Cevapla  Konu Gönder 


KAVRAM GELİŞIMİNİ HIZLANDIRACAK BECERİLER
Yazar Mesaj
klazomenai
admin
*******


Mesajlar: 1,417
Grup Administrators
Katılım: Jun 2008
Durum: Çevrimdışı
Mesaj: #1
KAVRAM GELİŞIMİNİ HIZLANDIRACAK BECERİLER

Çocuğun kelime kullanmasını arttırmak için öncelikle mümkün olduğu kadar çok isim tanıması gerekmektedir. İletişim problemi olan çocukların bir kısmı bu isimleri kullanmak için motivasyon eksikliği ile ilgili ilave bir problem de yaşamaktadırlar. Ancak çocuğu sıkınadan çalışmaları oyun haline getirerek isim hazinesini geliştirecek faaliyetler yapmak çok faydalı olacaktır.

1- OBJE TANIMA

Öncelikle çocuğun önüne tanıdığı objeler konulur. Örneğin; elma, top, şeker gibi. Orta boy bir karton kutuya da ağız şeklinde bir delik açıp renkli boyalar ile bir hayvan resmi çizelim. Ve “topu ağzma at “gibi komutlar vererek ve yeme taklitlere yaparak oyun devam ettirilir. Daha sonra bu obje grubuna yeni objelerde katarak oyun geliştirilir.

Tanıtmak için seçtiğimiz objeler yüksek bir yere dizilir ve yumuşak bir top alıp bir objenin adı söylenir. Çocuğun top ile bu oyuncağı devirmesi istenir. Objelerin ismini her defamda vurgulu bir şekilde tekrar edin ve her düşüşte çocuğun hoşuna gidecek bir şey söyleyin.

Seçtiğimiz objelerin boyuna uygun kutular bulun. Bu kutuları ters çevirerek oyuncakları içine saklayın. Sonra” top nereye gitti” deyip araya. Kutuyu aniden kaldırma “İşte top burada “diye Çocuğu heyecanlandırma

Çocuğa tanıtmak için kullandığımız gündelik objelerin yakından ve net fotoğrafları çekilir. Bu objelerin 3 tanesini masaya dizip, resimleri objenin üstüne koyup eşlemesini isteyin. Örneğin; bir diş fırçası, bir bardak, bir elma alma ve daha önceden bunların resimlerini çekmiş olun. Daha sonra bu objeleri masanın üstüne dizin ve resimleri kendi elinizde tutun. Resimleri tek isimlerini söyleyerek çocuğa verin, çocuk bu resimleri objelerle eşleştirsin.

Bu resimleri eşleme oyununun dışında da kullanabilmek için anneden de yardım istenir. Yiyecekler, giyecekler, gidilen yerler gibi bölümlere ayırıp, örneğin yiyecekleri mutfak, giyecekleri yatak odası kapısına, gidilecek yerleri de sokak kapısına asarak bu resimlerdeki obje ve yerler söz konusu olduğu zaman önce anne gösterir ve ismi de kullanır. Bir süre sonra çocuk bir şey isterken kendisi bu resimleri bir iletişim aracı olarak kullanacak hale gelsin. Çocuk için merkezimizde bir dosya hazırlanır. Bu dosyada onun ihtiyaçlarına yönelik fotoğraflar olur. Örneğin çocuk çikolata yemek istiyor ve annenin elinden tutup çikolatanın bulunduğu yere doğru götürüyorsa, anne bununla yetinmemeli ve önüne yiyecek fotoğraflarının olduğu dosyayı getirir, çikolata resmini göstermeden ona çikolata verilmez. Ya da parka gitmek istediğinde kapıya doğru yöneldiğinde daha önceden bizim hazırladığımız annenin kapını üstüne astığı gidilecek yerler fotoğraflarımdan park resmini göstermesi için çocuğa yardımcı olunur.

