.)
 Bilingualizm (İki lisanlılık)

Eğitimleri

Dil ve konuşma problemi olan çocuklarda öncelikle bozukluğun türü ve derecesi bir uzman tarafından belirlenmelidir. Aile ve öğretmen, uzmanla işbirliği içinde olmalıdır. Bozukluğun nedeni belirlenmişse bu neden ortadan kaldırılmalı ya da mümkün olan en az düzeye indirilmelidir. Neden tıbbi bir sorundan kaynaklanıyorsa tıbbi müdahalenin yapılması sağlanmalıdır. İşitme kaybından kaynaklanan dil ve konuşma bozukluklarında KBB (Kulak Burun, Boğaz ) uzmanından yardım alınmalı ve işitme cihazı kullanılmalıdır.

Eğitime geçmeden önceki bir diğer önemli nokta ise çocuğun probleminin farkına vardırılmasıdır. Çocuk problemini bilir ve terapiye istekli hale gelirse başarı oranı artacaktır. Dil ve konuşma bozukluğu olan çocukların bazıları, uzmanların uygun görmesi haline, engelinin türü ve derecesine göre normal çocukların eğitim aldığı kurumlarda eğitimlerine devam edebilirler. Bazıları konuşma terapisinin yanında normal okullardaki eğitimine de devam edebilirken daha ağır derecede dil ve konuşma problemi olan çocuklar sadece özel eğitim kurumlarında konuşma terapisi ağırlıklı bir eğitim almaktadırlar.

Dil ve konuşma bozukluğu tıbbi bir sorundan kaynaklanıyorsa tıbbi müdahalenin yapılması sağlanmalıdır.

Dil ve konuşma güçlüğü çeken çocuklarda sağaltımın başlangıcı çocukta konuşma ihtiyacı yaratmak olmalıdır. Çocuk konuşmaya ne kadar istekli olursa o kadar çok konuşma girişiminde bulunur. Özellikle gecikmiş konuşma görülen çocukların çoğunluğu konuşma gelişimlerinin ilk dönemlerinde kalmaktadır. Bu nedenle konuşma dilinin seslerinin öğretilmesi gerekir.

Ayrıca dil ve konuşma problemi olan çocukların eğitimi esnasında evde ve okulda ona uygun dil kullanımıyla örnek olunmalıdır. Ona konuşma fırsatı verilmeli, konuşurken sabırla dinlenmeli ve alay edilmemelidir. Sevgi ve ilgi göstermeli, bu konuda çocuğun yanında başkalarıyla konuşulmamalıdır. Çocuğun daha iyi anlayacağı düşünülerek onunla bebekçe konuşulmamalıdır. Ona sürekli soru sormaktan vazgeçilmeli ve soru sorulması gerektiğinde cevabı kısa ve net olan sorular sorulmalıdır. Dil ve konuşma güçlüğü çeken çocukların aile bireyleri, öğretmeni ve çevresindeki diğer bireyler onunla konuşurken dikkatle dinlemeli, göz teması kurmalıdır. Fakat bakışlarına endişeli ve gerilimli bir ifade yüklememeye çalışmalıdır. Unutulmamalıdır ki aile bireylerinin ve öğretmenin bazı davranışları ona zarar verebilir.

 Acımak, merhamet göstermek
 Endişeli bakışlar
 Konuşmasındaki problemden dolayı cezalandırma tehdidinde bulunmak ve suçlamak
 Akıcı konuştuğu bölümlerden çok problemli olan konuşması üzerinde durmak
 Akıcı olmayan konuşmayı kesmesini söylemek
 Konuşmaya başlamadan önce durup derin nefes almasını söylemek
 Durup tekrar başlamasını istemek
 Konuşmaya başlamadan önce düşünmesini önermek
 Zorlandığı kelimeleri kullanmamasını önermek
 Onun yerine cevap vermek ya da takıldığı yerleri tamamlamak

“Hayır, dur yapamazsın” gibi ifadeleri sık kullanmak
Onun yaşı ve olgunluk düzeyine uygun olmayan beklentiler içinde olmak çocuğa zarar veren davranışlardan bazılarıdır.



Dil ve konuşma güçlüğü olan çocuklar için hazırlanacak olan program ve plan çocuk merkezli olmalı ve onun tüm gelişim alanlarını desteklemeye yönelik olmalıdır.

Dil ve konuşma güçlüğü olan çocuğa yönelik planlanan eğitim etkinlikleri uygulanırken basitten karmaşığa, somuttan soyuta, yakından uzağa şeklinde bir yol izlenmelidir. Eğitime öğrencinin başarılı olduğu, en iyi bildiği noktalardan başlanmalıdır ki kendine güveni artıp motive olsun. Bireysel farklılıklar göz önünde bulundurularak sınıfın seviyesi sürekli kontrol edilmelidir. Hedefler ve hedef davranışlar öğrencinin düzeyine göre belirlenmeli, uygun araç, gereç ve tekniklerle desteklenmelidir.

Dil ve konuşma güçlüğü olan çocuklar için hazırlanacak olan program ve plan çocuk merkezli olmalı ve onun tüm gelişim alanlarını desteklemeye yönelik olmalıdır. Ailenin katılımını ve diğer personelin desteğini içermelidir. Değerlendirme yapılırken öğrenci, sınıftaki diğer öğrencilere göre değil; kendi içinde değerlendirilmeli, gösterdiği gelişme ya da gerilemeler göz önüne alınmalıdır. Uygulama öncesinde ve sonrasında sonuçlar hakkında aile bilgilendirilmelidir.

Dil ve konuşma güçlüğü çeken çocukların normal çocuklarla aynı eğitimi aldıkları okullarda, bu öğrenciler arkadaşları tarafından merak konusu olacaktır. Çıkabilecek uyum sorunlarını ortadan kaldırabilmek ve diğer öğrencilerin yeni duruma eşlik edebilmelerini sağlamak amacıyla, öğrencilerin merakları doğru ve gerçekçi bilgilerle giderilmelidir.

Okulda ve sınıfta düzenlenecek olan sosyal ve kültürel etkinliklere yetenekleri ve performansı ölçüsünde katılmalarına, sorumluluk almalarına özen gösterilmelidir. Bu öğrenciler sınıf mevcudu en az olan sınıflara yerleştirilmeli, öğretmenin konuşmasını en iyi duyabileceği ve öğretmeni en iyi görebileceği yere oturması sağlanmalıdır.



Öğretmen dil ve konuşma güçlüğü olan çocukların sınıftaki başarısını sağlamak ve onunla daha iyi iletişim kurabilmek için:

 Yüzü öğrenciye dönük olmalı ve onunla göz teması kurmalı,
 Konuşmanın akışına ve anlamına uygun abartısız jest ve mimikler kullanmalı,
 Uzun cümleler yerine basit, kısa ve kurallı cümleler kurmalı,
 Yüksek sesle konuşmamalı,
 Sözcükleri hecelememelidir.

Dil ve konuşma güçlüğü olan çocukların eğitimi için hazırlanacak planlar okullarda “Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı Geliştirme Birimi” tarafından yapılacaktır.

Hikâye

Bir gün bir kozada küçük bir delik açıldı. Orada duran adam ise bu küçük delikten çıkmaya çalışan kelebeği saatlerce seyretti. Sonra, kozadan çıkmaya çalışan kelebek sanki daha fazla ilerlemek istemiyormuş gibi durdu.

Kelebeğin kozadan çıkarken yaşadıkları onu hayata hazırlar.

Adam kelebeğe yardım etmeye karar verdi. Eline bir makas aldı ve kozadaki deliği keserek büyüttü. Kelebek kolayca dışarı çıktı. Fakat bedeni kocaman ve kanatları kuru ve buruşuktu. Adam kelebeğin kanatlarının zamanla gelişerek onu taşıyabileceğini umut ederek onu seyretmeye devam etti. Fakat bu olmadı. Kelebek ömrünün kalanını o kocaman bedeni, kuru ve buruşuk kanatlarıyla etrafta sürünerek geçirdi. Uçmayı hiç başaramadı.

Adamın bu aceleci iyiliği içinde anlayamadığı bir nokta vardı; bu kısıtlayıcı kozadan çıkmak için kelebeğin mücadele vermesi kelebeğin gelişimi için gerekliydi. Çünkü bu aşamada kelebeğin yaşam sıvısı bedeninden kanatlarına akması sağlanıyordu. Böylece kelebek kozadan çıktığı anda uçmaya hazır olabilecekti.

Dil ve konuşma güçlüğü çeken çocuklarımızlayken, onun yerine cevap vermek, ona yardım olsun diye eksik ve çıkarmakta zorlandığı sesleri tamamlamak, onun dil gelişimine yardım etmek yerine dil gelişiminin gerilemesine neden olabilir. Onun için uygun ortamları hazırlayarak ve doğru model olarak yardımcı olmak daha doğru bir yol olacaktır.


Dil ve Konuşma Güçlüğü Çeken Çocukların eğitimlerinde kullanılan Yaklaşımlar

Dil ve konuşma güçlüğü çeken çocukların eğitimlerinde kullanılan farklı yaklaşımlar vardır. Bunlardan bazıları; Sağaltıcı yaklaşım, Doğal Yaklaşım ve Bütüncül Yaklaşımdır.
Sağaltıcı Yaklaşım: Bu yaklaşımdaki amaç, iletişim kurabilmesi için çocuğa uygun dil biçimlerini, doğru yapıları ve söz dizimini öğretmektir. Sağaltıcı yaklaşımda eğitici ortamın bazı özellikleri vardır:

 Öğretim ortamında çoğunlukla çocuk ve terapist vardır.
 Öğretimle ilgisi olmayan bütün uyaranlar, rahatsız edicilikten arındırmak amacıyla, öğretim ortamından kaldırılmıştır.
 Öğretilecek beceriyle ilgili uyaranlar ( İpuçları, araç gereçler vb.) amaca uygun
şekilde dikkatlice seçilir.

Bu yaklaşımda çocuğun ve öğretmenin davranışları programın amacına uygun olarak önceden belirlenmiştir. Örneğin kullanılacak yaklaşım çocuğun tepkileri, doğru ve ya yanlış tepkiler alındığında neler yapılacağı çalışma öncesinde belirlenmiştir. Öğretim süreci oldukça yapılandırılmıştır.

Öğretimin oldukça kontrollü bir ortamda gerçekleşmesi ve bu koşullarda çocuğun dili kullanması neredeyse zorunlu hale gelmesi nedeniyle hedef becerileri çalışabilmesi için sınırsız iletişim olanağının olması sağaltıcı yaklaşımın yararlarıdır. Ancak sağaltıcı yaklaşımın bazı sınırlılıkları da vardır. Hedeflenen tepkiler işlevsel olmadığı gibi doğal ortamlarda kullanılan örnekler gibi de olmamaktadır. Ayrıca uyaran kontrolü terapi ortamından doğal ortama taşınamamaktadır. Çocuk terapi ortamında öğrendiği becerileri doğal ortama genelleyememektedir.

 Doğal Yaklaşım: Sağaltıcı yaklaşımın sınırlılıklarına karşı alternatif olarak geliştirilmiş bir yaklaşımdır. Dil ve iletişim becerilerinin öğretilmesi, doğal çevrenin iletişimi cesaretlendirmesi ve çocukla iletişime girecek kişilerin iletişimi kolaylaştırmaları gerekmektedir. Bunları sağlayan yaklaşıma doğal yaklaşım denir. Doğal yaklaşımı benimseyen öğrenim tekniklerinin amacı, iletişim becerilerini öğrenirken ve dil edinirken normal çocukların kullandıkları süreçlerden yararlanarak, dil ve iletişim becerilerini, dil ve iletişim sorunu olan çocuklara öğretmektir. Bunun için çoğunlukla çocuğun doğal ortamları kullanılır. Doğal dil öğretim teknikleri şunlardır:



• Fırsat Öğretimi: Tesadüfî olarak gerçekleşen doğal bir ortamda yetişkin ve çocuk iletişiminin gerçekleşmesi amacıyla çocuğa şans tanımaktır. Yetişkin, çocuğun herhangi bir nesneyi istemesini ya da kendinden bir şey için yardım isteyeceği anı bekler. Çocuğun yaş ve becerisine bağlı olarak bu isteme sözel ya da sözel olmayan ( İşaret etme, ağlama vb.) şekilde gerçekleşir. Çocuk iletişimi başlattıktan sonra “Ne istiyorsun?” gibi sözel ifadeler kullanarak çocuğun başlattığı konuyu genişletmesi sağlanmaya çalışılır. Yetişkin, bazı durumlarda çocuğa model olabilir. Çocuk ifadesine devam etmezse sorgulayıcı bir ifadeyle bakılabilir ya da sözel ipucu verilebilir. Çocuğun uygun tepki vermesi sonucunda, yetişkin tepkinin doğruluğunu onaylamalıdır ve çocuğun iletişimin başında istediğini vermelidir.
• Bekleme Süreli Öğretim: Bu öğretim tekniği birkaç aşamadan oluşur. Ortam, dil ve iletişimin sağlanması için düzenlenir. Örneğin, onun sevdiği bir oyuncak ulaşamayacağı bir yere konur. Çocuk iletişime başlayana kadar yetişkin konuşmaz ve çocuğa bir metreden fazla yaklaşmaz. Ancak bir şeyler bekliyormuş gibi çocuğa bakar. Çocuk hiçbir şey söylemezse, kısa süreli olarak ne istediğini sorar gibi çocuğa bakarak biraz daha bekler. Bu süreç çocuk iletişimi başlatana kadar devam eder. Çocuk iletişimi başlattığında yetişkin çocuğun istediği her ne ise onu verir.
• Tepki İsteme Modeli: Dil becerilerinin bire bir öğretim düzenlemesinden, sınıf ortamına genellenmesini sağlamak amacıyla geliştirilmiş bir modeldir. Bu model yetişkinin çocuktan tepki istemesine veya model olmasına dayanır. Tepki istemenin amacı, çocuğun mümkün olan en az yardımla doğru tepki vermesine yardımcı olmaktır. Bu model daha çok yetişkinin iletişimi başlattığı bir modeldir. Öğretmen çocuğun oynamak isteyeceği, ilgi çekici materyaller sağlayarak çocuğun dikkatini çeker. Çocuk materyallerden birine yaklaşır ve ilgilenirse “Bunun ne olduğunu söyler misin? ya da “Hangisini istiyorsun?” gibi sorular sorarak çocuktan tepki ister. Öğrencinin doğru tepkisi anında ödüllendirilir ve nesnenin öğretmenin elinde olması durumunda çocuğun nesneyi almasına izin verilir. Çocuk doğru tepki vermezse öğretmen model olur.”Ne istediğini tam olarak söyle” gibi yönlendirmede bulunur. Yönlendirme sadece öğrencinin yanlış tepki verdiğinde ya da tepkisiz kaldığında yapılır.
 Bütüncül Yaklaşım: Bu yaklaşımın dayandığı ilke, bilginin en iyi öğretiminin bütün, anlamlı ve kişiyle ilgili olarak sunulmasıdır. Çocuklar dili parça parça değil, doğrudan dil bakımından zengin bir çevre içinde ve bir bütün olarak öğrenirler. Dil, kişinin sosyal ve kültürel yaşantısından etkilenir ve bunlara bağlı olarak değişir. Sözel dil doğal ortamında ve bir bütün olarak öğrenilir. Bütünün kavranması parçaların öğrenilmesini kolaylaştırır.Bütüncül dil yaklaşımı klinik ortama uygulandığında üç aşamada düşünülmektedir. Birinci aşama çevre düzenlemesi, ikinci aşama çocuğa iletişim olanaklarının sağlanması ve üçüncü aşama çocuğun iletişimsel girişimlerine doğal sonuçlar sağlanması. Bu aşamalar sınıf ortamına ve küçük gruplara da uygulanabilir.



Bütüncül yaklaşımdaki aşamaların uygulanışına örnek verecek olursak;

Birinci Aşama Çevre Düzenlemesi: Çocuğa “Kül kedisi” öyküsü okunabilir. Daha sonra öyküde geçen karakterlerin resimleri yapılabilir. Her karakter için maskeler veya çomak kuklalar hazırlanabilir, öykü dramatize edilebilir.

