Yeni Cevap  Konuyu Gönder 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
GÖRME ENGELİ HAKKINDA HERSEY -1
05-05-2008, 11:46 AM
Mesaj: #1
GÖRME ENGELİ HAKKINDA HERSEY -1
--------------------------------------------------------------------------------
1. Giriş
Öğrenmelerin hemen hemen tamamı görme ve işitme duyularıyla olur. Dolayısıyla
görme organının zedelenmesi sonucunda görme işlevini yitirme öğrenmeyi etkiler.
Gören insanın bilgilerin % 85'ini görme kanalıyla aldığı tahmin edilmektedir. Ancak
bu, görme engellilerin görenlerden % 85 oranında daha az bilgi edineceği anlamına
gelmez, görme engellinin bilgi edinirken diğer duyu organlarını kullandığı anlamına
gelir. Görme engelli ağzını, dilini, kulağını, burnunu ve ellerini kullanarak bilgileri
edinir. Görme engelliler güzellik, doğa ve başkaları hakkında geliştirdikleri
duygu ve düşünceleri işitme, koklama ve dokunma duyularıyla geliştirirler. Öğretim
süreçlerinde yapılan değişikliklerle, görme engelli çocuk dokunma, işitme, koklama
ve arta kalan görme gücünü kullanarak bilgi, beceri ve bağımsız şekilde yaşamını
sürdürmeye hazırlanır.
Sınıfta, görme işlevini tamamen ya da kısmen yitirmiş bir çocuk erken farkına varıldığında
ve sağlık kurumuna sevk edildiğinde, görme düzeltilebilir. Görmesi düzeltilen
çocuk, diğer çocuklar gibi öğrenir. Ayrıca, görme engeli düzeltilemeyenlerin
öne oturtulması gibi sınıf içi düzenleme ve görsel ders etkinliklerini işitsel ve dokunsal
etkinlikler haline getirilmesi gibi öğretim sürecinde yapılan düzenlemeyle,
diğer duyu organları uyarılarak, öğrenmelerine zemin hazırlanır. Böylece, görme
engelli çocuk yaşadığı yöredeki okula gidebilir ve bulunduğu sınıftaki derslerin
amaçlarını gerçekleştirerek, yaşadığı topluma daha iyi hazırlanır ve toplumla bütünleşmesi
daha kolay olur.
2. Tanım ve Sınıflandırma
Görme engelliler körler ve az görenler olarak sınıflanır. Görme engelli denilince kör
ve az gören anlaşılır. Görme engellinin (kör ve az gören) yaygın kabul gören iki farklı
tanımı vardır. Bunlardan biri yasal, diğeri eğitsel tanımdır. Yasal tanım tıp alanında
çalışanlarca ve sosyal güvenlik kurumlarınca benimsenirken, eğitsel tanım görme
engelliler için öğretim düzenlemelerinin planlanması sırasında kullanılır. Yasal
tanım nesneldir. Eğitsel tanım özneldir.
2.1. Kör ve Az Görenin Yasal Tanımları
Yasal tanıma göre kör, tüm düzeltmelerle birlikte olağan görme gücünün 1/10'ine
yani 20/200'lik görme keskinliğine ya da daha azına sahip olan ya da görme alanı
yirmi derecelik açıyı aşmayan kişilere denir. 20/200'nin anlamı, normal görme gücüne
sahip bir kişinin 200 ayaklık (1 ayak: 0.3048 cm) uzaklıktan görebildiği bir şeyi,
görme engelli kişinin ancak 20 ayaklık uzaklıktan ya da daha yakından görmesidir.
Diğer bir deyişle, normal gören kişinin 6.1 m. den görebildiği büyüklükteki bir şeyi
yaklaşık 60 cm. den ya da daha kısa bir uzaklıktan gören ya da hiç bir uzaklıktan gö-
G Ö R M E E N G E L L İ L E R 129
A N A D O L U Ü N İ V E R S İ T E S İ
remeyen kişi, yasal tanıma göre kördür. Normal görme keskinliğine sahip olmakla
birlikte ancak anahtar deliğinden ya da kapı aralığından bakıldığında görülebildiği
kadarıyla görebilen kişi de kör olarak tanımlanır. Görüldüğü gibi, kör olarak tanımlanan
kişi, nesneleri karaltılar halinde ya da nesnelerin bir bölümünü görebilen ya
da hiç göremeyen anlamına gelir.