Kedi, köpek, kuzu, inek gibi tamdık hayvan resimlerini masaya koyalım. Daha önce karton kutudan yaptığımız, objeleri yutan hayvan da ortaya çıkarılır. Bu kutuya aslan resmi yapıştırarak aslana benzetebiliriz. Sesini taklit ettiğiniz hayvanı onun ağzımdan içeri almasını isteyin.
Daha önceden kullandığımız resimleri veya çeşitli yerlerden kestiğimiz fotoğrafları önce yiyecekler, giyecekler, hayvanlar, eşyalar olarak sınıflara ayırma Ve öncelikle iki sınıfın resimleri ile işe başlayın. Masanın üstüne yukarıdan aşağıya gelecek şekilde iki sıra oluşturarak resimleri dizin. Örneğin; bu sıralardan biri yukarıdan aşağı dizdiğiniz hayvan resimleri, hemen yanımdaki diğer sırada yine yukarıdan aşağıya doğru dizdiğiniz yiyecek resimleri olsun. Önce bir kez tümünü siz dizin. Çocuk sizi izlesin. Daha sonra her iki sıranın ilk resimlerini koyun. Bu çocuk için bir ip ucu olsun. Diğer resimleri çocuğun eline tek verin ve hangi sınıflara uygunsa o sınıfın altına koymasını isteyin. Daha sonra üçlü sınıflandırmalara geçilebilir. Bunu yaparken eğlenceli hale getirmek için çocuk resimleri elinizdeki desteden çekerken gözlerini kapatsam. Doğru yere koyduğu zaman onu heyecanlandıracak şeyler yapmaya gayret edin.

Çocuk 50 kadar kelimeyi bu oyunlarda doğru olarak tanıyabildikten sonra daha önce kullandığımız resimleri yine üçer tane olarak masaya koyun. Resimlerdeki objelerin taklidini yaparken bir yandan da fonksiyonunu söyleyerek anlatmaya çalıştığımız şeyi bulup eğitimciye vermesini isteyin. Örneğin; elinizi başımıza götürüp bir yandan şapka takar gibi yaparken bir yandan da” başımıza taktığımız şey, onu bana ver deyin “. Ya da diş fırçamsı istemek için diş fırçalama hareketi yapıp bir yandan da” dişimizi fırçaladığımız şey” deyin. Gittikçe fiziksel yardımı azaltıp yani diş fırçalama hareketini veya başa şapka koyma hareketini azaltıp sadece sözel açıklamalar ile vermesini hedefleyin.

2- RENK TANIMA

Dört ana renkten tahta boncuklar ya da mandallar alma Bu renklerle aynı renkte 4 tane de kap alın. Daha sonra başlangıç için sadece sarı ve kırmızı mandallarla sarı ve kırmızı kapları alma Kapları masanın üzerine koyun mandalları elinize alın. Çocuğa ipucu olması için kırmızı kaba bir kırmızı mandal, sarı kaba da bir sarı mandal koyun. Ne yapılacağını çocuğa bir süre gösterdikten sonra mandalları ona tek vererek renklerine göre mandalları ayırmasını isteyip Bunları basket gibi kaba atarak oynarsanız çocuğun daha çok hoşuna gidebilir. Mandalları renklerine göre ayırırken bir yandan da isimlerini söyleyin.

Renklerle ilgili başka bir etkinlik için de önce kırmızı ve sarı tahta boncuklar alın. İki tanede karton kutu temin ederek çocuk gözlerini kapattığımda bir tane boncuğu bunun altına saklayın. 0 gözünü açtığında kırmızı nerede deyin o kutuyu açarak bulsun. Bulduğu zaman hoşuna gidecek tezahüratlar yapma

Gazete ve dergilerden renkli objeler kesin. Sonra bunları renklerine göre sınıflandırarak birer dosya kâğıdıma yapıştırma

Renkli bowling lobutlarmı yere dizin topu çocuğa her verişinizde bir rengi söyleyin onu vurmaya çalışır.