İkinci Aşama Çocuğa İletişim Olanaklarının Sağlanması: Terapist çocuğa yönerge vermek yerine çocukla konuşur ve küçük grup ortamlarında çocukları birbirleriyle konuşmaya güdüler. Çocukların görüşlerini oluşturmalarına yardımcı sorular sorar. Örneğin “ Sanırım, üvey annesinin külkedisine, kendi kızlarına davrandığı gibi davranmaması kötü bir davranıştı. Külkedisi sizce ne hissetmiştir?”. Özellikle bağlaçlar gibi ilişkisel ifadelerle genişletme yapmasını ister. Örneğin “Külkedisi koşarak balo salonundan uzaklaştı. Koşabildiği kadar……..”der ve cümlenin devamını çocuğun tamamlamasını bekler.

Üçüncü aşama Çocuğun İletişimsel Girişimlerine Doğal Sonuçlar Sağlanması: Çocuk mesajının alındığını veya bir iletişim hatasının olduğunu ve düzeltmesi gerektiğini bilmelidir. Bu durumda iki türlü sonuç çıkar; olumlu sonuçlar ve düzeltme için istekler. Olumlu sonuçlar çocuğa mesajın alındığını bildirir ve bir geri bildirim sağlayabilir. Geri bildirimler onaylama, genişletme, başka türlü ifade etme olabilir. Örneğin, “Çocuk: Külkedisi balo salonundan kaçtığı için aptal.”dediğinde “Yetişkin: Sen onun aptal olduğunu düşünüyorsun; ama ben onun için üzülüyorum.” der.

Düzeltme istekleri ise çocuğun mesajın bazı yönlerden doğru ya da uygun olmadığını anlamasını sağlar. Örneğin, çocuğun dinlemediği zamanlarda çocuğun eline hafifçe dokunarak “Tekrar söyle” demek, onun iletişime tekrar geçmesini sağlayacaktır. Bazen de ifadesinde bir eksiklik olduğunu anlamasını sağlayıcı sorular yöneltmek çocuğun diğer insanlar tarafından anlaşılmadığını anlamasını sağlar. Örneğin, “Çocuk: Külkedisi kaçtı.” dediğinde “Yetişkin: O gitti ha? Kaçtı mı?” diyerek anlaşılabilmesi için daha fazla bilgi vermesi gerektiği belirtilmiş olur.

Önleme

Gelecek kuşakların özürsüz olması, konuşmalarının düzgün olması istenen durumdur. Bunun için önlemlerin bilinçli alınması gerekir. Dil ve konuşma güçlüklerinin bir kısmı yapısal bozukluklar nedeniyle oluşmaktadır. Bu sağlıkla ilgili bir sorundur. Yapısal bozukluklar, doğum öncesi, doğum ve doğum sonrasında oluşan hastalıklar, travmalar, beslenme bozukluğu gibi nedenlerden oluşmaktadır. Sağlıklı büyüme ve gelişme için alınabilecek her türlü önlem yapısal nedenli konuşma özrünün oluşmasını azaltacaktır. Hastalık, işlev bozukluğu ve organ eksikliği olmadığı halde oluşan konuşma özürlerini önlemede ise konuşma gelişimi dönemlerinde uygun ortamlar hazırlanmalı, yetişkinler iyi model olmalıdır. Psikolojik ortamlar uygun düzenlenmeli, aile içi problemler gerekirse uzman yardımı alarak çözülerek yok edilmeli ve çocuğun yaşıtlarıyla iletişim kurmasına fırsat verilmelidir. Çocuk konuşurken nasıl konuştuğuna değil ne anlatmak istediğine yoğunlaşılmalıdır

Dil ve Konuşma problemlerinde dil ve konuşma terapi merkezlerinden destek alabilirsiniz.
Dil Konuşma Algı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi
Yakacık Çarşı Mahallesi Gülşen Sokak 11-1 Yüce belde Sitesi -Kartal 216 309 99 9
https://www.dkaegitim.com

Bu konuyu yazdır

  Dil ve Konuşma Bozuklukları
Yazar: alptug - 07-06-2019, 10:50 PM - Forum: Dil-Konuşma - Yorum Yok

Gecikmiş konuşma: dil ve konuşma: Çocuğun alıcı ve ifade edici dil becerilerinin yaşından beklenen düzeyde gelişme göstermemesi durumudur.

Artikülasyon (sesletim) ve fonolojik (sesbilgisel) bozukluklar: Kişinin konuşma seslerini, heceleri ya da sözcükleri yanlış üretmesi sonucu konuşan kişinin ne söylediğinden çok nasıl söylediğine dikkat edildiği dil ve konuşma sorunudur.

Akıcılık sorunları (Kekemelik, Takipemi – cluttering): Konuşma akıcılığının, ritminin ve hızının etkilendiği konuşma sorunudur.

Ses bozuklukları: Çeşitli nedenlerden dolayı sesin perde, şiddet ya da kalitesinden birinin ya da birkaçının, konuşan kişinin ne söylediğinden daha fazla dikkat çektiği bozukluktur.

Afazi: Beyinde edinilmiş bir hasara bağlı olarak oluşan, nörolojik kaynaklı dil ve konuşma bozukluğudur.

Yutma Bozuklukları: Çoğunlukla nörolojik bir nedene bağlı olarak gelişen ve yutmanın değişik aşamalarında görülen yutma güçlüğüdür.

Motor konuşma bozuklukları: Nörolojik bir sebebe bağlı olarak konuşma için gerekli kas gruplarında görülen güçsüzlük, zayıflık, koordinasyon bozukluğu sonucu konuşma mekanizmasının etkilendiği bozukluklardır.

Afazi Nedir?
Afazi, genellikle bir inme ya da kafa travması sonucunda aniden ortaya çıkan ve beynin dilden sorumlu alanlarının hasarlanmasından kaynaklanan bir dil bozukluğudur. Çoğu insanda dil alanları beynin sol yarı küresinde yer almaktadır. Dolayısıyla, afazide beynin sol yarısındaki dil alanları hasarlanırken, kişinin de sağ tarafına inme inebilir/felç gelebilir. Bu bozukluk dili ifade etme ve anlamanın yanı sıra, okuma ve yazmayı da etkileyebilmektedir. Afaziye dizartri ya da konuşma apraksisi gibi nörolojik konuşma bozuklukları da eşlik edebilmektedir.
Afazinin nedenleri nelerdir?

Afazi beynin dil alanlarından bir ya da daha fazlasının hasarından kaynaklanmaktadır. Çoğu zaman beyin hasarının nedeni inmedir. İnme, beynin bir bölgesinin kansız kalması durumunda ortaya çıkar. Beyin hücreleri oksijen ve önemli besinleri taşıyan normal kan desteğini alamadığında ölürler. Beyin hasarının diğer nedenleri arasında kafaya alınan şiddetli darbeler, beyin tümörleri, beyin enfeksiyonları ve beyni etkileyen diğer durumlar yer almaktadır.

Kimler Afazi Olur?
Çocuklar da dahil olmak üzere herkes afazi olabilir. Ancak, afazi daha çok orta ve ileri yaşlarda daha sık görülür. Erkekler ve kadınlar eşit olarak etkilenmektedir.ABD'de Ulusal Afazi Derneği’ne göre her yıl inme nedeniyle yaklaşık 80.000 kişi afaziye maruz kalmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’nde yaklaşık bir milyon afazili birey bulunmaktadır. Türkiye’de afazinin yaygınlığı hakkında saptanmış bir orana ulaşılmamıştır.

Afazi Tipleri Nelerdir?
Akıcı ve tutuk olmak üzere iki genel afazi sınıflaması vardır.

Akıcı Afazi
Beynin temporal lobunun hasarı sonucunda Wernicke afazisi adı verilen akıcı afazi ortaya çıkabilir. Sağ lob hasarı sonucunda da ortaya çıkmasına rağmen, çoğu kişide hasar sol temporal lobta gerçekleşir. Wernicke afazili kişiler anlamı olmayan, gereksiz sözcüklerle hatta üretilen yeni sözcüklerin kullanıldığı uzun cümlelerle konuşabilirler. Örneğin, Wernicke afazili biri kendisine gün içinde neler yaptığı sorulunca “ikinci... bir günü... bir gün birisine birşeyler yapabiliriz...bir gün evvel şöyle yaparız deriz...bir taneden fazla...” diyebilir. Yani, bu kişinin konuşmasını takip etmek ve anlamaya çalışmak zordur. Wernicke afazili kişiler genelde konuşmayı anlamakta güçlük yaşarlar ve hatalarının farkında değildirler. Bu kişilerde beyin hasarının lokalisazyonu/yeri hareketlerimizi kontrol eden beyin alanlarının yakınında olmadığı için genellikle felç ya da güçsüzlük görülmemektedir.

Tutuk afazi
Tutuk afazi tiplerinden biri Broca afazisidir. Broca afazili kişilerin hasarı beynin frontal lobundadır. Bu kişiler genelde kısa ifadelerle konuşur ve konuşabilmeleri oldukça çaba gerektirir. Sözcük aralarında “ve”, “ama” gibi bağlaç sözcükleri kullanmayabilirler. Örneğin Broca afazili bir kişi “Masadaki su bardağını bana verir misin?“ yerine “su… masa” diyebilir. Broca afazili kişiler başkalarının konuşmalarını anlar. Bu nedenle bu kişiler güçlüklerinin farkındadırlar ve kolaylıkla hayal kırıklığına uğrayabilirler. Frontal lobun motor hareketler için de önemli olması nedeniyle Broca afazili kişilerde vücudun sağ tarafında felç ya da güçsüzlük görülür.

Tutuk afazi tiplerinden bir başkası, beynin dil alanlarının yoğun etkilenmesiyle ortaya çıkan global afazidir. Global afazili bireylerin ciddi iletişim yetersizlikleri vardır ve konuşma becerileri ve konuşulan dili anlamaları çok sınırlı olabilmektedir.

Beyindeki farklı dil alanlarının hasar görmesi sonucunda ortaya çıkan başka afazi tipleri de vardır. Bazı kişiler konuşabilmelerine, sözcüklerin ya da cümlelerin anlamlarını anlamalarına rağmen sözcükleri ve cümleleri tekrar etmede güçlük yaşarlar (örn. iletim tipi afazi). Bazı kişiler de nesnenin ne olduğunu ve ne işe yaradığını bilmesine rağmen nesneleri adlandırma güçlüğü çekerler (örn. anomik tip afazi).

Afazi Nasıl Tanılanır?
Afazi genellikle ilk olarak beyin hasarı geçiren kişiyi tedavi eden doktor (nörolog) tarafından fark edilir. Doktor kısa bir yatakbaşı değerlendirme sonrası afaziden şüphelenirse hastayı iletişim becerilerini daha ayrıntılı değerlendirmek için bir dil ve konuşma terapistine yönlendirir. Dil ve Konuşma terapisti bireyin “komutları yerine getirme, soruları yanıtlama, nesne adlandırma ve sohbeti sürdürme becerilerini ayrıntılı değerlendirip, uygun bir terapi programı hazırlamak için afazi testi uygular. Değerlendirmeler afazili bireyin motor konuşma bozukluklarını, dili anlama, okuma, yazma, yutma yeterliliğini ve alternatif ve destekleyici iletişimi sistemlerini kullanabilme yeterliliklerini içermelidir. Türkiye’de afazili bireyler için hazırlanmış GAT (Gülhane Afazi Testi: Tanrıdağ, 1993), GAT-2 (Tanrıdağ, Maviş,Topbaş, 2011), EAT (Atamaz, Yağız On, Durmaz, 2007) ve ADD (Maviş ve Toğram, 2007) değerlendirme testleri mevcuttur.

Afazi Terapisi nasıldır?
Bazı vakalarda kişiye müdahale edilmeden afazi iyileşir. Bu tip spontan iyileşme beyne kan akışının geçici olarak kesintiye uğradığı ancak kısa zamanda düzelen ve geçici iskemik atak adı verilen inme tipini takiben gerçekleşir. Bu durumlarda dil becerileri birkaç saat ya da birkaç günde geri dönebilmektedir.

Ancak çoğu vaka için dilin iyileşmesi bu kadar hızlı ya da tamamen olmamaktadır. Afazili bir çok kişi birkaç günden bir aya kadar bazı dil becerilerinde geri dönüşün olduğu kısmi spontan iyileşme yaşarken, bazı kişilerde afazi kalıcı olabilmektedir. Bu gibi durumlarda dil ve konuşma terapisi yardımcı olmaktadır. Görece iyileşme genellikle iki yılı aşkın bir süre devam eder. Çoğu sağlık uzmanı en etkili tedavinin iyileşme sürecinin ilk aşamalarında başlaması gerektiğine inanmaktadır. İyileşmeyi etkileyen faktörler arasında hasarlanan beyin alanı, beyin hasarının yaygınlığı, kişinin yaşı ve sağlık durumu yer almaktadır. Ayrıca motivasyon, el baskınlığı ve eğitim düzeyi de diğer faktörler arasında yer almaktadır.

Afazi ile uğraşan dil ve konuşma terapistleri, dil becerilerini mümkün olduğu kadar yeniden oluşturarak, dil sorunlarını telafi ederek ve diğer iletişim kurma yöntemlerini öğreterek, kalan dil becerilerini kullanması için motive ederek afazili bireylerin iletişim becerilerini geliştirmekte uzman olan kişilerdir. Her bir bireyin afazi tipi ve yetersizliğine özgün olarak hazırlanan bireysel terapiler kişinin işlevsel ihtiyaçlarına odaklanır. Grup terapileri ise küçük bir grup ortamında afazili bireylere yeni iletişim becerilerini kullanma şansı sağlar. Aile katılımı da afazi terapisinin önemli bir bileşenidir.

Gecikmiş Dil ve Konuşma ve Özgül Dil Bozukluğu
Dil ve konuşma birbirinden farklıdır. Dil, insanların birbirleriyle duygu ve düşüncelerini paylaşmak amacıyla kullandığı ortak kurallar sistemidir. Bir dil, yalnızca konuşma dilini akla getirmemelidir; yazı ve işaret kullanımı da bir dildir. Konuşma ise bu duygu ve düşünceleri içeren kuralların gerekli organlar yardımıyla fiziksel olarak üretildiği sistemdir.

Bir çocuk duygu ve düşüncelerini aktarmak için gerekli dilbilgisine sahip olabilir fakat konuşma organları (dil, dudak vb.) işlevini gerektiği şekilde yerine getiremediğinden konuşamayabilir. Diğer yandan, başka bir çocuk konuşma organları işlevini kusursuz yerine getirdiği halde dil gelişimindeki bir aksaklık nedeniyle konuşamayabilir, ya da her ikisi de aynı anda görülebilir.

Çocuğumun yaşadığı geçici bir gecikme mi, yoksa bir bozukluk mu?
Çocuklar bazı becerilerde yaşıtlarına göre geri kalabilir; bunu kısa sürede toparlayabilir, hatta, daha da iyi olabilirler. Bir çocukta yürüme, yemek yeme, tuvaletini karşılama gibi becerileri normal gelişirken konuşması gecikebilir. Tüm çocukların genel kabul görmüş aynı veya benzer gelişim aşamaları vardır; bunun yanında, bazı çocukların kendine özgü bir gelişim zamanlaması olabilir ve konuşmaya yaşıtlarından biraz erken veya geç başlayabilir. Ebeveynler oldukça iyi gözlemcidirler, çocuklarının davranışlarını oldukça dikkatli şekilde gözlemlemektedirler. Aynı zamanda ebeveynler çevrelerinde normal gelişim gösteren diğer çocukların gelişimleri hakkında da fikir sahibidirler. İşte ebeveynler çocuklarında herhangi bir şeyden şüphelendiklerinde çocuklarının performansını diğer çocuklarla karşılaştırırlar ve çoğunlukla doğru zamanda birşeylerin yolunda gitmediğinin de farkına varırlar ve doğal olarak endişelenirler ve once en yakınlarına daha sonra en yakınlarındaki uzmana danışarak aydınlanmak isterler : Çocuğum hala konuşmuyor. Çocuğum kendini farklı şekilde ifade ediyor. Çocuğumun söyledikleri kolaylıkla anlaşılmıyor.

