OKUDUĞUNU ANLAMA ÇALIŞMALARI( HİKAYALER)
--------------------------------------------------------------------------------
İLKBAHAR MEVSİMİNDE KIR GEZİSİ
Ali babasına: “Babacığım ilkbahar geldi yarın kırlara gezmeye gidelim mi?” dedi. Babası Ali’ye ; “Tamam Ali o zaman arkadaşın Tuğba’ya da telefon et, o da gelsin” dedi. Ali babasıyla konuştuktan sonra arkadaşı Tuğba’ya telefon etti.
Ertesi gün Ali’nin arkadaşı Tuğba geldi. Tuğba’nın üzerinde ince, uzun kollu bir gömlek vardı. Ali’nin babası Ali’ye “bak Ali Tuğba’da senin gibi ince, uzun kollu bir gömlek giyinmiş. İlkbahar mevsiminde havalar ısınmaya başladığı için ince uzun kollu giysiler giyinmeliyiz” dedi. Sonra da arabaya binip yola çıktılar.
Gezi yerine geldiler. Ali’nin babası “Bakın çocuklar ilkbaharın gelmesiyle birlikte her taraf yemyeşil. Ağaçlar yaprak açar. Kuşlarda soğuk ülkelerden buraya göç ederler” dedi.
Ali, babası ve Alinin arkadaşı Tuğba yemyeşil cimlerin üzerinde gezmeye başladılar. Gezerlerken Ali küçük bir ağaç gördü. Ali ağacı işaret ederek baba, Tuğba bakın orda küçük bir ağaç var dedi.
Hemen ağacın yanına geldiler. Ali ağacın yanına diz çöktü. Ali, “Baba! Bak ağaç yeni yeni yaprak açıyor” dedi. Babası da Ali’ye “Evet Ali bütün ağaçlar ilkbaharın gelmesi ile birlikte yeniden filizlenir, yaprak açar, meyve verirler” dedi.
Sonra gezmeye devam ettiler. Ali’nin babası çiçekleri göstererek; “bakın çocuklar ilkbahar mevsiminin gelmesi ile birlikte her taraf renk renk çiçeklerle dolu” dedi. Ali Tuğba’ya “Tuğba gel çiçek toplayalım” dedi.
Ali ve Tuğba hemen güzel kokan çiçekleri toplamaya başladılar. Ali bu çiçekleri eve gidince anneme vereceğim dedi. Tuğba bende anneme vereceğim dedi.
Ali’nin bası “Haydi çocuklar gidelim, akşam yaklaşıyor” dedi. Ali babasına; “İyi ki geldik babacığım. Hem çiçek topladık, hem güzellik, hem de temiz hava aldık” dedi. Sonra da arabaya binip eve döndüler.
Eve geldiklerinde Ali annesine “Anneciğim bu çiçekleri senin için topladım” dedi. Çiçekleri annesine verdi. Annesi de Ali’ye teşekkürler ederek yanaklarından öptü.
ORGANLARIMIZIN DİLİ
Ayşe, sağlığına hiç dikkat etmeyen sorumsuz bir çocuktu. Ayşe her zaman olduğu gibi bilgisayarın başındaydı. Oyun oynamayı çok seviyordu. Ama yarın okul var, sabah erken kalkacağım diyerek sessizce bilgisayarın başından kalktı.
Ayşe keşke yarın cumartesi olsaydı, diye düşündü. İsteksizce uyumak için sızlana sızlana yatağına gitti.
Sabah saat 7’de okula gitme zamanı yaklaşmıştı. Ayşe hala uyanmamıştı. Annesi haydi güzel kızım, artık kalkmalısın. Acele etmezsen okula geç kalacaksın, diye seslendi. Ama Ayşe annesini duymuyordu bile.
Ayşe daha sonra zorla uyandı. Her tarafı ağrıyordu. Banyoya gidip elini yüzünü yıkadı, saçlarını taradı. Annesinin hazırladığı okul giysilerini giyindi. Annesi kahvaltı hazır dedi. Ayşe kahvaltı masasına oturdu. Fakat canı hiçbir şey yemek istemiyordu.
Okul servisinin içi cıvıl cıvıldı. Öğrenciler, dersler ve sınavlar hakkında konuşuyorlardı. Ama Ayşe’nin hiç konuşacak hali yoktu. Akşam geç yatmıştı. Sabah da kahvaltısını yapmadığı için henüz kendine gelememişti. Sessizce servisteki koltuğuna büzüldü, gözlerini kapadı.