Yasal tanıma göre az gören, tüm düzeltmelerle birlikte görme keskinliği 20/70 ile
20/200 arasında olan kişilere denilmektedir. Bunun anlamı, normal görme gücüne
sahip bir kişinin 200 ayaklık uzaklıktan görebildiği bir şeyi az gören kişinin ancak 70
- 20 ayak arasındaki bir uzaklıktan görebilmesidir. Az gören çocuk çevresindeki
nesneleri ancak yakınına giderek ya da gözüne getirerek kısmen fark eder, çevresine
sanki kirli, buğulu ya da buzlu bir camın arkasından bakmaktadır.
2.2. Kör ve Az Görenin Eğitsel Tanımları
Görme engelinin, görmeden yararlanma ve artık görmenin nasıl kullanılacağına
ilişkin görme keskinliğine göre tanımlanması çok iyi bir yordayıcı olarak kabul edilmemektedir.
Bu yönüyle görme keskinliğine dayalı olan yasal tanım, görmenin nasıl
kullanılacağı konusunda yeterli değildir. Yasal tanıma göre kör olarak sınıflananlardan
çok azı tamamen görme keskinliğinden yoksundur. Büyük çoğunluğu artık
görme gücünden çevresini anlamada yararlanır ve önemli bir bölümü normal yazıyı
gözleriyle okuyabilir.
Körlüğün ve az görmenin yasal tanımlarındaki sınırlılıklardan dolayı eğitimciler,
körlüğün ve az görmenin eğitsel tanımlarını yeğlemektedir. Körlüğün eğitsel tanımı
şöyledir: Görme keskinliği kaybında ağır derecede etkilenmiş olup, öğretimini dokunarak
okuduğu kabartma yazıyla (Braille'le) ve konuşan kitaplardan dinleyerek sürdürmeye
gereksinimi olanlar görme engelllilerdir. Az gören ise, büyüteçlerle normal puntolu ve büyük
puntolu yazılı materyali okuyabilen görme engellilerdir. Eğitsel tanımın öznelliği, öğretim
değişkenlerinden öğrenme kanalları olan görme, işitme ve dokunmaya ölçüt
almasındandır.
Milli Eğitim Bakanlığının Özel Eğitim Okulları Yönetmeliğinde körlüğün ve az görmenin
tanımları şöyledir:
"Kör, bütün düzeltmelere rağmen iki gözle görmesi 1/10'dan aşağı olan, eğitim,
öğretim çalışmalarında görmesinden yararlanması mümkün olmayandır."
"Az gören, bütün düzeltmelere rağmen iki gözle görmesi 1/10 ile 3/10 arasında
olan ve özel bir takım araç ve yöntemler kullanmadan eğitim, öğretim çalışmalarında
görme gücünden yararlanması mümkün olmayanlardır"
Yönetmelikte yer alan bu tanımların özelliklerini, yukarıda verilen tanımların
özellikleriyle karşılaştırınız. Vardığınız sonuçları yazınız.
Konuşan Kitap: Kitapların
teybe okunmuş kasetleridir.
130 G Ö R M E E N G E L L İ L E R
A Ç I K Ö Ğ R E T İ M F A K Ü L T E S İ
3. Yaygınlık
Görme engellilerin yaygınlığı, benimsenen tanımlara ve yaş kümelerine göre farklılaşmaktadır.
Yasal tanıma göre, tüm görme engellilerin sayısının toplumun 0.15 ile
0.56 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Eğitsel tanım dikkate alındığında, kör
sayısı iki nedenden dolayı düşmektedir. İlki yetişkinlerde rastlanan bir yetersizlik
türü olmasıdır. Körlüğün okul çağındaki çocuklar arasındaki yaygınlığı, yetişkinler
arasındaki yaygınlığın onda biri kadardır. Çocuklar arasında körlük oranı % 0.1'dir.