Aileler yada bu konuda uzman olmayan tarafından ayrımına varılması güç nokta çocuğun konuşmasının gecikmiş mi yoksa bir dil veya konuşma bozukluğu mu olduğu ve bunlardan öte bu sorunu kendi başına aşıp aşamayacağıdır.

Dil ve konuşma bozuklukları çocuk doktorlarının, psikologların ve çocuk gelişimcilerinin uzman oldukları ve uzman olmaları gereken bir konu değildir. Doktorunuz, çocuk psikoloğu veya okul öncesi öğretmeniniz çocuğunuzun fiziksel gelişiminin normal olduğunu, işittiğini ve “baba, anne” gibi kelimeleri çıkartabildiğini, dolayısıyla, bir uzmana görünmeden 3 hatta 4 yaşına kadar beklemenizi tavsiye edebilir. Yine farklı mesleklerden uzmanlar birçok çocuğun 2 yaşında konuşamayıp 3 yaşında akıcı bir şekilde konuşmaya başladığını bilirler ve bu nedenle gerçek bir sorun olduğunu görene kadar ailelerin endişeye kapılmamalarını isteyebilirler. Bu düşünce biçimi ailelerin de “bekleyip görelim” tarzı bir yaklaşım sergilemelerine ve bu ailelerden çocukları yaşıtlarıyla aynı gelişimi yakalayanların da benzer bir yaklaşımı kulaktan kulağa teskin edici bir tür halk inanışı şekline getirmelerine sebep olmaktadır:

“Konuşur daha bekleyin”
”Amcası/dayısı/teyzesi/kardeşi vb. de geç konuşmuştu”
”Einstein da zaten okula başlarken konuşmuş”

Evet, (kanıtlanamamakla birlikte) Albert Einstein ve diğer bahsedilen bireyler geç konuşmuş olabilir hatta bunlardan sorunu kendi başına aşmış olanlar da olabilir. Çevrenize biraz daha dikkatli şekilde baktığınızda 5-6 yaşına gelmiş hatta okul çağında hala dil ve konuşma problemine sahip pek çok çocuk olduğunu fark edeceksiniz. Bu çocukların da bir zamanlar konuşmasının gecikmiş olduğu düşünüldüğünde, o halde bu 5-6 yaşına gelmiş veya okul çağında hala yaşıtları gibi konuşamayan veya farklı şekilde iletişim kuran çocuklar ya da başka deyişle küçük Einstein’lar ne olacak?

Gerçek şudur ki, dünyanın birçok ülkesinde yapılan çalışmalarda okul öncesi ve okul çağındaki çocukların neredeyse % 10’undan fazlası dil ve konuşma bozukluğuna sahiptir. Basit bir ifadele, bu çevrenizdeki her 10 çocuktan birisi demektir. Yani doktorunuzun veya çevrenizin örnek gösterdiği geç konuşan abi, abla, amca, teyze, komşu çocuğu v.b.’den birçoğu dil ve konuşma sorunundan muzdariptir. Bilinen bir diğer gerçek de konuşması gecikmiş çocukların birçoğunun bunu dil ve/veya konuşma bozukluğu olarak okul çağına ve yaşamlarının daha sonraki dönemlerine kadar devam ettirdikleridir.

Arabanız bozulduğunda tamircinin “bekleyip görelim”,” komşunun arabası da geç çalışmıştı” gibi teskinleriyle alınan risk cebinizden biraz fazla para çıkmasına veya en fazla arabanızı kaybetmenize yol açabilir. Peki ya konu çocuğunuz olunca? Burada alacağınız riskler çocuğun yaşamının sonraki dönemlerinde sosyal, psikolojik ve davranışsal problemler ile öğrenme güçlüğü gibi ilerledikçe geriye çevirmesi zorlaşan sorunlara yol açabilmektedir. Yani eğer çocuğunuzun iletişiminde bir gecikmeden, bozukluktan yada farklılıktan şüpheleniyorsanız bunu bir dil ve konuşma bozuklukları uzmanının değerlendirmesini ve gerekiyorsa eğitim görmesini sağlamak çok önemlidir.

Aileler ne yapmalı?
Aileler uzman olmayan diğerlerinin söylediklerini dinleyerek veya rahat bir şekilde çocuklarının her halükarda konuşma açısından yaşıtlarını yakalayacaklarını tahmin ederek vakit geçirmemelidir. Eğer çocuğunuzun dil veya konuşma gelişimi konusunda şüpheleniyorsanız bir dil ve konuşma bozuklukları uzmanına başvurunuz. Dil ve konuşma terapisti çocuğun sözel dili anlamasını ve ifade etmesini testler yardımıyla ölçecek, çocuğun çevresiyle iletişimini doğal ortamda değerlendirecek, gelişimi etkileyebilecek faktörleri belirleyerek aileye bundan sonra ne yapmaları konusunda danışmanlık hizmeti verecektir.

Neden bir uzmana danışmalıyım?
Basit bir şey için bile beklemek zahmetli bir süreçken çocuğun konuşup konuşamayacağı için bekleyip görmek daha zor ve sıkıntılı bir süreçtir. Hele ki sorunun daha erken dönemde fark edildiğinde daha kolay ve hızlı şekilde çözülebileceğini bilmek aileler için kötü bir histir.

Eğer çocuğunuz yalnızca basit bir gecikmeye sahipse bile kulaktan dolma bilgilere inanmak yerine uzman bir terapiste başvurmalısınız. Dil ve konuşma terapisti çocuğunuzun dil ve konuşma becerilerinin kapsamlı şekilde değerlendirecek ve sonucunda sizi evinize “bekleyip görelim” den öte çocuğunuzun iletişim becerilerini güçlendirebileceğiniz birçok fikirle uğurlayacaktır veya belirli aralıklarla kontrol etmek isteyecektir.

Kaynaklar:
Feit, D., & Feldman, H. M. (2007). The parents guide to speech and language problems. Mc-Graw Hill: Two Penn Plaza, NY.
Karmiloff, K. & Karmiloff-Smith, A. (2001). Pathways to language: From foetus to adolescent’ in ‘Developing Child Series’, Harvard University Press.
Karmiloff, K. & Karmiloff-Smith, A. (1998). Everything your baby would ask if only he/she could talk, Cassell/Ward Lock, London.
Paul, R. (2001). Language Disorders From Infancy Through Adolescence: Assessment & Intervention. St Louis: Mosby.
http://www.asha.org
http://www.kidshealth.org

Dudak-Damak Yarıklığına Bağlı Konuşma Bozukluğu
Damak yarıklığı konuşma bozukluğuna nasıl yol açar?
Damak yarıklığı; dudak, sert damak, yumuşak damak, diş, burun gibi yapıların birinin ya da birden fazlasının yapısal olarak bozuk olmasına ve bu organların artikülasyon için gerekli olan hareketleri uygun bir biçimde yapamamasına neden olmaktadır.

Dudak damak yarıklığının görülme sıklığı nedir?
Ülkemizde yapılan bir araştırmaya göre her 1000 doğumda 1 dudak damak yarığı görülmektedir (Tunçbilek, 1973; akt. Aras, 1996).

Dudak damak yarıklığı olan bebeklerde dil ve konuşma terapistinin rolü nedir?
İzole dudak yarığı olan bebeklerin genellikle beslenme veya konuşmaya ilişkin çok fazla sıkıntısı olmamaktadır. Bu nedenle aşağıda anlatılan bilgiler genel olarak dudakla birlikte veya sadece damağı içine alan yarıklarda, dil ve konuşma terapistinin rolünü vurgulamak amacıyla hazırlanmıştır.

Doğumdan 12 Aylığa Kadar Beslenme
Damak yarığı olan yenidoğanda karşılaşılan en ciddi sorun “beslenme”dir. Dudak ameliyatları 2,5-3 ay civarında yapılsa da, damak ameliyatları genelde 12 aydan önce yapılmamaktadır. Bu dönem süresince bebeğin normal gelişimine devam etmesi için beslenme ihtiyacının karşılanması önemlidir.

Damağın açık olması, bu duruma özel bir takım biberonların geliştirilmesine neden olmuştur (Mead Johnson ve Haberman gibi). Negatif basınç oluşturamamaktan kaynaklı olarak bebeği beslemekte zorlanan ebeveynler hangi biberon daha kullanışlı gelirse onu kullanmaktadır.Anneler, yumuşak materyalden yapılmış olan biberonu ağzına sıkarak, emme işlemini gerçekleştiremeyen bebeğin beslenmesine yardımcı olurlar. Türkiye’de bu biberonları bulmakta zorlanan aileler kaşıkla besleme gibi yöntemleri seçebilmektedirler.

Besleme işlemi sırasında çocuğun yatay değil 45-60 derecelik bir açıyla dikey olarak durması çok önemlidir. Dikey olarak besleme, yiyeceğin burna kaçışına engel olacaktır. Ebeveyn sürekli olarak çocuğu izlemeli, çocuğun rahatsız olduğunu hissettiği anda beslemeyi durdurmalıdır.

Besleme sırasında dikkat edilmesi gereken diğer durumlar şöyledir;

Ortalama her 8 dakikada bir mola vererek çocuğun gazının çıkartılması,
Yarım saatten fazla beslenmemesi,
Sık aralıklarla beslenmesi,
Sorun yaşanması halinde konuşma terapistinden yardım istenmesi,
Çocukta kilo kaybı olması durumunda, doktor kontrolünün yapılması
İletişim Değerlendirme ve Yönlendirme
Kimi kliniklerde daha hamilelik sürecinde, uzmanlarla iletişime geçilmekte ve uzmanlar ebeveynleri nelerin beklediği ile ilgili olarak bilgilendirme yapmaktadır. Konuşma terapisti de bu uzmanlardan biridir. Bu genel bilgilendirme dışında konuşma terapisti 6-12 aylık bebeği iletişim becerileri açısından değerlendirmelidir. Alıcı ve ifade edici dil becerilerinin nasıl geliştirebileceği, belli konuşma seslerinin üretiminin nasıl pekiştirileceği gibi aileyi yönlendirici bilgiler vermelidir.

12 Ay Ve 3 Yaş Arası Konuşma
Bu süreçte de konuşma terapisti, çocukla birebir çalışma yapma yerine hala ailelerle çalışmalı, gerekli yönlendirmeleri yapmalıdır. Dudak ve/veya damak yarığı olan çocukların % 50-60’ı konuşma problemi yaşamamaktadır. Bu nedenle aileye çocuklarına normal gelişimi olan çocuklardan farklı olarak davranmamaları gerektiği özellikle anlatılmalıdır. Aynı zamanda, aile ortaya çıkabilecek konuşma problemlerine yönelik bilgilendirilmelidir. Dil ve konuşma kavramlarının farkları anlatılmalı, çocuğun kaç kelimelik cümleler kurduğu takip edilmeli, 2-3 yönergeli cümleleri anlayıp anlamadığına bakılmalıdır. Ayrıca sözcükleri söylerken kullandıkları seslerde hatalar olup olmadığına ailelerin daha fazla dikkat etmeleri sağlanmalıdır.

Dil ve konuşmayı etkileyen önemli parametrelerden biri işitmedir. Çocuğun işitmesinin sürekli olarak KBB doktoru ve odyolog tarafından kontrol edildiğinden emin olunmalıdır. Aile sürekli tekrarlayan orta kulak iltihaplarının kalıcı işitme problemlerine yol açabileceği konusunda uyarılmalıdır.

3 Yaş Sonrası
Damak yarıklı çocuklarla dil ve konuşma terapisi aktif olarak üç yaşından sonra başlamaktadır. Çocuğun masa başı etkinliklerine katılması, verilen yönergelere uygun hareket etmesi için bu süre gereklidir.

Dudak damak yarıklığı olan çocuklarda dil ve konuşma bozukluğu
Terapilerde çocuğun konuşmasından önce dil gelişimi değerlendirilir. Kuehn ve Henne (2003), damak yarıklığının, çocuğun konuşma gelişimini olumsuz yönde etkilese bile, ek birtakım bozuklukların eşlik ettiği durumlar dışında, dil gelişimini pek fazla etkilemeyeceğini ifade etmişlerdir. Dil gelişim geriliği olan çocukların çocuk nörolojisi tarafından özellikle bilişsel beceriler ve sendromlar açısından değerlendirilmesi şarttır.

Yaşına uygun dil gelişimi olmayan çocuklar, artikülasyon terapisine alınmazlar. Öncelikli olan çocuğun uygun sayıda sözcük kullanarak cümleler kurması, cümle içindeki ekleri uygun ve yerinde olarak kullanması, kısacası düşüncelerini rahatça ifade etmesi için gerekli olan dil becerilerine sahip olması gerekmektedir. Dil gelişimi zayıf olan çocuklar dil terapisi alırken, buna ilişkin sorun yaşamayan çocuklar artikülasyon terapisine başlatılabilir.

Hipernazalite nedir?
Hipernazalite, konuşma için gerekli olan akustik enerjinin ağızdan çıkması gereken seslerde buruna kaçarak konuşmanın rezonansını bozmasıdır. Hipernazalite, damak yarığına sıklıkla eşlik ettiği için bir takım artikülasyon problemlerine neden olabilmektedir. Bu problemlerin bazıları konuşma terapisi ile düzelebilecek, çocuğun damak deformitesini telafi etmek üzere geliştirdiği süreçlerken, bazıları yapısal sorunlara (hipernazalite ya da diş/çene anomalileri gibi) dayalı zorunlu olarak ortaya çıkan bozukluklardır. Konuşma terapisti değerlendirmesi sırasında bu bozuklukların hangilerinin zorunlu, hangilerinin telafi edici süreçler olduğunu belirleyip, yapısal bozukluklar için doktorlara ya da ortodontiste yönlendirirken, telafi edici süreçler için konuşma terapisine başlatmalıdır.

Telafi edici konuşma süreçleri nedir?
Damak yarığına özgü telafi edici konuşma süreçleri genelde ağzın ön tarafından çıkması beklenen, örneğin /t/, /d/ gibi seslerin, /k/, /g/ gibi art ünsüzlere dönüştüğü artlaştırma sürecidir.

Dudak damak yarığında konuşma terapisi
Konuşma terapisinin başarısı ekip çalışmasıyla varılan başarıya bağlıdır. Plastik cerrah, kulak burun boğaz uzmanı, genetik, çocuk nörolojisi, konuşma terapisti, ortodontist, odyolog, psikolog, sosyal hizmet uzmanı bu ekibin parçalarındandır. Damak yarığı olan çocuğun kendisiyle ilgili olumlu bir bakış açısı oluşturabilmesi için bu ekip çalışması çok önemlidir.

Konuşmada Akıcılık Bozuklukları (kekemelik, hızlı-bozuk konuşma, vb.)
Konuşmada Akıcılık Bozuklukları ünitesinde konuşmasında akıcılık sorunu yaşayan her yaştan bireylere değerlendirme, danışma ve terapi hizmetleri verilmektedir.

Dil ve konuşma bozuklukları içerisinde en yaygın görülenlerden türlerden biri akıcı konuşma bozukluğudur. Amerikan İşitme ve Konuşma Birliği'nin (ASHA) sınıflandırmasına göre gelişimsel ve edinilmiş olarak iki başlıkta incelenir. Edinilmiş bozukluklar psikojenik ve nörojenik akıcılık bozuklukları olup, görülme sıklıkları en düşük olan akıcılık bozukluklarıdır. Bu nedenle araştırmalar ve terapiler gelişimsel kekemelik ve hızlı-bozuk konuşma üzerine yoğunlaşmıştır.

Hızlı - bozuk konuşma (cluttering) nedir?
Konuşmanın anormal bir hızda ve düzensiz olması olarak kısaca tanımlanan hızlı- bozuk konuşma (cluttering) için günümüzde araştırmacılar araştırmalar yapmaya devam etmektedirler. Hızlı-bozuk konuşma da kekemelik gibi bir konuşma akıcılığı bozukluğudur ancak kekemelikten farklıdır. Aşırı ölçüde hızlı, düzensiz, sıklıkla konuyla ilgisiz sözcük veya ifadeler içeren bir konuşma bozukluğudur.