Servis öğretmeni yadigar Hanım “Ayşeciğim okula geldik uyan artık” diye seslendi. Ayşe oralı bile olmadı. Yadigar hanım, Ayşe’ye neyin var hasta mısın diye sordu.
Ayşe, hayır öğretmenin, dün akşam geç yattım. “Şey..bilgisayarda oyun dalmışım da” dedi.
Ayşe öğretmenin anlattığı dersi hiç dinleyemiyordu. En iyisi tatlı bir şeyler yemek diye düşündü, şeker ve bir kutu kola aldı.
Ayşe’nin öğleye doğru midesi bulanmaya başladı. Öğretmeni onu doktora götürdü. Hemşire abla Ayşe’ye “Biraz dinlen, sıcak bir çorba sana iyi gelir”, dedi.
Ayşe “Biraz uyursam iyileşirim” dedi. Pijamalarını giyip yatağa uzandı. Ayşe az sonra uykusunda sesler duymaya başladı.
“Ben buna daha fazla dayanamayacağım. Yakında hepimiz iflas edeceğiz.
Haklısın arkadaşım
Doğru söylüyorsun
Bu kadar da olmaz!”
Ayşe “İyi ama siz kimsiniz” diye sordu.
Sesler “Biz senin vücudunu oluşturan organlarız. Senin sağlıklı bir çocuk olmanı istiyoruz. Ama sen bize iyi bakmıyorsun” dediler.
Organlar konuşmaya devam ettiler. “Sen dengeli beslenmiyorsun, kahvaltı yapmıyorsun. Öğle, akşam yemeğinde abur cubur yiyecekler yiyorsun” dediler. “ Sen cips, kola, şeker, çikolatadan başka şeyler yemiyorsun” dediler. “Hem süt, balık, peynir bunlar çocuklar için çok sağlıklı yiyeceklerdir” dediler.
Beyin Ayşe’ye “Senin dengeni sağlamanı, sağlıklı düşünmeni, okuduklarını anlamanı sağlayan benim. Ama bunları yapabilmem için taze kana ihtiyacım var. Oysa akciğerler bana yeterince kan yollayamıyor artık” dedi.
Akciğer söyledi “Biz ne yapalım. Taze kan için kalp kardeşimizle beraber çalışıyoruz. Ama ihtiyacımız olan oksijen ve besin maddeleri gelmiyor ki. Ayşe sürekli televizyon izliyor veya bilgisayarla oynuyor. Bunun yerine bahçeye çıksa bizde oksijen alırız. Ayşe dengeli beslense taze kan üretmemiz kolay olur” dedi.
Mide de kızgın bir şekilde “Ya ben ne yapayım. Kapağımı her açtığım da içime zararlı şeyler düşüyor. Ayşe’nin sabah ki yediği şeker ve kola dengemi bozdu. Hala kendime gelemedim” dedi.
Organlar hep bir ağızdan bağırmaya başladılar. “Haklısın, Haklısın doğru.”
Ayşe yatağından sıçrayarak uyandı. Çok yorgundu ama öğrendiklerinden mutluydu. Onlara iyi bakmalıyım dedi, kendi kendine.
Ayşe mutfağa girdi. Hemen annesinin hazırladığı sıcak çorba ve taze meyve ve sebzeleri yedi. Dengeli beslendi. Gerekli oksijeni almak ve sağlıklı olmak için caba harcadı.
Gece Konuşan Organlar
Vakit, gece yarısını geçmişti. Kalp, atışlarını yavaşlatmış; akciğer soluk alıp verme hızını düşürmüştü. Beyin ise, renkli bir rüyaya başlamıştı.
Mide:
-Of! Diye inledi. Gözümü uyku tutmuyor. Ağzıma kadar tıka basa doluyum. İçimi sıkıntılar basıyor.
Beyin, hemen uyandı:
-Ne oluyor orada? diye sordu
Karaciğer:
-Ne olacak, midenin gene uykusu kaçtı. Oburluğun sonu işte budur. Mide bu sözlerden alındı:
-Bütün suç bende mi? Diye sızlandı.
Karaciğer:
-Aldığın fazla besinlerin bana da zararı dokunuyor. Onların getirdiği maddelerle uğraşırken yorgun düşüyorum.
Toplardamar söze karıştı:
-Kanımdaki yağların oranı gene yükseldi. Geriye zorlukla dönüyorum. Karaciğerin bu yağları düzene sokması gerekirdi.
Karaciğer:
-Sen de suçu bana mı yüklüyorsun arkadaş? Dedi.
Atardamar havasız kalmıştı:
-Susun artık! Diye çıkıştı. İşime engel oluyorsunuz. Ah, biraz daha temiz hava olsaydı.