İkincisi, yasal tanıma göre kör olarak tanımlananlardan bir bölümü normal yazıyı
okuyabildiklerinden dolayı eğitsel tanıma göre kör olarak tanımlanmamaktadır.
4. Nedenler
Görme yetersizliğine ne yol açmıştır sorusu, hepimizin ve tüm ana babaların sormuş
olduğu bir sorudur. Neden, çocuğum göremiyor? Neden, çocuğum az görüyor?
Sorulan ilk sorulardır. Çocuğun neden göremediğini öğrenmek, tekrar aynı
durumun ortaya çıkmasını önlemek için önemlidir. Ancak, neden göremediğini öğrenmenin
çocuğun nasıl yetiştirileceği ve neler yapabileceğine ilişkin yardımcı olmayacağı
bilinmelidir. Hatta, görme yetersizliğine nelerin yol açtığının sorgulanması,
sorgulayanı aklamaya, diğerlerini suçlamaya götürür ki, bunun kimseye bir
yararı olmaz. Bu nedenle, çocuğun görme yetersizliğine nelerin yol açtığı sorusu na
ilişkin kuşkular ne kadar erken yaşlarda aşılırsa, çocuğun yetişmesine o ölçüde yardımcı
olunabilir.
Çocuklar hangi nedenlerle görme engelli olurlar?
Kitabınızın ilk ünitesinde değinildiği gibi, görme yetersizliği kalıtsal olabilir. Annenin
gebeliği sırasında, kızamıkçık gibi ateşli hastalıklara yakalanma, bazı ilaçlar ve
röntgen ışınlarına maruz kalınmasıyla görme organı ve görmeyle ilgili sinirler zadelenir,
böylece görme yetersizliği oluşur. Erken doğan bebekleri yaşatabilmek için
oksijen verilir. Verilen oksijen miktarının fazla olması sonucunda retina zedelenerek,
görme yetersizliği oluşur. Doğumun güç olması görmeyle ilgili sinirleri zedelerse,
bebeğin görmesi yetersizleşir. Doğum sonrasında geçirilen ateşli hastalıklar,
kazalar ve zehirlenmeler de görme yetersizlerine yol açabilir. Doğum sonrasında
gözün ve göz sinirlerinin zedelenmesi sonucunda yine görme yetersizlikleri oluşur.
G Ö R M E E N G E L L İ L E R 131
?
A N A D O L U Ü N İ V E R S İ T E S İ
5. Temel Kavramlar
5.1. Gözün Yapısı
Gözler, burnun iki yanında kemiklerle çevrili göz çukurlarında ve göz kapakçıklarıyla
örtülüdür. Göz üç tabakadan oluşmaktadır. Dış tabaka; arkada bağ dokusu, arkadan
öne doğru kılıf gibi saran göz akı ve önde saydam tabaka. Orta tabaka; gözün
damarlı ve pigmentli tabakasıdır. İris, kirpiksi cisim ve damar tabakadan oluşmaktadır.
İç tabaka (retina); görme sinirleri, ağ tabakanın en duyarlı bölümü olan sarı
nokta koni ve çevresel retina çomak şeklindeki hücrelerden oluşmaktadır. Göz merceği
irisin arkasındadır.
5.2. İşleyişi
Göz tabakaları ışığın kırılmasını ve miktarını ayarlayarak, nesnenin ağ tabaka üzerinde
net görüntü vermesini sağlar. Saydam tabaka, yakınsak mercek rolünü üstlenerek
ışığı kırar. Saydam tabakadan kırılarak geçen ışık demeti göz sıvısından geçerken
de kırılır, irisin ortasından göz bebeğinden geçer. İris ve göz bebeği, açılarak
ve kapanarak geçecek ışık miktarını ayarlar. Nesne görüntüsü ağ tabaka üzerinde
odaklaşacak şekilde inceltilmiş ışık demeti göz merceğinden geçer. Ağ tabakası üzerine
düşen nesnenin ışıksal görüntüsü (fotonlar) ağ tabakadaki koni ve çomak hücrelerinde
kimyasal süreci başlatır. Bu sürecin sonucunda oluşan kimyasal olaylar
elektrik olaylarıyla sonuçlanır. Elektrik olayları görme sinirleri yardımıyla, beyne
taşınarak görme olayı gerçekleşir. Gözün yapısında ve işleyişindeki bozukluklar,
çeşitli görme yetersizliklerine neden olur.