Hızlı-bozuk konuşmada da konuşmanın normal akışında aşırı derecede kırılmalar görülür ve buna aşırı hızlı konuşma, düzgün olmayan tempo, yanlış/eksik sesletme ve söyleyeceğinden emin olamama de eşlik edebilir. Halihazırda hızlı-bozuk konuşma için (kekemelik terapisinde kullanılan tekniklerle) konuşmanın yavaşlatılması, akıcısızlıkların azaltılması, farkındalığın ve dil organizasyonunun arttırılmasına yönelik terapiler uygulanmaktadır.

Hızlı-bozuk konuşmanın nedenleri için kekemeliğin nedenlerine dair yapılan açıklamalar yapılmaktadır ayrıca görülme sıklığının belirlenmesi henüz net bir biçimde mümkün olmamıştır.

Kekemelik nedir?
Çeşitli kaynaklarda farklı açılarına vurgular yapılarak tanımlanan kekemelik en net tanımıyla konuşma akışının ya da ritminin kesintilerle ya da blok gibi engellerle bozulmasıdır. Tanım biraz daha genişletilip şu şekilde ifade edilebilir:

Kekemelik, konuşma sırasında nefes alma, fonasyon (sesleme) ve sesletim koordinasyonlarını etkileyen istemsiz nöromotor bozulmalar sonucunda ortaya çıkmaktadır.

Kekemelik, her zaman olmamakla beraber genellikle

1) kişinin sözcükleri söylerken yaşadığı istemsiz kontrol kaybı olarak,
2) aşırı ve/veya anormal ses/hece tekrarları, uzatmalar, sesli veya sessiz bloklar, ya da bu davranışlardan kaçınma olarak ortaya çıkar ve
3) birçok değişik psikolojik stres ve olumsuz duygularla bağlantılıdır ya da bunlar tarafından tetiklenmektedir."

Kekemeliğin görülme sıklığı nedir?
Araştırmalara göre bir toplumun yaklaşık olarak %1'i her hangi bir zamanda kekemelik yaşamıştır. Bu veriye bakılarak, Türkiye'de, yaklaşık 700,000 kekemelik vakası olduğu düşünülmektedir.

Tipik olarak çocuklukta başlayan kekemelik, bu dönemde çocuklarının %5'inde gözlenebilir. Çocukluk döneminde görülen kekemeliğin %80'i kendiliğinden ortadan kalkmaktadır. Dolayısıyla 5 çocuktan 4'ü akıcı olarak konuşmaya; %1'i de, kekelemeye devam etmektedir.

Kekemeliğe ne neden olur?
Kekemeliğin tek bir nedeni yoktur. Yapılan araştırma sonuçlarına göre, çocuklukta başlayan tipik kekemelik fizyolojik faktörler barındırmaktadır. Örneğin, kekemeliği olan bireylerin yaklaşık %50'sinde kanıtlanmış genetik etkiler vardır. Kekemeliğin, stresli ortamlarda artması, nedenlerinin psikolojik olduğunun düşünülmesine yol açmaktadır, ancak bu doğru değildir. Psikolojik faktörler kekemeliği "tetikleyebilir"—ya da ortaya çıkarabilir—fakat kekemeliğin nedeni değildirler. Öğrenme ya da alışkanlıklar da kekemelikte önemli rol oynamaktadır. Örneğin kekemeliği olan bireyler, kekelediklerinde kendilerine yardımcı olacağını düşündükleri bazı hareketler (ayak vurma, göz kırpma gibi) yapabilirler.

Konuşma terapisi nedir ve nasıl yardım edebilir?
Dil veya konuşma bozukluğu olan her yaştaki insan bu konuda uzman eğitimini almış bir dil ve konuşma terapistinden özel bir eğitim alabilir. Bu özel eğitim "konuşma terapisi" olarak bilinir. Kekemelik için yapılan konuşma terapisi, tipik olarak, ortamda kekemeliği olan birey ve konuşma terapistinin bireysel bir terapidir. Bazı durumlarda aile üyeleri de terapi seanslarına katılabilir, özellikle de kekemeliği olan kişi bir çocuk ise. Konuşma terapisi ayrıca, birden fazla kekeme bireyin bulunduğu –örneğin 2 ila 6 katılımcı olabilir- bir grup ortamında da gerçekleşebilir. Konuşma terapisinin amaçları oldukça çeşitlidir. Bunlar, her zaman kekemeliğin ortaya çıkamayacağı bir şekilde konuşmayı öğretmek (akıcılık şekillendirmesi); kekelemenin kolay bir şeklini öğretmek (kekemeliğin değiştirilmesi); kekeleyen bireye kekemeliğini kabul etmesini veya kekelemekten kaçınmamasını öğretmek (duyarsızlaştırma ve kaçınmama) ve diğer teknikler şeklinde sıralanmaktadır.

Türkiye'de kekemelik için neler yapılmaktadır?
Türkiye'de, kekeleyenler için çok sayıda kısa-dönemli terapi veren ve "iyileşmeyi garanti eden" merkezler bulunmaktadır. Bu merkezlerin çoğunda yeni bir konuşma şekli öğretirler. Bu yeni yollar, akıcılık şekillendirme yönteminin bir türüdür. Bu merkezlerden bazıları iyileşmeyi garantilemektedir. Genel olarak dil ve konuşma terapistleri bu tarz iyileşme garantilerine şüpheyle yaklaşmaktadır. Çünkü pek çok yaklaşım kekemeliği azaltabilir, fakat çok azı aileyle, arkadaşlarla ve çalışma arkadaşlarıyla normal sohbetler etmeyi sağlayacak bir konuşma biçimi öğretebilir. Hatta çok daha azı, kekemelerin, hayatlarının geri kalanında kekemelikleriyle etkili şekilde başa çıkabilmeleri için hayatlarını değiştirmeyi öğretirler.

Motor Konuşma Bozuklukları: Dizartri ve Apraksi
Motor konuşma bozuklukları nelerdir?
Konuşma, ses, işitme, ağız-yüz düzeneği kullanılarak gelişen; kompleks bir nöral entegrasyon ve pek çok fizyolojik sistemin hızlı koordinasyonunu gerektiren duyusal ve motor bir süreçtir. Konuşmanın solunum, sesleme (fonasyon), rezonans, sesletim (artikülasyon) ve prosodi bileşenlerinden bir veya birkaçını etkileyen bir nöromotor sorunu ile ortaya çıkan konuşma bozuklukları motor konuşma bozuklukları olarak adlandırılmaktadır. Dizartri ve apraksi olmak üzere iki tip motor konuşma bozukluğu bulunmaktadır.

Dizartri nedir?
Merkezi Sinir Sistemi ve/veya Çevresel Sinir Sistemi ya da her iki sistem hasarına bağlı olarak, konuşma düzeneğini kontrol eden kaslarda spastisite, flaksidite, koordinasyon bozukluğu, paralizi sonucu konuşmanın solunum, sesleme, rezonans, sesletim ve prozodik özelliklerinin etkilendiği, dolayısı ile anlaşılabilirlik özelliğinin sınırlandığı bir motor konuşma bozukluğudur.

Dizartri hangi hastalıklarda gözlenir?
Dizartriye neden olan nöromotor sorunların kaynağı vasküler, travmatik, enfeksiyonel, neoplastik, metabolik v.b olabilir. Merkezi ve çevresel sinir sistemindeki farklı lezyon ve hasarlar farklı dizartri tiplerini meydana getirir. Dizartri terimi, alanyazında genellikle yetişkinler için beyin krizi (stroke), beyin travması gibi beyin hasarlarına bağlı olarak ortaya çıkan edinilmiş nörolojik/nörojenik konuşma bozuklukları karşılığında kullanılmaktadır. Çocukluk çağında gözlenen nöromotor konuşma bozuklukları serebral palsi ile ilişkilendirilmekte ve “gelişimsel disartri” olarak tanımlanmaktadır.

Dizartrinin görülebildiği hastalıklar nelerdir?
1. Serebrovasküler olaylar
2. Travmatik beyin hasarları
3. Tümörler
4. Serebral palsi
5. Progresif supranükleer palsi
6. Parkinson
7. Huntington hastalığı
8. Amyotrofik lateral skleroz
9. Multipl skleroz
10. Myastania gravis

Dizartri tipleri nelerdir?
1. Spastik dizartri: Üst motor nöron (ÜMN) lezyonu sonucu (Serebrovasküler Olaylar, Travma, Progresif Supranükleer Palsi gibi dejeneratif hastalıklarda) vital kapasitede azalma, tırmalayıcı, gergin, sert ses, düşük perde düzeyi, hipernazalite, açık net anlaşılmayan ünsüz üretimi, azalmış vurgu, bazen aşırı ya da aynı özellikte vurgu ve yavaş konuşmanın görüldüğü dizartri tipidir.

2. Flaksid dizartri: Alt motor nöron (AMN) lezyonu sonucu (Bulbar palsi, Myastenia Gravis, V., VII., X., XII. kraniyal sinir lezyonları) kas güçsüzlüğüne sekonder gelişen azalmış solunum desteği, solunum güçlüğü, çift taraflı lezyonlarda soluklu ses, duyulabilir soluk alma, diplofoni, azalmış perde ve şiddet düzeyi, afoni, hipernazalite ve nazal emisyon, açık net anlaşılamayan ünsüz üretimi, açık net anlaşılamayan çift dudak, diş-dudak, diş-ardı dil ucu ünsüzleri yada bu seslerin üretilememesi, prosodik yetersizlik, monoton konuşmanın görüldüğü dizartri tipidir.

3. Ataksik dizartri: Serebellar sistem lezyonlarında; düşük solukla konuşma, normal fonasyon ya da ses yüksekliğinde aşırı değişkenlik, ani patlamalar, çatlak, tırmalayıcı ses, tekseslilik/tek düzelik, net anlaşılmayan ünsüz üretimi, ünlü üretiminde bozulmalar, düzensiz sesletim, yavaş fakat hemen her heceye abartılı vurgu, uzatılmış heceler, her heceden sonra duraklamanın olduğu konuşma özelliklerinin görüldüğü dizartri tipidir.

4. Hipokinetik dizartri: Basal ganglia lezyonlarında (Parkinson Hastalığı) azalmış solunum desteği, fonasyonda soluksuz kalma, sertlik, tremor, ses şiddetinde azalma, bazı durumlarda hipernazalite, sesletim biçiminde değişiklik, palilali, tek perde, tek düze ses şiddeti, kısa kesik konuşmanın görüldüğü dizartri tipidir.

5. Hiperkinetik dizartri: Basal ganglia lezyonlarında; Myokloni, Tourette Sendromu, Enfeksiyon, Ballismus, Atetoni gibi durumlarda perde ve ses şiddetinde düzenli titreklik, tek perde ve perde kırılmaları, uzun aralıklarla söz öbekleri, değişken ranj ve monotonluk gözlenir. Distoni ve atetozda; zayıf solunum desteği, tırmalayıcı, gergin ses, işitilebilir inspirasyon, tekdüze ses, değişken ve azalan vurgu, konuşmada uzun duraklamalar, uygunsuz suskunluk gözlenirken Chorea’da ani zorlamalı soluk alma ve verme, ses yüksekliğinde aşırı değişkenlik, nefes nefese kalma, istemsiz hareketlere bağlı ses duraklamaları, konuşmada uzun duraklar, kısa öbeklerle konuşma ve monotonluk gözlenmektedir. Ayrıca, hipernazalite, değişken sesletim, net anlaşılmayan ünsüz üretimi ve ünlü bozulmaları hiperkinetik dizartrinin diğer özelliklerini oluşturmaktadır.

6. Karmaşık tip dizartri (Spastik-Flaksid): Amyotrofik Lateral Skleroz gibi üst ve alt motor nöron lezyonlarının görülebildiği hastalıklarda; zayıf solunum desteği, hipernazalite, net anlaşılmayan ünsüz üretimi, prosodik yetersizlik, azalan vurgu, monotonluk, ÜMN: tek perde, ıslak sesle birlikte tırmalayıcı, gergin ses; AMN: solukluluk, tek düze ses şiddetinin görüldüğü dizartri tipidir.

7. Karmaşık tip dizartri (Spastik-Ataksik): ÜMN ve cerebellar lezyonlarda (Multiple Skleroz) zayıf solunum desteği, bozulmuş ses şiddeti kontrolü, sert, soluklu ses kalitesi, bazen hipernazalite, bozuk yetersiz sesletim, yetersiz prosodi, azalmış vurgu ve bozuk perde kontrolünün gözlendiği dizartri tipidir.

Dizartri değerlendirilmesi nasıl yapılır?
Değerlendirmenin amacı tarama ve saptama, tanı koyma, müdahale yöntemini planlamadır. Değerlendirme, görüntüleme yöntemleri ile hasarlı yapıların ve işlevlerinin belirlenmesi, konuşma üretimine yönelik yapıların hareket ve işlevlerinin cihazlarla doğrudan gözlenmesi ve konuşma üretiminin algısal yönden değerlendirilmesine dayanır. Daha nesnel yargılara varabilmek için konuşmanın akustik özelliklerini değerlendirmek üzere bilgisayarlı ses analiz sistemlerinden (CSL), video ve ses kayıt cihazlarından yararlanılmaktadır.

Dizartri terapisinde temel hedefler nelerdir?
Terapide genel amaç; hastanın dil kullanımını, konuşma anlaşılırlığını, hızını, süresini, doğallığını, ezgisini ve prosodik özelliklerini yapabildiği en üst düzeye getirerek yaşam boyu iletişim aktivitelerine katılımını sağlamaktır.

Alternatif ve destekleyici iletişim sistemleri (ADİS) ne zaman gerekir?
İlerleyici olmayan ve akut dizartrilerde, ADİS hasta tekrar anlaşılır bir konuşmayla iletişim kurana kadar kullanılabilir. Kronik ilerleyici olmayan dizartrik bireylerde ADİS’in uzun zamanlı kullanımı gerekebilir. Dejeneratif bozukluklarda konuşmayı destekleme amaçlı başlayıp sonrasında iletişim için tek yol olarak kullanılabilir.

APRAKSİ
Apraksi nedir?
Herhangi bir güçsüzlük, akinezi, normal olmayan ton veya postür, bilişsel işlevlerde bozulmalar, anlamada azalma, koopere olamama gibi durumların haricinde, beceri gerektiren hareketlerin yapılamamasıdır. Motor agnozinin bir biçimidir.

Apraksi tipleri nelerdir?
1. Motor Apraksi: Deneyimle kazanılan kinetik formül bozulur.

2. Limb-Kinetik Apraksi: Hareketin hızı, akıcılığı, inceliği kaybolur. Sol frontal–anterior parietal/supplementer motor alan lezyonları veya premotor alan lezyonları bundan sorumludur. Tek taraflı olur ve lezyon çaprazındaki ekstremitede açığa çıkar.

3. İdeomotor Apraksi: Bir fikir, bir eylem dizgesine bağlı olarak motor dizgeyi harekete geçirme bozulmuştur. İnferior parietal lob lezyonları neden olur. Hastalar özellikle komut verildiğinde hareket dizisini yanlış gerçekleştirirler. Gerçek nesne ellerine verildiği zaman taklitle gösterildiğinden daha iyi yaparlar. Nesneden bağımsız olarak hareketleri gerçekleştirmede zorlukları vardır. Sol taraf lezyonlarında görülür. Bu tip aprakside hastanın kendisi veya diğerlerinin yaptığı bozuk motor performansın algılanışı da bozulur.

4. İdeatuar Apraksi: Eylemin nasıl yapılacağının mental şeması ve buna bağlı planı bozulur. Bu nedenle kompleks bir dizi hareketin sırası bozulur, tek tek yapılır, ancak peş peşe yapılması istendiğinde yapılamaz.

5. Yürüme Apraksisi: Mediyal frontal korteks lezyonlarında açığa çıkar. Bilateral subkortikal infarkt ve frontal lob medial kısmından çıkıp projekte olan liflerin ventrikül önünden geçerken hidrosefali nedeniyle gerilmeleri sonucu açığa çıkabilir.

6. Konuşma apraksisi (Sözel Apraksi): Dominant inferior frontal bölge sorumludur.

Konuşma apraksisi (Sözel Apraksi) nedir?
Yetişkinlikte ve çocukluk döneminde konuşmanın programlanmasına ilişkin motor bozukluktur. Yetişkin formu normal dil ve konuşma gelişimi sonrası gerçekleşir. Çocukluk çağı apraksik konuşma ise yapısal beyin hasarı sonucunda oluşur. Sensori motor konuşma bozukluğu olarak da tanımlanır. Sözcükleri üretmek ve istemli kas hareketlerini sağlayabilmek için gerekli merkezdeki motor planlama bozukluğudur.