Bu sözler üzerine Akciğer, soluk alıp vermeyi hızlandırdı. Ama temiz hava bir türlü gelmiyordu.
Beyin:
-Çocuklar, dedi. Birbirinizi suçlamayı bırakın. Siz görevlerinizi yerine getirdiniz.
Karaciğer:
-Şu mide dostumuz da görevini yapsa iyi olacak doğrusu! Dedi.
Beyin, mideyi savundu:
-Bu fazla yemeklerin sorumlusu mide değil! Dedi.
Karaciğer şaşırdı:
-Kim öyleyse?
-Kim olacak, sahibimiz! Biz bir insanın organlarıyız. Onun bu akşam yemeğini fazla kaçırması, sizleri böyle uykusuz bıraktı.
Akciğer:
-Ama temiz hava da yok. Oksijensiz kaldım. Hiç böyle zorluk çekmemiştim.
Kalp:
-Gittikçe ben de kötüleşiyorum dedi.
Beyin:
-Sahibimiz fazla yemek yediğinden hemen ağırlaştı, uykuya daldı. Her akşam yemeğinden sonra yaptığı gibi, bir gezinti yapmadı. Yatak odasının pencereleri de sıkıca kapalı duruyor. Dışardaki temiz hava içeriye giremiyor.
Mide telaşlandı:
-Ne yapacağız öyleyse? Bunun bir çaresi yok mu?
Kalp:
-Onu uyandıralım, dedi.
Atardamar sordu:
-Nasıl uyandıracağız?
Beyin:
-Çok kolay dedi. Şimdi ben korkulu bir rüya göreceğim. Kalp hızlı hızlı atacak. Ter bezleri ter salgılayacak. Sahibimiz de uyanmak zorunda kalacak.
Mide sevinçle bağırdı. -Yaşasın!
Beyin: -Susun da artık rüyaya başlayayım dedi.
Bütün organlar, derin bir sessizlik içine girdiler.
Beyin, hemen bir rüya düzenledi. İnsan, rüyasında karanlık bir kuyuya düşen oğlunu kurtarmak için çırpınıyordu. Kocaman bir yılan geldi, boynuna dolandı. O sırada kalp, “güm güm” diye sesli sesli attı. Ter bezleri, yağmur gibi ter salgıladılar. Adam, korkuyla uyandı. Alnı, boynu ter içindeydi. Yataktan
heyecanla fırladı. Pencereyi açtı. Balkona çıktı. Derin derin solup alıp verdi. Sonra çocuk odasına gitti. Oğlu, mışıl mışıl uyuyordu. “Ne korkunç bir rüyaydı!” diye mırıldandı. Bir bardak maden suyu içti. Odaları dolaştı. “Galiba akşam yemeğini fazla kaçırmışım” diye düşündü.
Az sonra rahatlamış olarak yatağına yattı. Hemen uyudu, derin bir uykuya daldı.
Beyin:
-Geçmiş olsun çocuklar! Dedi. Artık biz de rahat bir uyku çekebiliriz.
Mide sevinçle bağırdı. -Yaşasın!
Beyin: -Susun da artık rüyaya başlayayım dedi.
Bütün organlar, derin bir sessizlik içine girdiler.
Beyin, hemen bir rüya düzenledi. İnsan, rüyasında karanlık bir kuyuya düşen oğlunu kurtarmak için çırpınıyordu. Kocaman bir yılan geldi, boynuna dolandı. O sırada kalp, “güm güm” diye sesli sesli attı. Ter bezleri, yağmur gibi ter salgıladılar. Adam, korkuyla uyandı. Alnı, boynu ter içindeydi. Yataktan
heyecanla fırladı. Pencereyi açtı. Balkona çıktı. Derin derin solup alıp verdi. Sonra çocuk odasına gitti. Oğlu, mışıl mışıl uyuyordu. “Ne korkunç bir rüyaydı!” diye mırıldandı. Bir bardak maden suyu içti. Odaları dolaştı. “Galiba akşam yemeğini fazla kaçırmışım” diye düşündü.
Az sonra rahatlamış olarak yatağına yattı. Hemen uyudu, derin bir uykuya daldı.
Beyin:
-Geçmiş olsun çocuklar! Dedi. Artık biz de rahat bir uyku çekebiliriz.
ALİ VE PİKNİK
Ali dersine çalışmıştı ve yorulmuştu. Bir yerlere gitmek istiyordu. Havalar sıcak olmaya başlamıştı.
Akşam olunca Ali’nin babası eve geldi. Babası Ali’ye “Yarın pikniğe gideceğiz” dedi. Ali bu haberi duyunca çok sevindi.
