Okuduğum zaman çok etkilendiğim bu mektubu sizlerle paylaşmak istiyorum. Çok ağır motor mental retarde öğrencimin, annesinin duyguları..
14 Kasım 2009 Kızım Mine’ye.. Tam yirmi yıl oldu dünyadaki beraberliğimiz..Doğduğunda anlamamıştım üzüntümden bana gelen en özel hediye olduğunu…Yağmur damlası gibi önce ince ince sonra oluk oluk girdin hayatıma...Evet sen özeldin..Kime nasip olur böylesi..Dışardaki acıyarak bakan gözlere inat ben gurur duyarak seni taşıdım yanımda..İncinmedim,eksilmedim arttım. Engelim değil yol göstericiim,hayat kaynağım oldun..Başımıza büyük bir olay gelmeden anlamıyoruz yaşam ile ölüm arasındaki ince çizgiyi.....Ben de seninle farkettim bunu…Seninle birlikte hayatın renkleri de değişti..Çaresiz hissettiğim zamanlarda sana sarıldım..Senin kokundaki büyüyle çaresizliğimi unuttum.. Bebekler hiç büyümesin isterdim çocukken,hep sevelim diye..Bundandır senin de hep bebek kalışın belki de..Kutsal emanet gibi geldin bana..Nefes aldığım sürece hep yanındayım kızım…Yürümesen de,koşmasanda,okumasan da yazmasan da bana verdiğin gülücükler ve yanımda olman nefesini duymam değer her şeye..Kimsenin tek başına sahip olamayacağı en değerli kavrama sahipsin sen ‘’SEVGİYE.’’. …Sevgiyle geldik bu günlerimize..Seni seviyorum kızım..Hep benle kal…Doğum günü kutlu olsun…
Beni bir mevsime benzetmek istersen eğer;Sonbaharım.Kimi zaman köşeden gülümseyen bir güneş olurum.Kimi zaman döne dene düşen bir yaprak.Kimi gün usul usul yağan bir yağmur olurum.Kimi gün deli deli savuran bir rüzgar.Ben SONBAHARIM.Beni bir kavrama benzetmek istersen eğer;sevgiyim.Bir bebeğin gülüşü kadar içten,güneşin doğuşu kadar sabit,gecenin rengi kadar etkileyici yaşam kadar gerçek.BEN SEVGİYİM…