Apraksik konuşma özellikleri nelerdir?
Sıklıkla sesletim problemleri görülür. Bunun yanı sıra fonasyon koordinasyonu, sıklığı ve/veya vurgu etkilidir. Hasta yetersizliğinin farkındadır, sözcük uzunluğu arttıkça sorun artar. Sesletim bozuklukları tutarlı değildir; tekrarlar, uzatmalar veya sözcük değişimlerinde varyasyonlar görülür. Ünsüzlerin sesletimi ünlülerden daha zordur, başlangıç ünsüzleri son ünsüzlerden daha zordur. Özellikle otomatik ve sık kullanılan sözcüklerde mükemmel sesletilen konuşma kısımlarına sıklıkla rastlanır.

Apraksi terapisinde genel amaç nedir?
Apraksi terapisinin asıl amacı, hastanın konuşma üretimini gerçekleştirmek için gerekli artikülatör hareketlerin istemli kontrolünü arttırmaktır. Apraksi çok ciddi bir düzeyde ise anlaşılır konuşma gerçekçi bir hedef olmayabilir. Bu kişiler için alternatif ve destekleyici bir iletişim sistemi geliştirmek daha anlamlı bir hedef olabilir.

Sesletim ve Sesbilgisel Bozukluklar
Sesletim (Artikülasyon) nedir?
Sesletim, bireyin konuşmada yer alan organlarının ardışık, uyumlu hareketleriyle belirli bir dile ait konuşma seslerini doğru telaffuz etme becerisidir.

Sesletim bozukluğu nedir?
Sesletim bozuklukları, konuşma seslerinin çıkartılış yeri, biçimi, hızı, zamanlaması ve basıncının hatalı üretimine dayalı sorunlardır.

Sesletim bozuklukları neden olur?
Sesletim bozuklukları Yapısal kökenli olabildiği gibi, herhangi bir nedene bağlı olmaksızın da görülebilmektedir. Sesletim sorunu yaratabilecek nedenler arasında; yarık dudak-damak ve ağız-yüz anomalileri, ortodontik anomaliler, işitme kaybı, zihin engeli, nörolojik kökenli bozukluklar (serebral palsi ve diğer) yer almaktadır.

Sesletim bozukluklarında aşağıda yer alan biçimlerde hatalar gözlenebilir:

/k/ ve /t/seslerinin yer değiştirmesi : /köpek/ yerine /töpek/ gibi,
/r/, /y/, /l/, /ç/ sesleri yerine başka sesler koyma
/k/ ve /g/ sesleri yerine /t/ ve /d/ seslerini kullanma
Sesbilgisel yeterlilik nedir?
Sesbilgisel yeterlik, konuşma seslerini dil bağlamında kurallara uygun kullanmayı bilme becerisidir.

Sesbilgisel bozukluk nedir?
Sesbilgisel bozukluklar, konuşmanın temelini oluşturan dil kurallarına ait bilgiyi (sesbilgisini/fonoloji) edinme güçlüğüdür. Çocuk kolay anlaşılır konuşma örüntüleri gerçekleştiremez. Örneğin, çocuk /s/ sesini sözcük başında kullanmayı öğrenememiştir. Gelişimsel sesbilgisel bozukluklar, çocuklarda ilerleyen dönemlerde, okuma ve yazma güçlükleri görülmesinde etken olabilir.

Bütün sesler aynı anda mı öğrenilir?
Hayır. Sesler belirli bir sıra çerçevesinde edinilirler. Bazı sesler 3 yaş civarında edinilirken (/p/, /b/, /m/), bazılarının edinimleri okul çağına kadar (/s/, /r/, /l/) tam anlamıyla tamamlanmayabilir.

Sesletim bozukluklarını düzeltmek önemli midir?
Sosyal, duygusal, akademik ve/ya da iş hayatını etkileyecek duruma gelmişse bu sorunun çözümü daha önemli hale gelmektedir. Dolayısıyla sesletim sorunları acilen ele alınmalıdır.

Sesletim sorunu bebek konuşması gibi midir?
Küçük çocuklar sesleri, heceleri, sözcükleri yanlış kullandıkları zaman konuşmaları “bebek konuşması” gibi algılanabilir. Ancak ciddi sesletim sorunu olan çocukların ve yetişkinlerin konuşmaları bebek konuşmasından oldukça farklıdır.

Çocuğuma sesleri doğru üretmesi konusunda nasıl yardımcı olabilirim?
Çocuğa doğru model olmanız gerekmektedir. Çocuğunuzun konuşmasını bölmeyin ya da sürekli olarak düzeltmeyin. Çocuğunuzun yaptığı ses hataları hem siz hem de yakın çevreniz tarafından alay konusu olmamalı ya da bu hatalar sevimli bulunarak pekiştirici şekilde davranılmamalıdır. Yapabileceğiniz en doğru davranış doğru model olmaktır. Yanlış sesletilen sözcük doğru şekilde ifade edilmelidir. Çocuğunuz “sayı güneş” dediğinde siz “evet, sarı güneş, büyük sarı güneş bizi ısıtıyor” şeklinde tekrarlayarak doğru geri dönüt verin.

Travmatik Beyin Hasarı
Travmatik Beyin Hasarı Nedir?
Travmatik beyin hasarı (TBH), kafanın ani ve şiddetli bir şekilde bir nesneye çarpması (araba camı, kalorifer, beton gibi) ya da bir nesnenin kafatasını delerek beyin dokusuna zarar vermesi (kurşun, çivi gibi) sonucu ortaya çıkan beyin yaralanmalarıdır.

Travmatik Beyin Hasarı tipleri nelerdir?
Kafatasının durumuna göre kapalı ve açık kafa yaralanmaları şeklinde ikiye ayrılabilmektedir. Açık kafa yaralanmalarında kafatasında kırık oluşurken kapalı travmalarda kırık oluşmaz.

Travmatik Beyin Hasarının şiddeti bireyleri nasıl etkiler?
TBH, beyindeki hasarın genişliğine göre ortaya çıkan belirtiler açısından hafif, orta ve şiddetli olarak derecelendirilmektedir. Hafif düzey hasarlarda, bilinç kaybı olmayabilir ya da birkaç saniye/dakikalık kısa süreli bir bilinç kaybı olabilir. Baş ağrısı, kafa karışıklığı, baş dönmesi, bulanık görme ya da göz yorgunluğu, kulak çınlaması, ağızda kötü bir tat, bitkinlik, uyku düzeninde bozulma, davranışlarda ya da ruh halinde değişiklikler ve hafıza, konsantrasyon, dikkat ve düşünme ile ilgili küçük sorunlar yaşanabilir. Hafif kafa travması geçiren çoğu insan iyileşebilmektedir.

Orta ya da şiddetli hasarlarda da bu semptomlar görülebilmekle birlikte, bunlara ek olarak kötüleşen ya da geçmeyen baş ağrıları, tekrarlayan kusma ya da mide bulantısı, havale ya da nöbetler, uykudan uyanamama, gözbebeklerinde genişleme, konuşmada anlaşılmazlık, kol ve bacaklarda güçsüzlük ya da hissizlik, koordinasyon kaybı ve artmış kafa karışıklığı, huzursuzluk, tedirginlik, endişe, gerginlik gibi durumlar da gözlenebilmekte; bazı hasarlar ise ölümcül olabilmektedir.

Travmatik Beyin Hasarının genel nedenleri nelerdir?
TBH’nin en sık görülen sebebi trafik kazalarıdır (sıklıkla araba, motorsiklet kazaları). Diğer sebepler arasında, düşmeler, spor yaralanmaları, iş kazaları, şiddet olayları ve çocuk istismarı sayılabilir.

Travmatik beyin hasarlarının yaşla ilişkisi var mıdır?
15-24 yaş erkeklerde, riskli olduğu varsayılan yaşam şekillerine bağlı olarak, görülme olasılığı yüksektir. 75 yaş üstü bireyler ise düşmeye bağlı travmalara daha çok maruz kalırlar. Ergen ve yetişkinler için en sık görülen sebep otomobil ve motosiklet kazaları ve şiddet içeren suçlardır. Mesleğe bağlı olarak da asker, polis gibi mesleklerde kurşun yaralanmalarına sıkça rastlanabilmektedir.

Bir yaşın altındaki bebeklerde en yaygın sebep fiziksel istismar olabilir. Özellikle oyun ya da zarar verme amaçlı çok şiddetli sallamalar beyin hasarlarına yol açabilmektedir. Biraz daha büyük okul öncesi çocuklarda düşme sonucu hasarlanmalara sıklıkla rastlanmaktadır. Beş yaş sonrasında ise yaya ya da bisikletli yaralanmalar artabilimektedir.

Travmatik Beyin Hasarı olan kişilerde ne gibi değişiklikler ortaya çıkar?
Hasarlanan beyin alanlarına bağlı olarak fiziksel, davranışsal ya da zihinsel değişiklikler ortaya çıkabilmektedir. Çoğu yaralanma, beynin küçük bir alanıyla sınırlı olabilmektedir. Bu küçük hasar sıklıkla kafanın nesneye çarptığı ya da nesnenin beyne girdiği yerde bulunmaktadır.

Özellikle kapalı kafa yaralanmalarında beynin çeşitli alanlarının etkilendiği yaygın hasarlar da görülebilmektedir. Bu yaygın hasarlanmalar beynin kafatası içinde geri ve ileri gidip gelmesine bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Frontal (ön) ve temporal (yan) loblar, dolayısıyla, konuşma ve dil alanları çoğunlukla bu şekilde etkilenmektedir. Çoğunlukla dil ve konuşma alanları hasarlandığından genellikle iletişim güçlükleri ortaya çıkmaktadır. Diğer sorunlar ise şöyle sıralanabilir: ses bozuklukları, yutma güçlüğü, yürüme, denge, koordinasyon, koku alma, bellek ve bilişsel becerilerde yetersizlik.

Travmatik Beyin Hasarı sonucu ortaya çıkan dilsel ve bilişsel sorunlar nelerdir?
Bu sorunlar kişiden kişiye değişmektedir. Kişilik, yaralanma öncesi beceriler ve beyin hasarının şiddetine göre bireysel farklılıklar görülmektedir. Beyin hasarının etkisi yaralanmanın hemen sonrasında en fazladır. Yine de TBH’nin bazı etkileri yanlış anlaşılabilmektedir. Yeni hasarlanmış beyin dokusunda çoğunlukla şişlikler (ödem), ezikler ve yaralar mevcuttur. Bu tip hasarlar genellikle kalıcı değildir; bu alanların işlevleri şişlik ve yaralar geçince geri gelebilir. Bu yüzden, TBH sonrasındaki ilk haftalarda uzun-dönemli sorunların tam olarak tahmin edilebilmesi zordur. Buna rağmen, küçük çaplı bir hasar bile kalıcı, uzun-dönemli sorunlara neden olabilmektedir. Beynin hasar görmemiş alanları hasarlı alanların işlevlerini öğrendikçe ve yerine getirmeye başladıkça gelişim gözlenebilir. Çocukların beyni yetişkinlere göre bu esnekliğe (plastisite) daha yatkındır. Bu sebeple aynı hasara sahip olan çocuklar yetişkinlere göre daha iyi ilerleme gösterebilmektedirler.

Bilişsel sorunlar
Bilinci yerinde olan hastalardaki olası bilişsel sorunlar şu şekilde sayılabilir: Dikkat süresinde azalma, düşünceleri düzenlemede zorluk, unutkanlık, kafa karışıklığı, bazen yeni bilgileri öğrenmede zorlanmalar, diğer insanların hareketlerini yorumlayamama, sosyal durumlara uygun olmayan hareketlerde bulunma, problem çözmede, karar vermede ve planlamada zorlanma.

Dilsel sorunlar
Dil sorunları da bilişsel sorunlar gibi bireysel farklılıklar göstermektedir. Dille ilişkili sorunlardan bazıları şunlardır: Sözcük bulma güçlüğü; düzgün cümle kuramama; uzun ve çoğunlukla hatalı anlatımlar ya da açıklamalar; sözcükleri anlamada zorluk; şaka ya da esprilerdeki farklı kullanımları, deyimleri, imalı kullanımları anlayamama; bazen kendi hatalarının farkında olmama ve buna bağlı olarak çabuk sinirlenme; okuma ve yazma becerilerinde gerileme; matematik becerilerinde bozulma.

Konuşmaya ilişkin sorunlar
TBH olan kişilerde karşılaşılabilecek konuşmanın anlaşılırlığı ile ilgili sorunlar da gözlemlenmektedir. Normalden yavaş, anlaşılmaz, ağızda geveleme şeklinde bir konuşma duyulabilir. Bunun sebebi konuşma organlarındaki kasları kontrol eden beyin alanlarının hasarlanmasıdır. Bu tip bir konuşma bozukluğuna dizartri denmektedir. Dizartri ile ilgili daha ayrıntılı bilgi “Motor Konuşma Bozuklukları” bölümünde verilmektedir.

Travmatik Beyin Hasarı’nda ne gibi müdahaleler yapılmaktadır?
TBH geçiren kişilere öncelikle tıbbi müdahale gerekmektedir. Beyne ve vücudun geri kalanına oksijen desteği ve yeterli kan akışını sağlamak, kan basıncını kontrol etmek önceliklidir. Röntgen, tomografi, MR gibi görüntüleme teknikleri TBH’li hastanın tanı ve tedavisinin belirlenmesinde oldukça önemlidir. Hasarın görüntülenmesi ve tanılanması sonrasında gerekli tıbbi ve cerrahi müdahaleler yapılmaktadır.

Daha sonraki dönemlerde hastaya uygun olan bireysel terapi programları düzenlenmektedir. Bu programlar, fizyoterapi, iş-uğraş terapisi, dil ve konuşma terapisi, psikolojik ve sosyal dayanışma şeklinde olabilmektedir.

Travmatik Beyin Hasarlarında dil ve konuşma terapistinin rolü nedir?
Dil ve konuşma terapisti öncelikli olarak mevcut durumun yeterli ve yetersiz olduğu alanların belirlenmesi ve uygun terapi programlarının planlanabilmesi için dil ve konuşma değerlendirmesi yapmaktadır. Gerekli durumlarda bilişsel bir değerlendirme de uygulanabilir.

Eğer hastanede çalışan bir dil ve konuşma terapisti varsa, kişi hastanede yatarken terapilere başlanabilir. Erken dönem terapilerde uyanıklık ve dikkate yönelik çalışmalara yer verilmektedir. Etraftaki kişileri, bulunulan yer ve zamanı fark etme, tanıma, kendisine söylenenleri anlama gibi iletişim için temel olan beceriler çalışılabilir. Kişide konuşma anlaşılırlığı veya yutma ile ilgili sorunlar varsa oral- motor egzersizler yapılabilir.

Hastaneden çıktıktan sonraki dönemde rehabilitasyonun asıl amacı kişinin olabildiğince bağımsız bir şekilde hayatını devam ettirebilmesidir. Dil becerileri ile ilgili olarak, isteklerini uygun biçimde ifade edebilme (konuşma, jest ya da resimlerle), söylenilenleri anlama, konuşma içinde uygun sözcükleri hatırlama ve kullanma, gerektiği kadar okuma ve yazma gibi amaçlar dil ve konuşma terapisi tarafından belirlenir ve ayrıntılandırılır.

Dil ve konuşma terapisti aynı zamanda bilişsel sorunlarla da ilgilenmektedir. TBH olan kişilerle en sık rastlanan sorun “unutkanlık” denilen bellek sorunlarıdır. Unutkanlık sorunları ve ne kadar iyileşeceği de beyindeki hasarın derecesine göre değişmektedir. Bellekle ilgili olarak insan isimlerini hatırlama (eşinin ismi, anne-babasının ismi, ünlülerin ismi gibi), sık kullanılan nesnelerin isimlerini hatırlama (bardak, yatak, telefon, para gibi), olayların sıralamasını hatırlama (önce kalktım, sonra yüzümü yıkadım, sonra kahvaltı ettim gibi), genel bilgileri hatırlama (Türkiyenin başkenti neresidir, Cumhurbaşkanı kimdir, 23 Nisan ne bayramıdır gibi), kişisel bilgileri hatırlama (adres, telefon, meslek gibi) çalışmaları yapılmaktadır.