6. Görme Yetersizliğinin Türleri
Göze gelen ışık demeti hatalı kırıldığında, nesnenin görüntüsü ağ tabakanın önüne
ya da/ve arkasına düşebilir. Nesnenin görüntüsünün ağ tabaka üzerine düşmemesinin
sonucu kimyasal ve elektriksel olaylar oluşmaz ve çok sık karşılaşılan görme
132 G Ö R M E E N G E L L İ L E R
Şekil 9.1: Gözün Yapısı
A Ç I K Ö Ğ R E T İ M F A K Ü L T E S İ
yetersizleri gözlenir. Nesnenin görüntüsü ağ tabaka üzerine değil de, önüne düştüğünde,
uzaktaki nesneler iyi görülememektedir, bu durum miyopi olarak bilinmektedir.
Miyopide, ağ tabakanın önüne düşen görüntünün ıraksak camlar kullanılarak,
ağ tabaka üzerine düşmesi sağlanır. Kuramsal olarak, görüntü ağ tabakanın arkasına
düştüğünde yakındaki nesneler iyi görülememektedir, bu durum hipermetropi
olarak bilinmektedir. Hipermetropide, ağ tabakanın arkasına düşen görüntünün,
yakınsak camlar kullanılarak ağ tabaka üzerine düşmesi sağlanır. Saydam tabaka
eğriliği, astigmatizmadır. Astigmatizmada, göz küre biçiminde değil, kaşığın
dışı biçimindedir. Astigmatizmada, nokta şeklindeki nesnenin görüntüsü nokta değildir.
Değişik uzaklıklara yerleşmiş birbirine dik iki çizgi şeklindedir.
Görme problemlerinden bir diğeri de göz kaslarının dengeli çalışmamasıyla ilgilidir.
Göz kaslarının dengesinin bozuk olması sonucunda şaşılık oluşmaktadır. Bu tür
problemler gözlük ve ameliyatla düzeltilebilmektedir. Bu çocuklarda rastlanabilen
göz tembellikleri erken yaşlarda iyi olan gözün kapatılması ve az gören gözün çalıştırılması
ile düzeltilebilmektedir. Görme problemlerinin önemli bir bölümünü kırılma
kusurları ve kasların dengeli çalışmaması oluşturmakla birlikte, bunlar görme
engelinin temel nedenleri değildir.
Görme engelleri glokom, katarakt, retinopati ve görme siniri atrofisi gibi durumların
sonucudur. Glokom, göz basıncının aşırı düzeyde olmasıdır. Gözdeki basınç erken
fark edilmeyip, önlem alınmadığında, görme sinirlerine kanın gitmesinin engellenmesi
sonucunda körlük ortaya çıkabilir. Katarakt ise, göz merceğinin bulutumsu
bir şekilde örtülmesi sonucunda görme netliğinin yitirilmesidir.
7. Görme Engelinin Anlamı
Zedelenmenin gözün hangi bölümünde olmasına ve etkisine bağlı olarak, görme
yetersizliğinin anlamı değişmektir. Görme engeli ya da kör terimi çocukların aynı
düzeyde gördüklerine işaret eder. Kör olarak tanımlanan çocukların kişisel yaşantılarından
kesitlere bakarak, ne kadar gördüklerini görelim.
Örneğin, Mustafa doğduğundan beri renkleri fark edememektedir. Uzağı görememektedir.
Büyüteç aracalığıyla, kısa süreyle yazıları okuyabilmektedir. Büyük harflerle
okunaklı yazılar yazabilmektedir. Fakat, yazdığı yazıları doğrudan kendisi
okuyamamaktadır. Büyük eşyalar,ı evleri, otomobilleri fark edebilmektedir. Uzaktaki
görüntüler, ağaçlar, telefon ve elektrik direkleri birer gölge olarak kendisine
yansımaktadır. Mustafa, günlük yaşamını dikkati çekmeden sürdürmektedir. Top
oynamakta, resim yapmaktadır. Ancak, renkleri ayırmasına arkadaşları yardım etmektedir.