Renkli karton veya plastikten tek bir şekil olarak kestiğimiz parçaları örneğin; sadece renkli kareleri yere dağınık bir şekilde dizin. Sonra sizin söylediğiniz renkteki kartonun üzerine çocuğun atlamasını isteyin. Bunu sıra ile yapın. Çocuk ta size söylesin ve siz de kartonların içine girin. Bunu gittikçe hızlandırarak bir yarışma haline getirebilirsiniz.
3- ŞEKİL TANIMA

Kırmızı bir karton alın ve bundan altışar tane kare, daire, üçgen, ve dikdörtgen kesin. Bunlardan önce kare ve daireleri ayırın. Çocuğun önüne birbiri ile eş iki ayrı kutu koyun ve birinin içine bir kare ve diğerine bir daire önceden koyarak çocuğa ne yapacağı ile ilgili ipucu verin. Daha sonra bu çocuğa tek bu karton parçalarını verin, şekillerine göre kutunun içine atarken bir yandan da isimlerini söyleyin. Bunu bir basket oyunu şekline dönüştürün. Çocuk şekilleri tanımaya başladıktan sonra teker şekillerin ismini söyleyip bunları kutuya atarak basket oyununa geçebilirsiniz.

Renkli el işi kâğıtlarımdan kestiğimiz şekilleri isimlerini söyleyerek bir araya getirin ve birtakım resimler oluşturun. Örneğin; bir kare ve üçgen bir ev yapın ya da bir daire bir üçgenden kafa ve vücut yapıp ince dikdörtgenlerden kol ve bacakları yapın.

Renkler için yerde yaptığımız oyunu aynı şekilde şekiller için de hazırlayıp yapabilirsiniz. Burada da rengi ve boyutları aynı tutup şekillere dikkat çekmeye çalışalım. Hangi şekli söylersek çocuk onun içine atlasın. Sonra o söylesin biz atlayalım.

İkişerli olarak masaya koyduğumuz şekilleri örneğin; bir daire ve bir tane kare gibi,” daire ver~~ gibi kısa cümleler kurarak isteyin. Çocuk doğru şekli size verince onu memnun edecek şeyler söyleyin ya da daha küçük çocuklar için yiyecek gibi bir ödül verin. Ancak bu şekillerin yerlerini değiştirerek de sorun. Örneğin, üçgen bir defa sağ tarafta bir defa sol tarafta olsun. Çocuk şekilleri yerlerine göre ezberleyip.

4.. ZAMİR KULLANMA

Normalde 3 yaşında tamamen doğru olarak kullanılmaya başlanan ben, sen, o zamirleri iletişim problemi olan çocuklar tarafından çok daha uzun süre doğru olarak kullanılamıya bilmektedir. Bu nedenle öncelikle isimlerden yola çıkarak (anne, baba, Ali gibi) çalışmak çocuk için daha az kafa karıştırıcı olmaktadır. Önce ailedeki bireylerin fotoğraflarını her birinde bir tek kişi olmak üzere hazırlayın. Bunların içinden çocuğun ve annenin fotoğrafını masaya koyun. Sonra kartondan yaptığınız bir ev ya da ağaca bu resimleri isimlerini söyleyerek yerleştirin. Çocuğun önce bunu serbestçe yapmasına izin verin sonra siz hangi ismi söylerseniz onu eve yerleştirsin ya da ağaca çıkarsın. Siz “ anneyi ağaca koy” deyin, o bunu yerine getirsin. Sonra” ali “yi evine koy” deyin bunu yapsın. Sonra bu ayırımı yapabilmeye başlayınca diğer aile bireylerinin resimlerini de işe katın.