Yutma Bozuklukları
Yutma bozukluğu nedir?
Yutma bozukluğu (disfaji), yeme ve içme sırasında görülen yutma güçlükleridir. Yutma bozukluğu üç farklı yutma evresinde gerçekleşebilir:
Oral faz: Yiyeceği ya da içeceği emme, çiğneme ya da ağızdan boğaza doğru gönderme aşamasında görülebilen sorunlar
Faringeal faz: Yiyeceği ya da içeceği yemek borusuna göndermekte yani yiyecek ve içeceklerin yanlış yönde giderek nefes borusuna kaçmasını önlemek için nefes borusunun kapanmasında görülebilen sorunlar
Özofageal faz: Yiyecek ve içeceğin yemek borusundan mideye gönderilmesinde görülebilen sorunlar

Yutma bozukluğunun nedenleri nedir?
Yutma bozukluğu sinir sistemi hasarlarından, baş boyun bölgesini ilgilendiren çeşitli sorunlarından ya da hastalıklardan kaynaklanabilir:

İnme
Beyin travması
Parkinson hastalığı
Multipl skleroz
Serebral palsi
Alzheimer hastalığı
Ağız, boğaz ya da yutak kanserleri
Baş-boyun cerrahisi
Ağız hijyeni sorunları (Eksik diş olması, çürük ya da uygun olmayan diş protezi kullanılması)
Yutma bozukluğunun belirtileri nelerdir?
Yutma bozukluğunun pek çok belirtisi bulunmaktadır:

Yemek yeme ya da içme sırasında veya hemen ardından öksürme
Yemek yeme ya da içme sırasında veya hemen ardından “ıslak” ses
Çiğneme ya da yutma için daha fazla güç ya da zaman harcanması
Yetersiz beslenmeden kaynaklanan dolayı kilo kaybı ve dehidrasyon (susuz kalma)
Tekrarlayan zatürre ya da yemek yedikten sonra nefes alırken sıkışma
Ağızdan yemek ya da sıvı akması veya ağızda yemeğin birikmesi
Yutma bozukluğu tanısı nasıl konur?
Yutma bozuklukları alanında uzmanlaşmış uzman dil ve konuşma terapisti yeme ve içme sorunu yaşayan kişileri değerlendirir. Uzman dil ve konuşma terapisti değerlendirme sırasında aşağıda anlatılan değerlendirmeyi gerçekleştirir:

Hastanın tıbbi durumunun ve yutma bozukluğu ile ilgili bilgilerinin öğrenilmesi
Yutmada rol oynayan kas ve yapıların (dudak, dil, çene, damak gibi) güç ve hareketlerinin değerlendirilmesi
Yeme ve içme sırasındaki hastanın duruşunun ve ağız hareketlerinin değerlendirilmesi
Yutma bozukluğunun aletsel değerlendirilmesi
Yutma bozukluğunun tedavisi nasıldır?
Yutma bozukluğunun tedavisi, uzman dil ve konuşma terapisti tarafından yutma bozukluğunun nedeni, belirtileri ve tipine bağlı olarak planlanmasıdır. Tedavi sırasında;

Yutmadan sorumlu kasların güçlenmesini ve koordineli hareketlerini sağlayacak ya da yutma refleksini harekete geçirebilecek sinirlerin uyarılmasına yönelik özelleştirilmiş egzersizlerin yapılması
Kişinin daha rahat yutması için çeşitli pozisyon ve yutma stratejilerinin uygulanması
Kişinin yutmasının güvenli ve kolay olması için farklı kıvamdaki yiyecek ve içecekle beslenmesi
Yutma bozukluğu kişinin hayatını nasıl etkiler?
Yutma bozukluğu kişinin hayatını farklı şekillerde etkileyebilir:

Yeterince beslenmeme ve dehidrasyon
Yemek ve içmekten daha az keyif alma
Yemekli sosyal ortamlarda bulunmaktan kaçınma, bu tür ortamlarda utanma ya da kendini çekme
Zatürre ya da kronik akciğer bozukluğuna yol açacak aspirasyon (yiyecek ya da içeceğin soluk borusuna kaçması) riski
Kaynakça:
Dil ve Konuşma Bozuklukları Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi, Eskişehir-TÜRKİYE

Bu konuyu yazdır

  DKA Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi
Yazar: alptug - 07-05-2019, 10:43 PM - Forum: Kurum Tanıtımları - Yorum Yok

Kartal Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi olarak hizmet verdiğimiz alanlar.
Dil Konuşma Algı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi

Dil ve konuşma terapisi,
Duyu bütünleme terapisi,
Özel Eğitim ve Rehabilitasyon,
Fizik Tedavi,
Okula Destek ve Okula Hazırlık
Çocuk Gelişimi ve Gelişim Takibi alanlarında

Konuşma problemi olan bireylere,
Zihinsel ve algısal problemli bireylere,
Duyusal entegrasyon sorunu yaşayan bireylere,
Fizik tedavi gerektiren bireylere,
Okul derslerinde başarısız çocuklara
Okula hazırlık için profesyonel destek gerektiren çocuklara,
Otizm ve gelişimsel gerilik ve bozukluk yaşayan çocuklara

Uzman kadromuzla aile ile işbirliği içinde profesyonel destek sağlamaktayız.

Sağlık ve RAM raporlu bireylere ücretsiz eğitim ve servis imkanı bulunmaktadır. Eğitim masraflarını Milli Eğitim bakanlığı sağlamaktadır.

Kartal, maltepe, pendik, sancaktepe, samandıra bölgelerine öncelikle hizmet vermekteyiz.

Bilgi ve randevu için

Yakacık Çarşı Mahallesi Gülşen Sokak 11-1 Yüce belde Sitesi
Kartal – İSTANBUL
dkadanismanlik@gmail.com
0 216 309 99 91
0 546 218 6 218

Mail: dkabilgi@gmail.com

Bu konuyu yazdır

  dil ve konuşma terapi seti
Yazar: - 04-27-2018, 02:03 AM - Forum: Dil-Konuşma - Yorum Yok

site2-1024x814.jpgDil ve Konuşma Terapi Kartları 7 Aşama olarak tasarlanmıştır. Tüm etaplar bireye sırayla uygulanır.
1-) a-) Oral Motor Değerlendirme-Gelişim Takip Formları
b-) Artikülasyon ve Fonolojik Değerlendirme-Gelişim Takip Formları

c-) (YENİ) Ön Koşul Hazırlık Kitabı: 82. Sayfa 1. Hamur
Dil ve konuşma çalışmaları öncesi birey hazırlık çalışmaları içerir. Dil ve konuşma terapisinde etkili ve kısa sürede başarı için bu aşamadan başlanması tavsiye edilir.
Bireyin dil, dudak, nefes, yanak, yüz, çene ve dil terapi öncesi hazırlık – ön koşul becerileri alanlarında çalışma planı ve takip formu olarak kullanılır.
Artikülasyon ve fonolojik problemlerin değerlendirilmesi, çalışma planı ve takip formları olarak kullanılır.
(Eğitimciler için ayrıca teorik bilgilendirme içermektedir.)

2-) Oral Motor Egzersiz ve Etkinlik Kartları
100 Adet   13,5 x 15,5 ebatlarında, Gerçek resim, selefon korumalı
Amacı:  Seslerin hızlı kazanımı için her sese  özel egzersizlerin bulunduğu bu kart serisin amacı;  Bireyin oral motor becerilerini arttırmak, seslerin kolay kazanımını sağlamak, konuşma gelişimi hızlandırmak, oral motor problemlere dayalı konuşma sorunların giderilmesine destek olmak, terapi sürecini kısaltmak

3-) Taklit ve Oyun Kartları
100 Adet   13,5 x 15,5 ebatlarında, selefon korumalı
Amacı: Her sesin taklit, oyun ve dramalarla kazanımı sağlayan ve kolaylaştıran kartlardır. Doğal yolla eğlenceli şekilde dil ve konuşma gelişimini hızlandırmak ve gecikmiş konuşma, çocukluk apraksisi gibi problemlerin terapileri için uygundur.

4-) 29 Sesin Ağız içi ve Ağız dışı Görünüm, Konum Kartları
29 Adet   13,5 x 20 ebatlarında, selefon korumalı 
Amacı: Bireyin artikülatörlerini ( oral motorlarını) koordine ederek seslerin kazanımını kolaylaştırır. Bireyin yaş ve algı seviyesine göre seslerin ağız içi ve dışı konumlarına bakarak seslerin kolay kazanılmasını sağlar.

5-) Fonolojik Farkındalık Kartları
100 Adet   13,5 x 20 ebatlarında, selefon korumalı 
Amacı: Bir biri yerine yanlış kullanılan seslerin düzeltilmesinde kullanılır. Görsel, anlamsal, hissettirme, sesin çıkışı özelliklerini kullanarak fonolojik bozuklukların düzeltilmesinde kullanılır. Özellikle bir birine yakın ve çok sık karşılaşılan fonolojik bozukların hızlı terapisinde kullanılır. Dislekside de kullanılır

6-) Hece, Kelime, Cümle Hikaye ve Terapi Yöntemleri Kitabı
90 sayfa 1. Hamur
Amacı:
Her sesin nasıl çıkarıldığını gösterir,  en az 5 farklı kazanım yöntemi içerir.  
Seslerin kazanım aşamasından sonra sesin kalıcılığını sağlamak amaçlıdır.

Bireyin yaş ve algısal düzeyine göre uygun yöntem seçilerek ses kazanımı sağlanır.
Akıcı konuşma bozukluklarında egzersiz kitabı olarak da kullanılmaktadır.

7-) Artikülasyon ve Fonolojik Albüm
103  Sayfa  a4 boyutunda Spiralli  600 görsel
Amacı:  Tüm seslerin kelimenin başından ortasında sonunda bulunduğu 600 görselden oluşur. Artikülasyon çalışması sonrasında seslerin kalıcılığı amaçlı egzersiz olarak kullanılır. Aynı zamanda Artikülasyon ve fonolojik bozuklukların değerlendirmesinde kullanılır.
Ayrıca okuma yazma bilmeyen çocuklarda ses egzersizlerinin yanı sıra görsel algı, işitsel algı, kelime hazinesinin arttırılması için de kullanılmaktadır.

Set nasıl kullanılır
a-)  1. Kategori kullanılarak bireyin genel dil ve konuşma gelişimi, dil ve konuşma çalışması öncesi  ön koşul beceriler,  oral motor kullanım düzeyi, artikülasyon ve fonolojik bozuklukları değerlendirilir. Bu değerlendirme sonucunda çıkan eksikliklerin kapatılmasına özen gösterilmelidir. Artikülasyon değerlendirmesi için sette bulunan testi setin 7 parçası olan artikülasyon albümünün kullanılması gerekmektedir.  Hızlı Sonuç İçin Ön koşul hazırlık kitabı  muhakkak uygulanmalıdır.

b-)  Daha sonra problemler türü ne olursa olsun  2. kategori olan oral motor egzersiz ve etkinliklerden başlanması önerilir. Bu kategori bireyin konuşma organlarını kullanım potansiyelini egzersiz ve etkinliklerle arttıracaktır. Bu kategori konuşma seslerinin doğrudan çıkarılmasına göre planlanmıştır. Atlanmaması önerilir.
c-)  Ardından  3. kategori olan taklit ve oyun kategorisine  geçilir. Genelde algı seviyesi yüksek çocuklar bu kategoride konuşma seslerini rahatça kazanırlar. Özellikle zihin seviyesi 1-6 yaş aralığında çocuklara bu kartlar drama ve oyunlaştırılarak verilmelidir.
d-)  Oyun aşamasında kazanılmayan problem ses olması durumunda 4. Kategori olan ağız için ve ağız dışı ses konumları kartlarına geçilir. Bireyle ayna karşısında seslerin çıkışları gösterilir. Kartlarla desteklenir.
e-)Bireyde artikülasyon problemi var ise 6. kategoride bulunan ses çıkarma yöntemlerine geçilir. Bu kategoride her sesin kazanımıyla ilgili 5-6 yöntem bulunmaktadır. Bireyin seviyesine göre bir yöntem seçilmelidir. Başarılı olunamaz ise diğer yöntemler denenmelidir.

f-)  Bu aşamadan sonra konuşmanın akıcı ve kalıcı hale gelmesi için bireyin yaşına ve seviyesi göreartikülasyon ve fonolojik albüm ardından hece-kelime cümle-hikaye kitabıyla  devam edilir.
g-)  Bireyse fonolojik problem (sesleri karıştırma) var ise 5. Kategori olan fonolojik farkındalık kartları uygulanır.
Bireyde kelime ve görsel çalışmalar için 7. ürün olan albümü kullanmalısınız.

Kullanım Alanları: 
Artikülasyon bozukluğu
Gecikmiş konuşma
Fonolojik Bozukluklar
Çocukluk çağı apraksisi,
Alıcı ve ifade edici dil bozuklukları,
0-6 yaş dil gelişimi,
Özel gereksinimli bireyler dil gelişimi,
Okul öncesi dil gelişimi
Akıcı Konuşma Bozuklukları

Set hakkında detaylı bilgi almak için arayınız. 0546 218 6 218
dkadanismanlik.com

DİL TERAPİ SETİNİ N11 GÜVENCESİYLE KREDİ KARTI İLE SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ.
Hazırlayan: Özel Eğitim ve Konuşma Bozuklukları Uzmanı Mehmet ONGUN
DİĞER ÜRÜNLER İÇİN MAĞAZAMIZI ZİYARET EDİN===== TIKLA
site2-300x238.jpg face-300x223.jpg

Bu konuyu yazdır

  “Konuşmanın 5n1k’sı” Seti
Yazar: - 03-30-2017, 02:19 AM - Forum: Dil-Konuşma - Yorum Yok