Nardane ise, sadece tek gözüyle uzağı çok az görmektedir. Fakat bu kız çocuğu yine
de diğer çocuklar gibi hareket etmektedir. Diğer çocuklar gibi oynayan ve zıplayan
G Ö R M E E N G E L L İ L E R 133
A N A D O L U Ü N İ V E R S İ T E S İ
çok hareketli bir çocuktur. Çok yakından yazıları okuyabilmekte ve yazabilmektedir.
Ancak, binaların çatılarını ve camilerin kubbelerini yeterince görememektedir.
Arkadaşlarıyla parkta yapmış olduğu bir gezi sırasında, onları çok yakından takip
etmesine rağmen parktaki diğer seslerden dolayı arkadaşlarını bulamamıştır.
Harun, görme güçlüğü olduğunu bilmemektedir. Çevresindekiler de, çocuğun
böyle bir problemi olduğunu farketmemiştir. Günün birinde bir kar topu sağ gözüne
gelmiş ve o anda itibaren Harun yeterince görememeye başlamıştır. Bu olay sırasında
çok acı duymuştur. Doktora götürüldüğünde, sol gözüyle göremediği ve kar
topundan dolayı sağ gözüyle görme yetisini kaybettiği ortaya çıkmıştır. Sol gözündeki
bozukluğun doğuştan olması nedeniyle, gözlük ve diğer tıbbi yardımlardan
yararlanamamaktadır. Önceleri top oynarken topu ucundan tutması ve bazı eşyaları
tam kavrayamaması, sol gözünde görme güçlüğünün doğuştan olduğunu göstermesine
rağmen, farkına varılamamıştır. Bazen çocuklar yeterince göremediklerini
bilseler bile, hekimden ya da tıbbi müdahalelerden korktukları için göremediklerini
gizleyebilirler.
Çocukların yaşantılarının kesitlerinden görüldüğü gibi, kör olarak tanımlanan çocuklar
da görmektedir. Dolayısıyla çocukların görebilmelerini artırma ve artık görme
kalıntılarından yararlanmalarına fırsat verilmelidir.
8. Tanılama
Görme engelinin kesin tanısı göz hekimleri tarafından yapılmaktadır. Burada verilecek
bilgiler kesin tanının yapılabilmesi ve öğrenmeyi etkileyen görme keskinliği
yetersizliklerinin düzeyini belirlemek için öğretmenin sınıfında yapılabileceklerine
açıklık kazandırmaya yöneliktir.
Sınıfınızda Görme Engelli Çocuk Varsa Nasıl Anlarsınız?
Görme güçlüğü ne kadar erken farkına varılırsa, tedavi edilme imkanı o kadar artar.
Tedavi edilmesi olası olmadığında da, erken eğitim önlemleriyle, çocuğun daha
olumlu yaşam sürdürmesi sağlanır. Sınıfta görme engelli çocuğun fark edilmesi
amacıyla ilk olarak görme engeli belirtilerine yer verildikten sonra, görme keskinliğinin
ölçülmesi için tarama araçları olan parmak testi ve Snellen Kartı açıklanacaktır.
Görme yetersizliğinden Etkilenmiş Olmanın İpuçları
• Gözlerinin önünde bulunan ilgi çekici eşyaları takip edemeyen ya da farkına
varamayanlar
• Uzun süre aynı yere bakanlar
• Farklı bir şekilde gözlerini döndürenler
• Sık sık gözlerini ovan ve kaşıyanlar
• Gözlerini ışıktan kaçıran ve gözleri titreyenler
134 G Ö R M E E N G E L L İ L E R
?
