Analar ve babalar çalma karşısında daha sert tepki gösterirler. Çünkü çalma her yerde ve her çağda yalandan daha çok ayıplanan sıklıkla da cezalandırılan bir suçtur. Bütün dinler çalmayı büyük günahlar arasında saymışlardır.
Gözlemlere göre öteberi aşırmalar beş ile sekiz yaş arasında oldukça sıktır. Mutfak masasındaki bozuk paralardan alıp köşe başındaki bakkala koşmayan çocuk yok gibidir. Bu yaşlarda parlak liralar kağıt paralardan daha çekici gelir.
Okuldaki çalmaları, bir yandan aralarına giremediği arkadaşlarından öç alma, öte yandan daha itici davranan ana babayı yaralamak amacını güdüyordu. Onlara karşı hiç açığa vurmadığı bilinç dışı öfkesi öğle güçlüydü ki içine düştüğü durumu umursamıyordu. Ancak bu duygular onda bilinçdışı suçluluk duygusu yaratıyor, bunun sonucu olarak çalarken yakalanmaya çalışıyordu. Öyle ki son kez sınıf ortasında, elini bir arkadaşının cebine daldırarak, parasını almaya kalkışmış ve yakalanmıştı. Ahmet gibi geri zekalı olmayan bir çocuk için, bu denli aptalca bir yola başvurmak, başka türlü açıklanamazdı. Ayıplanmak ve ceza görmek bir süre için, ana ve babasına karşı duyduğu kızgınlıktan ileri gelen suçluluk duygusunun yatışmasını sağlıyordu.
Çocukların ilk çalmalarında,anababaların olduğu gibi okul yöneticilerinin de çok duyarlı ve bağışlayıcı davranmaları yerinde olur. Her çalmanın yinelenmesi gerekmez. Ağır biçimde cezalandırma çalmaların sürüp gitmesine yol açar.