1.png?resize=670%2C474
“Konuşmanın 5n1k’sı”
“Ne, ne zaman, neden, nerede, nasıl, kim”
Dil ve Konuşma Terapisi
İletişim Becerileri Seti
Set İçeriği
206 Sayfa, A4 Boyutunda Tek Yön Görsel Kartlardan Oluşmaktadır.
300 gram kalın kuşe kağıda basılmıştır.
Tel, kapak, Spiral vs bulunmamaktadır. Bu sebebi kart halinde bireyle daha pratik ve hızlı çalışmasıdır. Kullanım tercihinize göre kartları delgeçle delerek klasörleyebilirsiniz.
Kullanın alanları
Özel eğitim tüm yaşlar
Okul öncesi: 2-7 yaş Çocuklar
Dil ve konuşma gelişimi, Gecikmiş konuşma, İletişim Problemleri, Kelimeden Cümleye Geçiş Sorunları
İfade edici dil sorunları
Set Nasıl Kullanılır
Sette hikayelerin kahramanı Ali’nin ve ailesinin hayatı ele alınmıştır.
Ali’nin hayatı anlatılırken: Fiiller, isimler, sıfatlar, zamirler, zarflar, ekler, kavramlar, meslekler, aile fertleri, Okul hayatı, günlük yaşam, akıl yürütme, düşünme… gibi bir çok alana yere verilmiştir.
Setin en önemli amacı: Dil-Konuşma Gelişimini desteklemek ve İletişim sorunlarını gidermektir.
1- 206 Adet görsel bireyin seviye ve ihtiyacına göre istenilen karttan başlanır. Tüm kartlarda bulunan basit hikayeler çocuğa ister 1 cümle ister doğaçlama ile genişleterek 1 sayfa olarak anlatılır.
2- Kartlarda bulunan 5n1k sorularının cevapları görsel olarak da verilmiştir. Çocuğun seviyesine göre kartla ilgili sorulan soruların cevaplarını ister görselden göstererek yada sözel olarak telaffuz ederek bireyden isteyebilirsiniz.
3- Görsel hikayeleri kullanarak cümleye fiil , yer, isim, sıfat, zarf, zaman  ekleme ve tamamlama çalışabilirsiniz. Cümleleri yarım bırakıp çocuktan tamamlamasını bekleyebilirsiniz.
4- Kartları kullanarak çocukta eklerin kullanımını da çalışabilirsiniz. da, dan, a,e, lar, yok, acak, mış, ın, in gibi tüm eklerin çalışmasını yapabilirsiniz.
5- Çalışma sırasında cümleleri yarıda kesip çocuğun tamamlamasını bekleyebilirsiniz.
Örn: Ali elma…. ( Çocuk görsele bakarak -yiyor, – yedi- yiyecek olarak cümleyi tamamlayacaktır.)
6-206 adet kartı kullanarak çocukla zaman eklerini çok rahat çalışabilirsiniz. dı-muş-yor-ar-acak-
Örneğin; Sabah Mutfakta kardeşiyle elma yiyen Ali görselinin çalışma aşaması
1-Ali ne yiyor
2-Kimle yiyor
3-Ne zaman yiyor
4-Nerede yiyor
5-Nasıl yiyor
6-Elma ne renk
7-Elma nerede yetişir
8-Elmayı kim aldı
9-Elmayı kim nereden aldı
10-Ali elmayı yemeden önce ne yaptı……
Sorularının hepsini 1 görselle çocuğa sorabilirsiniz.
Çocuğun seviyesi “-Ne yiyor? -Elma” aşamasında ise tüm kartlar çocuğa önce 1 soru sorularak çalışılır. Örneğin -Ne
Zamanla çocuğun algı seviyesi arttıkça bir kartla 10 soruya kadar çalışabilirsiniz. Çocuğum seviyesine göre; Ne, ne zaman, neden, nerede, nasıl, kim soruları çocuğa sorulur ve cevabını görselden gösterebilir yada söyleyebilir.
Kazanımlar
Konuşmayı başlatma ve sürdürme
Konuşmaya akıcılık kazandırma
Kelimeden cümleye geçiş
Zaman ve Eklerin kullanımı
Dinleme Becerisi
Düşünerek konuşma, Mantıklı konuşma
Akıl yürütme, İlişki kurma
Neden sonuç, Mantık
Hazırlayanlar
Dil ve Konuşma Terapistleri
Mehmet Ongun
Ali Yıldırım
Marhaba Bobocholova
Özel Eğitim Uzmanları
İlyas Saçıkara
Şerife İslamoğlu
Koray Yavuz
Bilgi İçin
http://www.dkadanismanlik.com
bilgi@dkadanismanlik.com
0546 218 6 218
SETİ N11 DEN TAKSİTLİ OLARAK TEMİN EDEBİLİRSİNİZ
TIKLAYINIZ
İNDİRİMLİ SATIŞ FİYATI 160TL
Havale ile temin etmek için aşağıdaki hesap numarasına ödeme yaptıktan sonra iletişim bilgilerimizden adres ve fatura bilgilerinizi bildirebilirsiniz.
Tel: 0 546 218 6 218
Mail: dkadanismanlik@gmail.com
HESAP ADI: DKA KONUŞMA GELİŞİM EĞİTİM DANIŞMANLIK TİC LİM ŞİT
İBAN: TR820001000874771664375002
HESAP NO: 77166437 5002
ZİRAAT BANK SOĞANLIK ŞUBESİ (874)
Gaziantep’den seti inceleyerek temin etmek için 
ERKEN DESTEK DANIŞMANLIK
Güvenevler mah Duisburg bulvarı 27072 nolu sok no15 erken Destek Danıșmanlık Merkezi Șehitkamil Gaziantep 0.342 322 63 96

dka-kutu-3d-posetli_beyaz.png?resize=652%2C461
1-1.png?resize=670%2C474

Bu konuyu yazdır

  Sağlıklı dil gelişimi
Yazar: Yönetici - 07-22-2016, 03:45 PM - Forum: Dil-Konuşma - Yorum Yok

Çocuklarda doğumdan sonra ilk aylarda anlamsız sesler ile başlayan konuşma serüveni diğer canlılara nispeten akıl faktörüyle bilinçli şekilde kullanılmaya başlamaktadır. Anneler çocuklarının anlamsız seslerini anladıklarını ihtiyaçlarını bu şekilde karşıladıklarını ifade etmektedirler. Bilim adamları konuşma gelişiminin anne karnından itibaren başladığını savunmaktadırlar. Anne karnında maruz kalınan dil çocukların ileriki hayatlarında o dilin kazanımında etkisi olduğu düşünülmektedir. Özellikle bilim adamları 6-9 ayda farklı dillere maruz kalan çocukların en çok hangi dile maruz kaldı ise ileri aylarda yoğun maruz kalınan dildeki komutlara daha çok tepki verdikleri düşünülmektedir. Çocukların dil gelişimi her ne kadar biyolojik bir olay olarak bahsedilse de çevrenin çocuklardaki dil gelişimi üzerinde ciddi faktör olduğu düşünülmektedir.
Çocuklarda dil doğuştan gelen taklit kabiliyetiyle en üst seviyeye ulaşmaktadır. 15-18 aylıkken 20-40 kelime telaffuz eden bir çocuk 1-2 yıl içerisinde 500-1000 kelimeyi telaffuz edebilir hale gelmektedir. Tabi bu değerler ideal normal gelişim gösteren uygun çevrede büyüyen çocukların değerlerdir. Tabi ki bireysel farklılıklar dil gelişimini etkilemektedir. Normal değerler bizlere dil gelişimi geri olan çocukların fark edilmesini sağlamaktadır. Ve erken eğitim için ve hangi yaş dönemlerinin kritik olduğu konusunda ipucu vermektedir.

Günümüzde çalışan ve bilinçsiz aile faktörlerinden dolayı bazı çocuklarda dil gelişiminde aksaklıklar görülmektedir. Büyük anne, bakıcı ya da kreşte bakılmak zorunda kalınan çocuklara her ne kadar dil gelişimlerine yönelik çalışmalar yapılsa da her çocuğun biricik olma faktörü bazen göz ardı edilmekte ve bilinçli anne babanın vermiş olduğu dil gelişim desteğinin yerini tutamamaktadır. Denilebilir ki aile dil gelişimi için olmaz ise olmaz bir kriterdir.

Günümüz çocukları yağmurdan nem kaparcasına sık hastalanmaları, gelişim gerilikleri, besleme sorunları, uyaran eksikliklerine sıklıkla maruz kalınmaktadır. Bu tip durumlarda dil gelişimi de hali ile durma seviyesine gelebilmektedir. Bu durumda aileler bilinçli olup uzmanlara hızlı şekilde başvurmaları gerekmektedir. Uzmanlar size gerekli bilgilendirmeleri yapacaklardır. Aileler uzmanlarla birlikte dil gelişim destek programına başlamaları ve ailelerin erken eğitim konusunda bilinçlendirilmesi gerekmektedir.

Çocuklarda görülen anatomik bozukluklar da konuşma gelişimini olumsuz etkilemektedir. Günümüzde pediatri gelişmiş olduğundan bu yapı bozuklukları kalıcı konuşma bozukluğuna dönüşmeden müdahale edilmektedir. Çocukta ki çene, oval kavite, nazal kavite , solunum yolları, kas ve diğer problemlerin tedavisi hızlı şekilde yapılıp çocukların ilerde konuşma sorunları ile karşılaşmalarının önüne geçilebilmektedir. Burada da yine önemli nokta erken teşhis ve tedavidir.

Dil gelişimindeki aksaklıklar, dil bozuklukları ister istemez bireyin diğer gelişim alanlarını da olumsuz etkilemektedir. Özellikle okul öncesi ve okul döneminde sosyal ve iletişim problemleri ardından akademik, psikolojik problemler takip etmektedir. Yine erken teşhis, tedavi ve eğitim..

Bu nedenle çocuklar doğumdan itibaren sağlık ocakları, çocuk doktoraları, kreşler, anaokulları dibi çocukların ilk başvurdukları yerlerde çocukların dil gelişim takipleri de ay ay yapılmasında fayda vardır. İnsanın anne karnında başlayan sağlıklı konuşma, iletişim kurma ihtiyacı karşısında çıkabilecek problemlerin azaltılması ve düzeltilmesinde herkese pay düşmektedir. Disiplinler arası bir çaba ile üstesinden gelinmeyecek çok az problem vardır. Sağlıklı ve hoşgörülü iletişim dileklerimle…

Özel Eğitim ve Konuşma Bozuklukları Uzmanı
Mehmet ONGUN
http://www.dkadanismanlik.com
dkadanismanlik@gmail.com

anadolu yakası dil terapi, dil terapisti, dil ve konuşma merkezi, dil ve konuşma terapisti, istanbul dil terapi, kartal dil terapi, konuşma bozuklukları uzmanı, konuşma terapi merkezi, konuşma terapisti, maltepe dil terapi, pendik dil terapi, sancaktepe dil terapi, ümraniye dil terapi

Bu konuyu yazdır

  Dil ve Konuşma Terapi Sürecinde Dikkat Edilmesi Gerekenler
Yazar: Yönetici - 06-12-2016, 01:10 AM - Forum: Aile EğitiMi - Yorum Yok

Öncelikle unutulmaması gerekir ki bazı konuşma problemleri haftada 1-2 seansla çözülemeyebilir.
Aileler bu durumda evde, okulda ve günlük yaşam içerisinde bireyin dil ve konuşma terapi sürecine destekte bulunmalıdırlar.
Dil terapistinden destek alınmalıdır.

Bireyde uzun yıllar  artikülasyon ve fonolojik bozukluk olması durumunda düzeltilmesi haftada 1-2 seansla mümkün olmamaktadır.  Alışkanlık haline gelmiş bir konuşmanın düzeltilmesi için sıkı bir çalışma programı gerekmektedir. Dil ve konuşma terapistinizden yardım alarak günlük yaşam içinde terapi sürecine nasıl destek olabileceğiniz hakkında bilgi almanız gerekmektedir.

Hiç bir terapistin elinde sihirli değnek bulunmamaktadır. Dil ve konuşma bozukluklarının düzeltilmesi zaman alabilmektedir. Bu nedenle terapi sürecine bireyin diğer öğretmenleri ve aile fertleri de dahil edilmelidir ki süreç kısala bilsin.

Ayrıca bireyin sağlık problemlerinin en aza indirilmesi terapi sürecini kısaltmaktadır. Bireyin işitme, kbb, ortodonti muayenelerinin yapılmış olması konuşmasına engel olabilecek ciddi problemlerin en aza indirilmesi gerekmektedir. Bu şu demek değildir. Çocuğumuzda anatomik fizyolojik bir problem var tedavisi uzun zaman alacak terapi alamayacak mıyım. Hayır sağlık sorunlarının çözümü süreciyle dil ve konuşma terapi süreci birlikte yürütülebilir. Çünkü Dil ve konuşma terapisinde zaman kaybı ciddi bir problemdir. Dil ve konuşma ….
Yazının devamını okumak için TIKLAYINIZ



Etiketler:0-6 yaş konuşma terapisti, bostancı dil terapisti, dil terapisti, dil ve konuşma bozuklukları uzmanı, dil ve konuşma terapisti, Down sendromu dil terapisi, istanbul dil terapisti, kadıköy dil terapisti, kartal dil terapisti, konuşma terapisti, maltepe dil terapisti, maltepe konuşma terapisti, otizm konuşma terapisti, pendik konuşma terapisti, sancaktepe dil terapisti, tuzla dil terapisti

Bu konuyu yazdır

  DKA Eğitim Danışmanlık
Yazar: Yönetici - 06-05-2016, 08:52 PM - Forum: Dil-Konuşma - Yorum Yok

1-) Artikülasyon Testi
Bireyin hangi konuşma seslerinde eksiklik bozukluk olduğunun belirlenip uygun program hazırlanır.
2-) Dil Gelişim Değerlendirmesi
Bireyin genel dil gelişim seviyesini ölçülür ve uygun gelişim program hazırlanır.

3-) Bayle lll Gelişim Testi
Özellikle prematüre ve riskli bebeklerin gelişim takibi için büyük önem taşıyan “Bayley Scales of Infant Development” testi, bebeklerin zihinsel ve motor gelişimlerinin takip edilmesini sağlıyor.
Çocukların gelişimlerinin değerlendirilmesi ne kadar önemlidir?
Anne ve babalar çoğu zaman çocuklarını etraflarındaki diğer çocuklar ile karşılaştırıp, gelişimlerinin geri kalıp kalmadığını anlamaya çalışırlar. Karşılaştığımız sorunları, tecrübeli başka yetişkinler ya da kendi bilgilerimiz doğrultusunda anlamaya çözmeye çalışırız. Çocuk okulda başarısız oluncaya dek giderek artan gelişimsel gecikmeyi fark edemeyebiliriz. Problemler profesyonel yardım gerektirebilir. Gelişimin takip edilmesi ile anne-babalara eğitimsel önerilerin yapılması, olası risklerin erken tanınması ve müdahale edilmesi sağlanabilir.
1-42 ay arası uygulanan Bayley Scales of Infant Development (3) testinin önemi nedir?
Birçok tarama ve zeka testi ile birlikte riskli bebeklerin takibinde tüm dünyada kullanılan Bayley Scales of Infant Development (3) uygulamaktayız. Zihinsel ve motor gelişimlerini takip ederken sosyal gelişimi de gözlemleme buluruz. Bebekler herhangi bir sorun yaşamıyor olsalar bile bulundukları aya ait kendi gelişimlerinin bilgisini elde ederiz. Bu değerlendirme, anne ve babaların olası kuşkularının anlaşılmasına yardımcı olur. Doğum öncesi ve sonrası güçlükler geçiren riskli bebeklerin takip edilmesi amacı ile de kullanılır.

Bu test nasıl uygulanıyor?
Bayley Scales of Infant Development (3) testi, eğitimini almış uzmanlar tarafından uygulanır. Anne ve bebekle yapılan bir görüşme ve uygulama sürecidir. Zihinsel ve motor gelişimi anlamak için test malzemeleri kullanılmaktadır.
Çocukların gelişimi konusunda anne-babalar nasıl yönlendiriliyor?
Değerlendirme sonrasında herhangi bir sorun olmasa bile aileye çocuğun kendi gelişimi ile ilgili detaylı bilgi veriyoruz. Normal çocuk gelişimi için de çocuğun bulunduğu döneme ait bilgi ve önerilerimizi sunuyoruz.

Bu test malzemeleri nelerdir?
Çocuğun günlük hayatı içinde kullandığı, şekil bulmaca vb. oyuncaklara benzeyen test malzemeleri ile uygulama yapıyoruz.
Test Hakkında
Bayley Bebek Gelişim Testleri: Bayley Testleri -iki aylıktan üç buçuk yaşa dek- bebeklerin ve küçük çocukların gelişimi değerlendirmek için hazırlanmış kişisel olarak uygulanan testlerdir. Üç testten oluşmaktadır: Zihinsel Test, Motor Test ve Davranış Sınıflama Testi. Zihinsel Test şu alanları değerlendirmektedir: tanıma belleği, nesne sürekliliği, şekil ayırabilme yetisi, sürdürülebilir dikkat, şekil ayrımı, taklit (ses/söz ve mimik), sözel anlayış, seslendirme, ilk dil becerileri, kısa dönemli bellek, problem çözme, sayılar, sayma ve anlamlı söz dağarcığı. Motor Test görece daha geleneksel bir tarzda kaba ve ince motor yetenek alanlarına hitap etmektedir. Davranış Sınıflama Testi, değerlendirme süresince çocuğun davranışsal ve duygusal durumunu belirlemede kullanılmaktadır. Zihinsel ve Motor Testlerdeki performans, standart puanlar (aritmetik ortalama = 100; standart sapma = 15) kullanılarak yorumlanır. Davranış Sınıflama Testinde yüzdelikli sınıflama kullanılır. Bayley Testleri, Amerika Birleşik Devletleri 1988 nüfus sayımı verileri temelinde 17 yaş grubundan 1700 bebek ve küçük çocuk üzerinde standardize edilmiştir. Rehber, geçerlilik çalışmalarını ve vaka örneklerini içermektedir. Bayley Testleri bebek değerlendirme gereçleri arasında en yaygın kullanılanlardandır. Bu testler ayrıca 3.5 yaş üzerinde olup oldukça önemli gelişim gecikmeleri gösteren ve daha ileri yaşa uygun bilişsel ölçümlemelerin kullanılamadığı (örneğin, iki yaş gelişme düzeyine sahip olan altı yaşındaki bir çocuk) çocukların gelişim durumlarını belirlemek için de kullanılmaktadır.