Ali Ayşe’ye “babam yarın bizi pikniğe götürecek, hadi pikniğe götüreceğimiz eşyaları hazırlayalım” dedi. Ayşe “Çok iyi olur” dedi.
Sabah olunca Ali’nin annesi piknik sepetini hazırlamıştı. Ali topunu aldı. Ayşe ipini aldı. Arabaya eşyaları birlikte taşıdılar.
Biraz yolculuk yaptıktan sonra, babası “Burada piknik yapacağız” dedi. Etraf çok güzeldi. Her yerde yemyeşil çimenler ve renk renk çiçekler vardı.
Ali ve Ayşe çiçeklerden topladılar. Ayşe Ali’ye bu çiçekleri ne yapacaksın dedi. Ali “Anneme vereceğim” dedi. İki kardeş hep birlikte topladıkları çiçekleri annelerine verdiler.
Ali ve Ayşe top oynarken Ali’nin ayağı taşa takıldı ve yere düştü. Yerdeki bir cam parçası Ali’nin elini kesti. Ali’nin eli kanamaya başladı.
Ali hemen annesinin yanına gitti. Annesi Ali’nin elindeki yarayı temizledi ve sargı sardı. Annesi Ali ve Ayşe’ye “Yere sakın cam atmayın çocuklar” dedi.
Ali ve Ayşe daha sonra ip atladılar ve çok yoruldular. Ali ve Ayşe “Anneciğim biz çok acıktık yemek hazır mı?” diye sordular. Annesi hemen hazırlarım dedi. Annesi hemen yemekleri hazırladı.
Hep birlikte yemeklerini yediler. Sofrayı topladıktan sonra. Ali annesine “Eline sağlık anneciğim” dedi.
Ailece çevreyi gezmeye karar verdiler. Dere kenarına geldiler. Ali “Babacığım burası çok güzel bir yer iyi ki gelmişiz” dedi.
Hava iyice kararmaya başlayınca babası “ Hazırlanın bakalım, eve gitme zamanımız geldi” dedi. Ali’nin anne ve babası eşyaları arabaya taşırken Ali ve Ayşe çevredeki çöpleri topladılar.
Ali’nin babası “Aferin çocuklar, çöplerinizi toplamışsınız. Çevrenizi bu şekilde temiz tutun” dedi.
Ali’nin anne, babası ve kız kardeşi Ayşe ve Ali arabaya hep birlikte bindiler ve piknik alanından ayrıldılar.
23 NİSAN
23 Nisan yaklaşınca bayram hazırlıkları başlamıştı. Ahmet bayraklarla süslü binaları gördü. Baba “Neden bayraklarla süslü bu binalar?” dedi. Ahmet in babası “23 Nisan çocuk bayramını yaklaşıyor onun için” dedi.
23 Nisan yaklaştığı için Ahmet in babası küçük bayraklar getirdi. Ahmet in babası Atatürk resmini salona astı. Bayrakları Atatürk resminin üstüne astı. Sabah katlığında Ahmet “Evimiz ne güzel oldu baba” dedi. Ahmet okula gitmek için hazırlandı.
Ahmet okula gitti. Okulda bayram hazırlıkları başladı. Koridordaki Atatürk köşesi bayrak ve renkli kağıtlarla süsledi. Atatürk köşesine fener ve balon astı.
Ahmet ve Zeynep sınıfa renkli kağıt, çiçek ve bayrak getirdi. Renkli kağıt çiçek ve bayraklarla sınıfı süsledi. Ahmet “Sınıfımız çok güzel oldu, Zeynep” dedi.
Öğretmen sınıfta Atatürk ve 23 Nisanla ilgili yazılar okudu. Atatürk yurdumuzu düşmanlardan kurtardı dedi. Öğretmen “Sınıfımız da 23 Nisan kutlamak için süslendi” dedi. Zil çaldı. Ahmet eve gitmek için hazırlandı.
Ahmet okul dönüşü annesinin ütü yaptığını gördü. Annesin in annesi Türk bayrağını ütülüyordu. Bayrağı ütüledi. Ahmet “Bayram günü bu bayrağı evimizin balkonuna asacağız” dedi.
Ahmet “Zeynep bugün 23 Nisan çocuk bayramı” dedi. Öğretmenleri çocukların bayramını kutladı. Şiirler okudu. Şarkılar söyledi.
Ahmet ve arkadaşları şehirden yürüyüş yaptı. İnsanlar Ahmet ve arkadaşlarını alkışladı. Bayram çok güzel oldu. Ahmet çok mutluydu onun bir bayramı vardı. İnsanlar bu bayramı kutluyordu