Anne ve çocuğun resmini ayırıp “ Ali’nin burnunu göster” sonra” annenin burnunu göster” gibi komutlar verin. Bu iki resim üzerindeki çalışmayı tüm organlara yayıp tamamladıktan sonra babanın resmini de çalışmaya katın. Sonra resimleri ortadan kaldırıp çocuğu karşınıza alın ve resimler üstünde yaptığınız çalışmayı onun ve kendi yüzünüz üstünde yapın. Sonra ben sen zamirlerine geçin. Ama bunu çocuğa bin anda sunarsanız kafası karışabileceği için “ Fatma’nın (eğitimcinin), benim burnumu göster”, “ Ali’nin, senin burnunu göster” şeklinde komutlar verin. Bu komutlardaki isimleri her seferinde daha alçak sesle söyleyin ve gittikçe hiç kullanmayacak hale gelin. Böylece son halinde sadece “senin burnunu göster” gibi komutlar verilecektir. Bunu çocuğun hızına göre kendiniz ayarlayacaksınız.
Daha sonra çocuktan bunu sadece sorulduğunda göstermek üzere değil kendisinin de ifade edebileceği şekilde kullanmasını isteyeceksiniz. Bu çalışma iletişim problemi olan çocukların en çok zorlanarak yapacakları kısımdır. Çünkü çocuğa, onun burnunu gösterirken” bu kimin burnu” diye sorduğumuzda biraz önce aynı hareketi yaparken senin dememize rağmen şimdi çocuk” benim burnum” demesini bekleriz. Bu çalışmayı yaparken çocuğa somut ipucu vermek çok gerekli olacaktır. Bu da şu olabilir: Çocuk “ben~’ derken elini kendi göğsüne dokundururken “sen~’ derken de size dokundursun.

Zamir kullanma ile ilgili çalışmayı çocuğun kullandığı filleri de işe katarak genelleyebiliriz. Örneğin; “ sen ne yapıyorsun?” teşvik edin. Kendisi ile ilgili soruların cevaplarım doğru olarak kullanmayı öğrendikten sonra “ ben ne yapıyorum?” sorularına geçin. Bu alıştırmada da ipucu olması için bizim yaptığımız işlerden söz ederken çocuğu elini kendinize dokundurun, onun yaptığı işlerden söz ederken kendine dokunsun.

5- VAR - YOK KAVRAMI

Çocuğun çevresine karşı farkındalığını arttırmak ve bir şeyin bulunmadığı söylendiğinde sıkça karşılaşılan öfke nöbetlerini azaltmak için var —yok kavramını öğrenmesi çok önemlidir.

Bunun için daha önce kullandığımız resimli kartlar ve onlarla eşlenen küçük resimleri kullanabiliniz.

Çocuğun önüne bir kart koyun ve o karttaki resimler ile onların eşlerini ayırarak resimleri tek çocuğa gösterin. Önce hiç soru cümlesi kurmadan tek resimleri ona göstererek” araba var “, “çiçek var “gibi cümlelerle resimleri eşleştirin.

Daha sonraki seferde, ilk çalışmanın pekiştiğine inanınca kartları gösterirken hiçbir şey söylemeyin ve sadece resmi havada tutup önündeki resimde varsa onun “ araba var “, “uçak var” vs demesini bekleyin. Bunu yaparak tüm kartı yerleştirsin.

Üçüncü aşamada alçak sesle; “ araba var mı?” diye sorup, daha onun cevap vermesine fırsat vermeden siz yüksek sesle “var” deyin ve hemen arkasından yine alçak sesle sorunuzu tekrarlayın. Çocuk en son olarak yüksek sesle duyduğu “var” cevabını tekrar edecektir. Bu şekilde uygulamadığımız takdirde çocuk sorunun cevabını bilmediği için sadece sizin sorunuzu tekrarlamakla yetinebilecektir. Bu diyalog örnek olarak şöyle gelişecektir;

Eğitimci; “Araba var mı? (alçak sesle) “var” (yüksek sesle) “Araba var mı?” (çok hızlı ve alçak sesle)

Çocuk: “var”

Önce tüm kartta var olan resimleri sorun ve var cevabını almaya gayret edin.