4-) WİSC-R

Dünya üzerinde kullanılan geçerliliği ve güvenirliği kanıtlanmış en yaygın uygulamadır. Zeka seviyesini(IQ) belirlememizde ve gerekli yönlendirmeleri yapmamızda yardımcı olur.
WISC-R zeka testi 1949 yılında David Weschsler tarafından meydana getirilmiştir. Daha sonra gerekli düzenlemeler yapılarak günümüzdeki haline getirilmiştir. Ortalama olarak 1-3 saat sürede test tamamlanmaktadır. Testin süresi uygulanan çocuğun performansına göre değişim göstermektedir.
WISC-R yaş grubu olarak 6-16 yaşları arasında ki çocuklara uygulanabilmektedir. Bunun üzerinde veya altında ki yaş gruplarına farklı testler uygulanmalıdır. Test zekayı oluşturan birçok özellik hakkında bize fikir verir ve çocuğu daha yakından tanımamıza yardımcı olur. Her biri genel zeka bölümünü oluşturan birden fazla yeteneği ölçen WISC-R zeka ölçeği, 12 alt testten oluşmaktadır. Bu 12 alt test sözel bölüm ve performans bölüm olmak üzere ikiye ayrılan bir sınıflama da çocuğa sunulmaktadır. Sözel bölümü oluşturan alt testle Genel Bilgi, Benzerlikler, Aritmetik, Sözcük Dağarcığı, Yargılama ve Sayı Dizisi’dir. Performans bölümündeki alt testler ise Resim Tamamlama, Küplerle Desen, Parça Birleştirme, Resim Düzenleme, Şifre ve Labirentlerden oluşmaktadır.
WISC-R Zeka Testi genel zeka bölümü hakkında bir yordama yapabilmemizi sağlarken, çocuğun test sırasındaki davranışları ve sorulara verdiği yanıtları da birebir gözlemleme şansını sunmaktadır. Bu sayede davranış problemleri ve ileride oluşabilecek kişilik bozukluklarının tanısını koyabilmede yardımcı olmaktadır. Çocuğun teste yorumu test sırasındaki sıkılma durumu, test sırasında bahsettiği konulardan çocuk ile ilgili genel bilgi edinebilmek de mümkündür. Sözel bölümü oluşturan alt testler sözel anlama-kavrama gerektiren bilişsel etkinlikler de çocuğun içerisinde bulunduğu yaş normlarına göre zihinsel gelişim düzeyini değerlendirirken, performans bölümündeki alt testler ise çocuğun algısal organizasyon gerektiren bilişsel etkinliklerde ne durumda olduğunu değerlendirmeye yardımcı olur.
WISC-R Zeka Testi’nin alt testleri arasındaki ilişkilere bakılarak çocuğun mekansal ve kavramsal yetenekleri, bilgi kazanma ve kullanabilme yetenekleri ve genel bilgisini sıralama yetenekleri gibi yetenekleri de değerlendirilebilmektedir. Bu gibi yeteneklerde çocuğun ne durumda olduğunu görmek onun eğitim planını oluşturmada eğitimcilere de yardımcı olmaktadır.
WISC-R zeka testi uygulamasına girecek olana bir çocuğun uygulamaya başlamadan önce gerekli bazı koşulların sağlandığından emin olunmalıdır.
-Açlık olmamalıdır
-Dinlenmiş olmalıdır
-Uykusunu almış olmalıdır
-Hasta olmamalıdır.
-İlaç kullanılıyorsa ve ilacın sakinleştirici/uyku getirici etkisi varsa ilaç etkisi altında olmamak
Testin sonucunu etkileyecek tüm bu koşulların iyiliği sağlanmış olması gerekir. Rahat kıyafetler tercih edilmelidir. Tüm bu koşullar muhakkak sağlanmalıdır. Bu koşulların yerine getirilmemesi testin sağlığı açısından olumsuz bir durum oluşturur. Ayrıca kaygı, gerilim, endişe ve tehdit algısına neden olabileceğinden çocuğa zeka testine götürüldüğü de söylenmemelidir.Çocuk uygulamaya getirilirken “test, zeka testi, sınav” gibi terimler duymamalıdır. Bunun yanında çocuğa “İyi yap, dikkatli yap, iyi dinle” gibi kaygı arttırıcı komutlar verilmemelidir. Çocuğa gerekli olan açıklamalar uygulama öncesinde psikolog tarafından yapılır.
WISC-R zeka testi uygulanarak çocuğun sözel anlama-kavrama, algısal organizasyon ve dikkatinin dağılabilirliği gibi alanlardaki durumuna da bakılmaktadır. Bu gibi alanlardan herhangi birinde sorun varsa (bazen birkaçında veya hepsinde de olabilmektedir) bu durum tespit edilip gerekli müdahale yapılmaktadır. Testin sonuçları yapıldıktan bir hafta içersinde rapor halinde aileye verilmektedir.
5-) Metropolitan (okul olgunluğu testi)

Çocukların okula, okulun gerektirdiği kurallara ve öğrenmeye hazır olup olmadığını saptamak amacıyla yapılan bir testtir. Okula hazırlanırken olması gereken fizyolojik, çevresel ve zihinsel faktörleri değerlendirmekte kullanılır.
Metropolitan Okul Olgunluğu Testi; Kelime Anlama, Cümleler, Genel Bilgi, Eşleştirme, Sayılar, Kopya Etme gibi 6 alt test ve toplam 100 maddeden oluşur.
Testin sonucunda, çocuğunuzun okul için gereken olgunluğa ne ölçüde hazır olduğu ve düzeyiyle ilgili sağlıklı veriler elde edilir.
Metropolitan Okul Olgunluğu Testi okula gidecek çocukların psikolojik olarak okula hazır olup olmadıklarını ölçer.
Biz kurumumuzda testin sonucuna göre çocukların desteklenmesi gereken alanların nasıl desteklenebileceğini anlatan ayrıntılı bir rapor hazırlıyoruz.

6-) AGTE (Ankara Gelişim Tarama Envanteri)
0-6 yaş arasındaki çocukların gelişimsel açıdan değerlendirilebilmesi amacıyla uygulanan bir envanterdir.
Çocukların, 0-3 aydan başlayarak, 48-72 ay dilimine kadar aylık periyotlarla; dil gelişimi, zihinsel becerileri, küçük-kas gelişimi, büyük-kas gelişimi, sosyal gelişimi ve öz bakım becerileri tek tek incelenip gözlenerek puanlanır. Bu değerlendirme eğer mümkün ise anne-baba ve çocuğun bir arada olduğu bir ortamda yapılır.
Uygulayıcı tarafından anne-babaya yöneltilen soruların yanı sıra çocuk da aynı zamanda gözlem altına alınmaktadır. Adım adım çocuğun sahip olduğu her beceri değerlendirmeye alınmaktadır.
Ankara gelişim tarama envanteri (AGTE), bebek ve çocukların gelişimi ile ilgili derinlemesine ve sistemli bilgi sağlayan bir değerlendirme aracıdır.
Çevre koşullarının bebek ve çocukların bilişsel ve sosyal gelişimlerini etkileyebileceği göz önüne alınarak envanterin gelişimsel gecikme riski taşıyabilecek alt sosyo-ekonomik düzey çocuklarına uygun olarak geliştirilmesine dikkat edilmiştir.
AGTE, 0-6 yaş bebek ve çocukların şu andaki gelişimini ve becerilerini annelerden alınan bilgiler doğrultusunda değerlendirmektedir.
Bu şekilde uygulama, annelere gelişim açısından önemli davranışları daha iyi gözleyebilme ve çocukları daha iyi tanıyabilme olanağı sağlamaktadır.
Bu envanter, anneler dışında babalar, bakıcılar ve öğretmenler tarafından da yanıtlanabilir.
Ancak, okul veya kurumlarda uygulandığında bilgi veren kişinin çocukla olan ilişkisinin niteliğinin bilinmesi önemlidir.
Envanter, gelişimsel gecikme ve düzensizlik gösterme açısından risk altında olduğu düşünülen bebek ve çocukların erken dönemde tanınması ve gerekli önlemlerin alınabilmesine de olanak sağlar.
Envanter "Evet, Hayır, Bilmiyorum" şeklinde yanıtlanan 154 maddeden oluşmuştur.
Sorular gelişimin farklı, ancak birbiriyle ilişkili alanlarını (Dil-Bilişsel, İnce Motor, Kaba-Motor, Sosyal Beceri-Özbakım) temsil edebilecek biçimde düzenlenmiştir.

7-) Stanford Binet Zeka Testi
Stanford Binet Zekâ Testi, Bireysel zekâ ve yetenek testlerinden en çok kullanılanlardan biri Stanford Binet Zekâ Testi Testidir.

Psikolojik testler ve ölçüm araçları bireyler arasında gözlenen çeşitli nitelik farklarını ölçmek için ortaya çıkmıştır. Stanford Binet Zeka Testi de bireylerin genel yeteneklerini değerlendiren bir zeka testidir.

Çocukların yeterli ölçüde tanınabilmesi için, ilgi ve yetenekleri, başarı ve başarısızlıklar, bireysel ve sosyal uyum düzeyleri, değer yargıları yetiştiği ortam ve pek çok özellikleri bilmemizde yarar vardır. Stanford binet zeka testi çocukları daha iyi tanıyabilmemiz için bize belli ipuçları verir. Test sonrasında çocuğu hakkında net bir bilgiye sahip olan aileler çocuğun aile ve okul yaşantısını yeniden yapılandırmak için bir yol haritasına sahip olmuş olurlar.

DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ
site-i%C3%A7in-uzun-logo.jpg

Bu konuyu yazdır

  Etkili ve Pratik Dil ve Konuşma Terapi Seti Çıktı
Yazar: Yönetici - 06-05-2016, 08:48 PM - Forum: Duyuru - Yorum Yok

dil-terapi-seti.jpg

SETİN İÇERİĞİ
Dil ve Konuşma Terapi Kartları 8 Aşama olarak tasarlanmıştır. Tüm etaplar bireye sırayla uygulanır.

1-) a-) Oral Motor Değerlendirme-Gelişim Takip Formları b-) Artikülasyon ve Fonolojik Değerlendirme-Gelişim Takip Formları
14 Adet  a4 boyutunda 350 gram kalın kağıt
Amacı: Bireyin dil, dudak, nefes, yanak, yüz, çene ve dil terapi öncesi hazırlık - ön koşul becerileri alanlarında çalışma planı ve takip formu olarak kullanılır.
Artikülasyon ve fonolojik problemlerin değerlendirilmesi, çalışma planı ve takip formları olarak kullanılır.

2-) Oral Motor Egzersiz ve Etkinlik Kartları
72 Adet   13,5 x 15,5 ebatlarında, Gerçek resim, 350 gram kalın kağıt-selefon korumalı
Amacı: Seslerin hızlı kazanımı için her sese  özel egzersizlerin bulunduğu bu kart serisin amacı;  Bireyin oral motor becerilerini arttırmak, seslerin kolay kazanımını sağlamak, konuşma gelişimi hızlandırmak, oral motor problemlere dayalı konuşma sorunların giderilmesine destek olmak, terapi sürecini kısaltmak

3-) Taklit ve Oyun Kartları
68 Adet   13,5 x 15,5 ebatlarında, 350 gram kalın kağıt-selefon korumalı
Amacı: Her sesin taklit, oyun ve dramalarla kazanımı sağlayan ve kolaylaştıran kartlardır. Doğal yolla eğlenceli şekilde dil ve konuşma gelişimini hızlandırmak ve gecikmiş konuşma, çocukluk apraksisi gibi problemlerin terapileri için uygundur.

4-) 29 Sesin Ağız içi ve Ağız dışı Görünüm, Konum Kartları
29 Adet   13,5 x 20 ebatlarında, 350 gram kalın kağıt-selefon korumalı
Amacı: Bireyin artikülatörlerini ( oral motorlarını) koordine ederek seslerin kazanımını kolaylaştırır. Bireyin yaş ve algı seviyesine göre seslerin ağız içi ve dışı konumlarına bakarak seslerin kolay kazanılmasını sağlar.

5-) Fonolojik Farkındalık Kartları
68 Adet   13,5 x 20 ebatlarında, 350 gram kalın kağıt-selefon korumalı
Amacı: Bir biri yerine yanlış kullanılan seslerin düzeltilmesinde kullanılır. Görsel, anlamsal, hissettirme, sesin çıkışı özelliklerini kullanarak fonolojik bozuklukların düzeltilmesinde kullanılır. Özellikle bir birine yakın ve çok sık karşılaşılan fonolojik bozukların hızlı terapisinde kullanılır.

6-) Artikülasyon Yöntem Kartları
20 Sayfa  a4 boyutunda 350 gram kalın kağıt
Amacı:Her sesin nasıl çıkarıldığını gösterir,  en az 5 farklı kazanım yöntemi içerir. Bireyin yaş ve algısal düzeyine göre uygun yöntem seçilerek ses kazanımı sağlanır.

7-) Hece, Kelime, Cümle Karları
58 sayfa a4 boyutunda 350 gram kalın kağıt
Amacı: Seslerin kazanım aşamasından sonra sesin kalıcılığını sağlamak amaçlıdır.

8-) Artikülasyon ve Fonolojik Albüm
103  Sayfa  a4 boyutunda 350 gram kalın kağıt  600 görsel
Amacı: Tüm seslerin kelimenin başından ortasında sonunda bulunduğu 600 görselden oluşur. Artikülasyon çalışması sonrasında seslerin kalıcılığı amaçlı egzersiz olarak kullanılır. Aynı zamanda Artikülasyon ve fonolojik bozuklukların değerlendirmesinde kullanılır.

Kutu: Kartların karışmasını önlemek  ve pratik kullanım için set Özel raf seperatörlü olarak dayanıklı kartondan hazırlanmıştır.

Set nasıl kullanılır:
a-) 1. Kategori kullanılarak bireyin genel dil ve konuşma gelişimi, dil ve konuşma çalışması öncesi ön koşul beceriler,  oral motor kullanım düzeyi, artikülasyon ve fonolojik bozuklukları değerlendirilir.
b-) Daha sonra problemler türü ne olursa olsun 2. kategori olan oral motor egzersiz ve etkinliklerden başlanması önerilir.
c-) Ardından 3. taklit ve oyun kategorisine geçilir. Genelde algı seviyesi yüksek çocuklar bu kategoride konuşma seslerini rahatça kazanırlar. d-) Oyun aşamasında kazanılmayan problem ses olması durumunda 4. ve 5. kategori olan konum ve fonolojik farkındalık kartları birlikte kullanılır.
e-)Bireyde artikülasyon problemi var ise 4.5. kategorilerin uygulanmasından sonra 6. kategori olan artikülasyon yöntemleri kartlarına geçilir.
f-) Bu aşamadan sonra konuşmanın akıcı ve kalıcı hale gelmesi için bireyin yaşına ve seviyesi göre albüm(8.)  yada hece-kelime cümle kartlarıyla(7.) devam edilir.

Kullanım Alanları:
Artikülasyon bozukluğu
Gecikmiş konuşma
Fonolojik Bozukluklar
Çocukluk çağı apraksisi,
Alıcı ve ifade edici dil bozuklukları,
0-6 yaş dil gelişimi,
Özel gereksinimli bireyler dil gelişimi,
Okul öncesi dil gelişimi

Yazar: Özel Eğitim ve Konuşma Bozuklukları Uzmanı Mehmet ONGUN

İndirimli Satış Fiyatı 350 TL

Taksitle Alış Veriş İçin Tıklayınız
Sipariş-Bilgi:    dkadanismanlik@gmail.com   0554 958 53 78

Havale EFT İçin: Ödeme yaptıktan sonra mail yada telefonla adres ve fatura bilgilerinizi iletiniz. Ödeme açıklamasına isim yazınız
DKA KONUŞMA GELİŞİM EĞİTİM DANIŞMANLIK TİC LİM ŞİT
İBAN:     TR820001000874771664375002
HESAP NO:    77166437 5002
ZİRAAT BANK SOĞANLIK ŞUBESİ (874)

IMG_0898-1024x683.jpg

Bu konuyu yazdır