135
A Ç I K Ö Ğ R E T İ M F A K Ü L T E S İ
• Sağa sola amaçsız uzanan ve sık sık düşenler
• Renkli bir resmin renklerini ayıramayanlar
• Gözlerinde kızarıklık ve yaşarma olanlar
• Göz bebeğinin ortasında bulanıklık ve ışık geldiğinde parlama olanlar
Gözlerde, yukarıda ki belirtilerden biri ya da bir kaçı varsa, çocuğun görme engelli
olma olasılığı yüksektir. Anne baba haberdar edilerek çocuğun hemen doktora götürülmesi
sağlanmalıdır. Çocuğun görme keskinliğinin yeterli olup olmadığından
emin olunmadığı durumda, aşağıdaki parmak testi ve sonra da Snellen Kartı kullanılabilir.
Parmak testi, kör ve az gören olarak sınıflanan görme engellilerin belirlenmesine
hizmet eder. Snellen Kartı ise, kör, az gören ve değişik düzeyde uzağı görme
problemi olan çocukların belirlenmesine hizmet eder.
8.1. Parmak Testi
Parmak testinde yer alan işlem basamakları aşağıda sıralanmıştır:
_ Çocuğu karşınıza alın.
■ Işık çocuğun arkasından gelsin.
■ Çocukla aranızdaki uzaklık 3 m. kadar olsun.
_ Elinizi kaldırarak çocuğa üç parmağınızı gösterin.
_ Çocuktan gösterdiğiniz parmak sayısı kadar parmak göstermesini isteyin.
Bu uygulama sonucunda çocuk üç parmağını gösterirse sorun yok, gösteremezse ilkin
iki parmağını sonra dört parmağınızı gösterin, çocuk yine başarılı olamazsa bu
onun görme problemi olduğunu gösterir.
8.2. Snellen Kartı
Snellen Kartı, görme keskinliğini ölçme amacıyla kullanılır. Sekiz sıra ve her sırada
farklı büyüklüklerde E harflerinden oluşmaktadır. E harflerinin büyüklükleri 15,
20, 30, 40, 70, 100 ve 200 ayaklık uzaklıklardan ayırd edilebilecek şekilde sıralanmıştır.
E harfleri karta kolları aşağıya, yukarıya, sağa ve sola bakacak şekilde yerleştirilmiştir.
Görme keskinliği ölçülürken, çocuk Kart'tan 20 ayaklık (6.1 m) uzaklığa konur ve
kendisin ve E harflerinin kollarının hangi yöne baktığı sorulur. Normal görme keskinliğine
sahip bir çocuk, bu uzaklıktan 20 ayaklık sırasındaki E harflerinin yönünü
ayırd edebilir.
Uygulamaya, çocuğa 30 ayaklık sırasındaki E haflerinin kollarının ne yöne olduğu
sorularak başlanır. Çocuk doğru yanıtlar verirse uygulamaya son verilir. Çocukta
görme sorunu yoktur. Yanlış yanıtlar verirse, bu, çocukta görme sorunu olduğunu
gösterebilir. Bu durumda uygulamaya önce 40 sonra 50 ayaklık sıralarla devam edilir.
Eğer çocuk ancak 50 ayaklık sırasındaki E harflerinin yönünü ayırd edebiliyorsa,
G Ö R M E E N G E L L İ L E R
A N A D O L U Ü N İ V E R S İ T E S İ
çocuğun büyük bir olasılıkla uzağı görme keskinliği 20/50 'dir. Yani çocuk normal
bir çocuğun 50 ayak uzaklıktan görebildiğini 20 ayak uzaklıktan görebilmektedir.
Bu durumda çocuğun sınıfta ön sıralara oturtulması gerekmektedir.
Son yıllarda, eğitimle ilgili olsun ya da olmasın bazı kurum ve kuruluşlar "20/20"
sloganını kullanmaktadırlar. Bu sloganla anlatılmak istenen sizce ne olabilir?
Okullardaki görme taramalarında Snellen Kartı yaygın olarak kullanılır. Öğrencilerin
görme keskinlikleri kabaca böylece ölçülür.
Öğrencinin okuldaki taramalarda uzağı görme keskinliğinin sınırlı olduğu anlaşılırsa,
ayrıntılı tanı ve görme keskinliğinin düzeltilmesi için aileye çocuklarını göz
hekimine götürmeleri önerilmeli, bu konuda onlara yardımcı olunmalıdır.