Daha sonra kartta olmayan resimleri de işe katarak yöne önce siz örnek olun,

İlk aşamada soru sormadan tek tek resimleri havada tutun “uçak yok” deyin. Bu soyut kavram için fiziksel bir ipucu olması açısından, kartta yok olan resimleri çocuğun gözü önünde kenarda bir yere üst üste dizmeye devam edin. Bu arada “koy” kelimesini kullanmamaya çalışın. Çünkü iletişim problemi olan çocuklar “yok” ve “koy” gibi benzer
kelimeleri karıştırmaya çok eğilimlidirler. Bu iki kavramı birbirine karıştırmalarına fırsat vermemelidir.

İkinci aşamada sadece göstermek değil soru sormaya da geçebilirsiniz. Ancak bunu da sesinizi kullanarak yapabilirsiniz. Örneğin;

Eğitimci; “Uçak var mı? (alçak sesle) “yok” (yüksek sesle)
“Uçak var mı? (çok hızlı ve alçak sesle)

Çocuk; “yok”

Çocuğunuzun bu oyunu kartlar ile öğrendiğine karar verdikten sonra, başka oyunlara da genelleyebilirsiniz. Örneğin; daha önce kullandığımız kutulardan iki tanesini alıp, birinin içine bir oyuncak saklayabilirsiniz ve bir tanesini boş bırakıp oyuncağı bulmasını isteyebilirsiniz. Çocuğun gözü önünde karıştırıp sonra birini açmasını isteyip var ise var, yok ise yok diye üstünde vurgu yaparak çocuk için bunu bir oyun hale getirerek eğitimi çok güzel bir şekilde tanımlarız.


6- ZARF KULLANMA

İçinde, altında, üstünde, yanında gibi zarfları kendi cümlelerinde kullanmadan önce bu yer bildiren kelimeleri, duyduğunda anlaması gerekmektedir. Bu konu ile ilgili olarak kısa olarak birkaç etkinlik ve uygulama örneği sunacağız;

Öncelikle başka oyunlarda da kullandığımız hayvan şeklindeki karton kutuyu alıp bazı küçük oyuncakları tek tek çocuğa verelim. Ve bir yandan da “içine at” diyerek tekrar edelim. Her atışta aynı sesi çıkararak çocuğun dikkatini çekmeye çalışalım.

Sonra “içinde” tanımı pekiştirmek için başka bir kutu alalım ve bunu mesela bir basket potası gibi kullanıp çocuğun onu hedef alıp içine atmasını isteyelim. Yine her seferinde “içine at” diye tekrar edelim.

Oyuncak evi (plâj mobil ev seti )kullanarak ya da kartondan ev yaparak tek tek bütün ev eşyalarım ve bebekleri “içine koy” komutunu vererek tekrar ederek yerleştirmesini isteyin.

“içinde” tanımın öğretirken yaptığımız ilk oyundaki küçük oyuncakları tekrar alıp bu sefer bunları “ üstünde” tanımı için kullanın. Ama ev yerine başka bir obje seçin ki çocuk için ayırıcı bir ipucu olsun. Mesela bu sefer daha önce hiç kullanmadığımız bir kap alın ve ayırdığımız oyuncakları tek tek bunun üstüne koymasını” üstüne koy” diyerek her seferinde tekrar ederek isteyin. Yani böylece içinde ve üstendeki öğrenirken önce, ç-ev, üst-kap eşlemesini yaparak başlangıçta ezbere öğrenmesini sağlayın.

Daha sonra bu oyuncakları başınızın üstüne koyun. Ani ve yüksek sesler çıkararak düşürün. Sonra tek tek ona verip ve “üstüne koy” komutunu tekrar ederek sizin başınızın üstüne koymasını isteyin, ani sesler çıkarmaya devam ederek oyunu zevkli bir hale getirin.

Bu iki zamiri anlam olarak öğrendikten sonra” içinde” tanımı için ipucu olması amacı ile kullandığımız evi ve üstünde için kullandığımız kabı alın ve ikisi aynı anda çocuğun gözü önünde iken aynı oyuncakları tek tek verin ve yine ev için “içinde”, kap için “üstüne”
komutunu verin. Sonra kabı ortadan kaldırın ve sadece ev kasın tek tek oyuncakları vererek iki komutu da ev için kullanmaya başlayın.

Çocuk bu komutları karışık olarak yapabiliyorsa diğer zamirlere de geçip aynı şekilde oynamaya devam edin, Ve kelime hazinesini geliştirin,

Çocuk yukarıdaki oyunlarla 4 ya da 5 zamirde anlama becerisi geliştirdikten sonra yine yukarıda anlatılan oyunları yapıp bu sefer “nerede” diye sorabilirsiniz. Eğer bu soruya hemen cevap veremezse önce” içine koy” deyip sonra nerede diye sorun. İlk söylediğiniz cümle ona ipucu olacaktır.

Bu zamirleri objeler için kullanabilmeye başladıktan sonra çocuğu farklı durumlara sokup “neredesin?” diye sorun. “sandalyenin üstünde~~, “masanın altında” gibi durumlar yaratıp bunları söylemesine yardımcı olun. Bunu saklambaç oyunu haline getirip daha eğlenceli olmasını sağlayabilirsiniz.

Daha sonra” terliğini dolabının içine koy”, “kitabını masanın üstüne koy” gibi karışık komutlar verin. Bütün bunlardan sonra çocuk bunları özellikle gündelik hayatta çok sık karşılaştığı durumlarla pekiştirmeye çalışsın. Anne eğitimini asla unutmamalıyız.

7- EVET HAYIR KULLANMA

İletişim problemi olan pek çok çocuk kendisine sorulan soruları cevaplamakta güçlük çektiğinden bizim cümlemizi tekrar etmeyi tercih eder. Ekolali denilen bu durum her çocukta yaklaşık 3 yaşına kadar görülebilir. Ama iletişim problemi olan çocukta bu noktayı yardımsız olarak aşmak pek mümkün değildir. Gerçi çocuk için dünya daha anlamlı bir hale geldikçe soruların cevaplarım bilecek ve bizim cümlelerimizi tekrar etmek zorunda kalmayacaktır. Ama yine de çocuğa cevabını bilmediği sorulara “bilmiyorum” demeyi öğretmek, istek bildirmek için” evet-hayır” kullanmasını sağlamak uygun olacaktır.

Öncelikle çocuğa bir objeyi isteyip istemediğini sormaktansa bir durumu isteyip istemediğini sormak ve buna uygun evet hayır cevaplarım pekiştirmek daha kolay olacaktır.

Çocuğun nefret ettiği, hiç hoşlanmadığı bir durum seçin. Doğru olan cevabı vermesine yardımcı olun.

Daha sonra kesinlikle evet cevabını vereceği sorulara geçin. Bunlarda da aynen” hayır” cevabında olduğu gibi yardımsızı gittikçe azaltarak sorularınızı sormaya devam eden. Bu olumsuz sorulardan sonra gerçekten isteyeceği bir şey alın, onun gözünün önünde tutarak örneğin; “çikolata ister misin” diye sorun. Eğer buna cevap veremezse yardımcı olun. Siz “evet” deyin. 0 da tekrar etsin. Bu soruyu tekrar sorun ve siz bu sefer belki sadece dudağımızı evet şeklinde oynatarak ama söylemeden, onun evet cevabını duymalı ve gittikçe de sizden hiçbir ipucu gelmeden bu cevabı almalısınız. Ama çocuk yardımla ya da yardımsız “evet” dediği anda ona çikolatayı vermeniz gerekmektedir. Bu görsel ipuçları da kaldırıp daha sonra sadece çikolata ister misin? Sorusunu kullan.