9. Görme Engellilerin Eğitimi
Türkiye'de görme engeliler ilköğretimlerini görme engelliler için açılmış olan gündüzlü
ve yatılı özel eğitim okullarında sürdürmektedirler. 1997-1998 öğretim yılında
görme engelliler için 10 okul bulunmaktadır. Bu okullarda öğrenimini tamamlayan
öğrenciler, görenlerin devam ettiği orta öğretim kurumlarında öğrenimlerini
sürdürebilmektedir. Günümüzde ABD ve batı avrupa ülkelerinde, görme engelliler
destek hizmet alarak ve sınıf içi düzenlemelere yer verilerek normal sınıflarda eğitimlerini
sürdürmektedirler. Normal çocuklar için uygulanan ilköğretim programı
görme engelliler için genelde uygun olmakla birlikte, program ve öğretim süreçlerinde
uyarlamalar yapılmasına gereksinim vardır.
9.1. Öğretim Süreçlerinde Uyarlamalar
Görme engellilerin derslerin amaçlarını gerçekleştirebilmeleri, içerikte değişiklik
yapmaktan çok, öğretim sunusu ve araç gereçleri kapsayan öğretim süreçlerinde
değişiklikler yapmayı gerektirmektedir. Öğretim sürecinde yapılması gerekli değişiklerden
başlıcaları; Braille-Kabarma yazı, büyük puntolu yazı ve işitmeye dayalı
öğretim materyallerinin oluşturulmasıdır. Bağımsız hareket ve günlük yaşam
becerileri okul programlarına katılması gerekli derslerdir.
9.1.1. Görme Kalıntısından Yararlanma
Görme engelli çocuklardan pek çoğunun yazıyı okuyacak kadar yeterli görme
kalıntısı vardır. Kabartma harflerle okumada karşılanan güçlüklerden dolayı ve
görme engelinin öğrenme ve çevreye uyumunu artırması nedeniyle, görme
kalıntısından yararlanma yoluna gidilir. Eskiden görme kalıntısını kullanmanın
gözde daha fazla zedelenmeye yol açacağına inanılırdı.
Δ
136 G Ö R M E E N G E L L İ L E R
?
A Ç I K Ö Ğ R E T İ M F A K Ü L T E S İ
“Kitabı göze yakın tutmak, göze, dolayısıyla görmeye zarar verir.”
“Gözleri uzun süre kullanma göze zarar verir.”
“Güçlü mercekleri olan gözlükleri kullananların okumaları, görmelerini
kullanmaları göze zarar verir.”
Günümüzde bu inanışların yanlış olduğu anlaşılmıştır. Yasal tanıma göre
kör olarak tanımlanan çocuklar görmelerini kullandıklarında, görmeleri
kötüye gideceği korkusuyla, kabartma yazıyla yazılmış materyalleri
parmaklarıyla okumak zorunda bırakılmıştır. Latin alfabesiyle yazılmış
yazının gözle okunması, Braille ile (kabartma yazıyla) yazılmış yazının dokunularak
okunmasından kolay ve hızlıdır. Görmenin kullanımının göze zarar
vermemesi ve gözle okumanın kolay ve hızlı olması nedeniyle, metinlerin yazı
puntolarının fotokopi araçlarının kullanımıyla büyütülmesi ya da büyüteçlerin
kullanılması, bunun yanısıra yazıyla zemin arasındaki zıtlıkların ayarlanması
yoluyla görme engellilerin gözle okumaları desteklenmelidir.
9.1.2. Kabartılmış Altı Nokta Braille (Okunuşu : Breyl)
19. Yüzyılda kendisi de kör olan Louis Braille, günümüzde, körlerin okuma ve
yazmada kullandığı sistemi oluşturmuştur. Kabartılmış altı nokta-Braille sistemi,
yazılı materyali okuyamayacak kadar göremeyen kişiler için dokunarak okuma
sistemidir. Parmak ucuyla duyumlanacak kabarıklıkta altı nokta soldan sağa iki ve
yukarıdan aşağıya üç noktanın oluşturduğu bir dikdörtgen biçimindedir. (Bkz. Çizelge
9.1.)
Karakterleri betimlede kolaylık sağlamak amacıyla kabartılmış noktalar soldan
aşağıya doğru 1., 2., 3. nokta ve sağdan aşağıya doğru 4., 5., 6. nokta olarak sıralanır.
Örneğin 1. noktanın, yani soldan 1. noktanın kabartılmış olması “a” harfini, 1. ve 2.
noktaların kabartılmış olması “b” harfini, 1. ve 4. noktalar “c” harfini, 1., 4. ve 5.
noktalar “d” harfini gösterir.
Braille yazıda, rakamlar için ayrı semboller yoktur. 3., 4., 5., 6. noktaların
kabartılmasından oluşan rakam işareti ara vermeden alfabedeki harf sembollerinin
başına konursa rakamlar yazılmış olur. Örneğin, rakam işareti olarak 3., 4., 5., 6.
G Ö R M E E N G E L L İ L E R 137
Çizelge 9.1: Braille Harf Örnekleri
A N A D O L U Ü N İ V E R S İ T E S İ
noktalar kabartılır ve “a” nın sembolü olan birinci nokta ara vermeden yazılacak
olursa “1” sayısı, “b” harfinin sembolü olan 1. ve 2. noktalar ara vermeden yazılacak
olursa “2” sayısı olur (Bkz. Çizelge 9.2).
Braille sisteminde sözcükler, normal ya da olduğu gibi harf harf yazılır ve sözcükler
arasında boşluk bırakılır. Örneğin, “bal al.” cümlesinde, 1., 2. - 1. - 1., 2., 3. noktalar
ara vermeden kabartılarak “bal” yazılır. Boşluk bıraktından sonra 1. - 1., 2., 3.
kabartılarak “al” yazılır ve boşluk bırakmadan nokta işareti olan 2., 5., 6. noktalar
kabartılarak cümle tamamlanmış olur.
Altı noktanın oluşturduğu her dikdörtgenin (hücrenin) içinde altmış üç değişik
karakter oluşturulabilir. Her harf ve noktalama işareti için bir hücre kullanılması
nedeniyle, bir sayfaya sınırlı sayıda cümle yazılır, kitapların hacimleri artar ve çok
yer kaplar. Bu nedenle her harfin yazılmasını gerektirmeyen sözcük kısaltmalarına
gidilmiştir. Kısaltmasız yazı sistemi alfabe, noktalama ve kompozisyon
işaretlerinden oluşur. Kısaltmalı yazı sistemi ise dilimizde yaygın olarak kullanılan
ve takıların kısaltılmasından oluşmaktadır. Örneğin, kısaltmalı sistemde “a”, yani
1. nokta “aynı” anlamına gelir.
Kabartılmış altı noktayla yazmanın iki yolu vardır. Biri kabartma yazı daktilosuyla
yazmadır. Diğeri ise tabletle yazmadır. Kabartma yazı daktilosunun altı tuşu vardır.
Her bir tuşla altı noktadan biri oluşturulur. Örneğin, daktilonun bir no'lu tuşuna
basıldığında 1. nokta kabartılır. Üç no'lu tuşa basıldığında 3. nokta kabartılır. Bir ve
iki no'lu tuşlara birlikte basıldığında ise, 1. ve 2. noktalar birlikte kabartılır. Böylece
“b” harfi yazılır.
Kabartma yazı daktilosundan taşıması daha kolay ancak kullanımı daha güç olan
tablet ve kör kalemiyle de yazı yazılabilir (Bkz. Şekil 9.1.). Tablet üst üste
tutturulmuş iki levhadan oluşur. Levhalar dikdörtgen şeklindedir. Üstteki levha sa-

Sevgi ve Bilgi Paylaştıkça Büyür
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı alıntı yap
Yeni Cevap  Konuyu Gönder 


Foruma Git:

özel eğitim dil terapisi zihinsel engelliler engelli eğitimi otizm spor zeka gelişimi müzik terapi otistik Engelliler Spor Sanat Yaşam Merkezi