Çocuğun bu cevapları doğru olarak algılayabilmesi için, verdiği cevaba uygun davranışlarla karşı karşıya bırakılıp sonucunu görmesi sağlanmalıdır.

8- BİLMİYORUM U KULLANMA

İletişim problemi olan çocuklar daha öncede bahsettiğimiz gibi bilmedikleri sorularla karşılaştıklarında ya soruyu tekrar etmek ya da bambaşka bir yerde duydukları alakasız bir cümle ile karşılık vermek yolunu seçebilirler. Bu konuşmayı öğrenen, ancak iletişim problemi hala devam eden pek çok çocukta en sık rastlanan durumlardan biridir. Bu konuda çocuğa yardım etmek için cevabını bilmediği sorulara “bilmiyorum” demesini öğretmek uygun olacaktır.

Bunun için önce çocuğa cevaplarını bölmediği sorular belirleyin. Örneğin; “Afrika nerededir?” “Güneş nereden doğar?”gibi sorular olabilir bunlar. Daha sonra da cevabını bildiği soruları belirleyin. “Kaç yaşındasın?” “adın ne?” gibi. Önce cevabını bilmediği sorulardan birini alçak sesle sorun ve siz bilmiyorum u yüksek sesle söyleyin. 0 da tekrar etsin. Sonra tekrar alçak sesle sorup cevabı bekleyin, bilmiyorum diyemezse siz yardımcı olun. Bu şekilde yapmakta sürekli olarak güçlük çekiyorsa yine soruyu alçak sesle sorup yüksek sesle bilmiyorum deyip o cevabı tekrar etmeden hızlı bir şekilde tekrar alçak sesle soruyu sorun. Bu diyalogu şu şekilde açıklayabilir;

Eğitimci; Güneş nereden doğar? (alçak sesle) Bilmiyorum (yüksek sesle) Güneş nereden doğar? ... (çok hızlı ve alçak sesle)

Çocuk yüksek sesle duyduğu en son sözü tekrar edeceğinden bu söz bilmiyorum olacaktır ve bu soru cevap eşleştirmesini doğru olarak tekrarladıkça sadece soruyu duyduğunda cevap verebilmesi bir zaman sonra mümkün olabilecektir.

Çocuğun sadece cevabı tekrar etmesini sağlayın. Sorunuzu tekrar ederse aniden onun sözünü kesip “hayır” deyip, sorunuzu tekrar edin. Sorma tonunuzu yükseltirken, cevap verme tonunuzu da azaltarak normale yaklaştırın. 0 normal bir ses tonu ile sorduğunuz soruya bilmiyorum demeyi öğrendikten sonra bildiği bir soruya geçin. Onun bildiği ve bilmediği sorular arasındaki farkı anlayabilmesi için mesela adın ne? Gibi bildiği soruları sormak önemlidir. Buna gerekli cevabı doğru olarak veremiyorsa siz yardımcı olun. Daha sonra da bildiği sorularla bilmediklerini karışık olarak sormak bu farkı anlamasını pekiştirebileceği gibi doğru cevap vermek becerisini arttırmak için de iyi bir alıştırma olacaktır.

06-12-2008 07:31 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
droll
Junior Member
**


Mesajlar: 1
Grup Yeni Üye
Katılım: May 2009
Durum: Çevrimdışı
Mesaj: #2
Cvp: KAVRAM GELİŞIMİNİ HIZLANDIRACAK BECERİLER

paylaşım için teşekkürler

05-30-2009 10:05 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla  Konu Gönder 

Yazdırılabilir Bir Sürümü Görüntüle
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Üye Ol | Bu Konuyu Favorilerime Ekle

Forumlar Arası Geçişi